Her olgu zıddıyla kaimdir der filozoflar. Siyah manasını beyaz renge, gündüz ise geceye borçludur diye de bir izahat eklerler. Bu tespit özellikle EGEMENLER NEZDİNDE zemin bulmuş olacak ki, var oluşlarını hep bir düşman peyda ederek sürdürmeyi seçtiler. Yani bu tezi “düşmansız bir ideoloji yaşayamaz” şeklinde yorumladıklarını söylersek kesinlikle yanılmamış oluruz. 

Çokta gerilere gitmeye lüzum yok. Egemenlerin benzer bir anlayışla; Sovyet yayılmacılığı ve Komünizm tehdidini, nasıl bir dizayn için kullandığı herkesçe malum. Sovyetlerin yıkılmasından sonra da, planlarını başka bir hedefe yoğunlaştırmak suretiyle devam ettirdiler.  Öyle ki 1990 yılında toplanan zirvede, Margaret Thatcher’in; “Yeni Düşman İslam Dünyası” şeklinde bir doktrin ortaya atması, mevcut fotoğrafı gözler önüne seriyor.

İslam coğrafyası; sahip olduğu yeraltı kaynakları ve bulunduğu stratejik konum itibariyle, iştahlarını kabartmıştı bir kere. Buradan sağlayacakları katma değer ise yüzyıllarca sürecek bir hâkimiyetin ilanıyla matuftu. O sebeple hiç vakit kaybetmeden, uyduruk bir İslamafobia akımı başlatarak operasyonlarına meşruiyet kazandırdılar. Böylelikle kendi kamuoylarını da zinde tutmayı başardılar.

Gelinen aşamada; İslam alemi içerisinde ne terör, ne kaos, ne de zulüm hiç bitmedi maalesef. Değerlerimiz üzerinde fikri bir bunalım estirilmesi de elbette. Bunun bir çekişmeye evirilmesi ise hep aynı çerçevede seyretti.  Sonuçta “Ilımlı İslam” teorisinden başlayarak, bir anda “İsrail’e savaş açmak caiz değildir” noktasına gelindi.

***

Anlayacağınız içimizde, farklı mevki ve makamda satın aldıkları yahut bizzat kendi ürünleri kişiler iş başındaydı artık. Yoksa en son şahit olduğumuz Kudüs meselesini, onca uluslararası sözleşmeye rağmen fütursuzca dillendirilemezdi. Siz bakmayın bazılarının kınama mesajlarına. Hepsi kendi kamuoylarına yönelik sadece bir ALDATMADAN ibaret…

Bu anlamda Suud, BAE ve Mısır başta olmak üzere bazı Arap YÖNETİMLERİN, en hafif tabirle Filistin davasına sahip çıkmadığını üzülerek ifade etmek isterim. Altını çiziyorum “en hafif tabirle...” Ötesine dilim varmıyor çünkü. Nitekim BAE’ den bir generalin; “BAE ve İsrail iki kardeş, ABD ise abimiz" belirlemesi fazla söze hacet bırakmıyor.  İsrail’in; “bizim İbranice söylediklerimizi Suud, Arapça söylüyor” beyanı ise oldukça manidar.

Bizimki de laf! Bugün ittifak kurdukları çetenin, adım adım kendi ülkülerine dahi kast edeceğini henüz kavramış değiller. Oysa bunu anlamak için geçenlerde ekran karşısında geçen Netanyahu’nun, HANGİ HARİTANIN ÖNÜNDE POZ VERDİĞİNE bakmak yeterli. Zira Filistin, Mısır, Lübnan, Suriye, Irak, İran, Pakistan ve Afganistan ekseninin aynı renkle boyanması, ASIL OYUNU fazlasıyla özetliyor.  

Akıllarınca bizler başka şeylerle meşgulken, İPEKYOLU GÜZERGÂHINI paramparça ederek yerine alternatif oluşturmanın derdindiler.  Tabi böyle bir atmosferde, Arabistan’a ve BAE’ne de fatura kesilmesi işten bile sayılmaz.

***

Bu noktada Devletimizin Kudüs mevzusunu sahiplenen bir mücadelesi var ki, adeta SON KALE tanımının haklılığını ispatlıyor. Ayrıca Sn. Cumhurbaşkanımızın faklı inanıştaki muhataplarıyla da sürdürdüğü diplomasi takdire şayan… Zira her kesimin içerisinde olduğu bir kamuoyu oluşturmak, bu zorbalığa karşı etkin bir duruş sergilemek için elzem bir konu.

O cihetle dün toplanan İİT’nin, “BİR TURNUSOL KÂĞIDI” işlevi göreceği muhakkak. Detaylarına şimdilik tam olarak hâkim değiliz belki. Lakin ilerleyen günlerde, tarafların bildirideki hususlara ne kadar sadık kalacağı birçok şeyi gözler önüne serecek. Kaldı ki tarafların aksi bir duruş sergilemesi; İslam dünyasındaki yönetimlerin, halkları nezdinde sorgulanmasını da tetikleyebilir. Böylece ABD-İsrail çetesinin bölgesel ittifakları biranda çöpe gidebilir. 

Hülasa Siyonist-Evangelist ortak yapımı bu karar, her şeye rağmen kesinlikle YOK HÜKMÜNDEDİR. İslam âlemi kadar tüm vicdanlı kesimlerin, hak ve adalet zemininde birleşmesine de vesile olacaktır. En azından gidiş hat şimdilik bu minvalde seyrediyor. Gerisi ise çorap söküğü gibi gelecek…

Vesselam…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.