Hepimiz Türkiye gemisinde yaşıyoruz. Eğer bu gemi Allah korusun karaya vurursa veya batarsa hep birlikte zarar görürüz.

Şimdi medyaya bakıyorum bazı kişiler o kadar sorumsuz ki. Ülke zor duruma düşmüş, güvenliğimiz tehlike altındaymış, hiç umurlarında değil. Türkiye’yi içten çökertmeye çalışan, düşman güçlere yardım ederek ülkenin altını oyan, ellerinden gelen her kötülüğü yapmakta tereddüt göstermeyen PKK, FETÖ ve benzeri terör örgütlerinden yana olmakta beis görmüyorlar. Onlar için televizyon kanallarına çıkıp konuşuyor, yazılar yazıyor ve bildirilerin altına imzalar atıyorlar.

Ülkemizin güvenliğinin tehlikeye girip girmediğini önemsemiyorlar bile. Belli ki onların gideceği, sığınacağı yer var. Ancak kendi insanlarını hiç düşünmüyorlar.

Hâlbuki geleceğimiz için güçlü olmak zorundayız. Birinci önceliğimizin ise birlik ve beraberliğimizi korumak olması gerekiyor. Dediğim gibi bu muhteşem gemi batarsa hepimiz sulara gömülürüz. Öyle, “ne olursa olsun”, “bana ne demek” yanlıştır.

Bu tip yazarların, konuşmacıların dikkatimi çeken bir özelliği daha var: Son derece rahat yalan söylemeleri, iftira ve kara çalmanın onlar için sıradan hale gelmiş olmalarıdır. Bunu bilerek, isteyerek yapmaktadırlar.

Sonra yalanları ortaya çıkınca hiç vicdan azabı, üzüntü çekmeleri de mümkün değildir. Sanki bu davranış şekli onlar için yaşama tarzı haline gelmiştir. Sorumsuzdurlar ve insanlara karşı, topluma karşı, ülkemiz yöneticilerine karşı vurdumduymazdırlar. Yalanları ortaya saçıldıkça mahcup olmak yok, özür dilemek yok, hele pişmanlık hiç yok. Aslında inandırıcılıkları da kalmamıştır ancak neden olduğu anlaşılmaz bir şekilde yazmaya, konuşmaya devam ederler. Onlardan hesap soran da yoktur.

Maalesef onların bu yanlışlarını, tutmayan öngörülerini, hesapsız atmalarını, çirkin yakıştırmalarını önlerine koyacak, onları utandıracak araştırmacılarımız da yoktur. Bu kişiler rasgele sallamaya, yalana bıkmadan devam etmektedirler. Sorumsuzca yayınlarını sürdürmektedirler.

YAZ SAATİNE DEVAM

Ne kadar rahatlamıştık saatlerin ileri geri alınmasının kalkışıyla anlatamam. 6 ayda bir ayarlarımız bozuluyor, biyolojik saatimiz alt üst oluyordu. Normalde doğada 1-2 ayda tedricen ortaya çıkan değişiklik bir gecede yapay bir şekilde yapılıyordu ve dengemiz olumsuz etkileniyordu.

Şimdi öğreniyoruz ki Danıştay Genel Kurulu bu uygulamanın yürütmesini durdurma kararı almış. Neyse ki Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanımız Berat Albayrak yine aynı şekilde yaz saatinin uygulanmaya devam edeceğini açıklayarak yüreklerimize su serpti. Teşekkürler Sayın Bakanımız…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.