Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının kararları politik

SÖYLEŞİ: ÖZLEM DOĞAN

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının Türkiye ekonomisine yönelik kararlarının politik olduğunu ifade eden MÜSİAD Başkanı Abdurrahman Kaan, “Bu açıklamalar seçim öncesi uluslararası kamuoyunda Türkiye ekonomisine yönelik bir algı manipülasyonudur” dedi.

Türkiye 24 Haziran seçimlerine yaklaşırken ekonomideki gelişmeler; özellikle geçtiğimiz hafta dövizin hızlı yükselişi spekülatif söylemleri de beraberinde getirdi. S&P,  Fitch ve Moodys’in Türkiye ekonomisi aleyhine açıklamaları ve kredi notunu düşürmeleri seçim öncesi halkın üzerinde ‘mevcut hükümete yönelik olumsuz bir algı yaratma çabası mı veriliyor’ şeklinde yorumlandı.  Gerek büyüme hızı gerekse ithalat ve ihracatta 16 yıldır yeni bir rota çizerek ilerleyen Türkiye’nin seçim öncesi ekonomi gündemini Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Başkanı Abdurrahman Kaan’la konuştuk.

Seçim tarihi olumlu etki yarattı

24 Haziran seçimlerine yaklaşırken Türkiye’nin ekonomik tablosunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Seçimlerin öne çekilmesi ekonomiye nasıl etki etti?

Kasım 2019’da yapılması planlanan Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerinin 24 Haziran’a alınmasının siyasi belirsizlikleri ortadan kaldıracağı beklentisinin, reel sektöre yönelik ilgiyi desteklediği görüldü. Mart ayında yüzde 7,7 oranında artış kaydeden toplam ihracat hacmi, böylece yılın Ocak-Mart döneminde yüzde 8,9 oranında genişleyerek ilk çeyrekte dış talebin ekonomik büyümeye vereceği katkı için oldukça olumlu sinyaller verdi.

İşsizlik oranı grafiğini nasıl yorumluyorsunuz?

İşgücü piyasalarında da iyimser görünümün sürdüğü görülüyor. Son 1 yılda toplam istihdamın 1,2 milyon artış kaydetmesiyle yüzde 10,6 seviyesine gerileyen işsizlik oranının, önümüzdeki dönemde de genel anlamda olumlu bir grafik çizmesi bekleniyor. Bir miktar ivme kaybetse de, Türkiye ekonomisi, 2017 yılında yakaladığı güçlü büyüme performansını 2018 yılında da sürdürecektir. Tüm veriler, yılın ilk 3 ayında Türkiye ekonomisinin, yüzde 8-9 bandında büyümüş olabileceğini gösteriyor.

Ekonomik kriz söylentilerine bakıldığında kaynağının genelde batı medyası ve muhalefet olduğunu görüyoruz. Sizce bir algı operasyonu mu yürütülüyor?

Algı operasyonu etkili bir yöntem ve Batı medyası uzun yıllardır kendisi dışındaki ülkelere yönelik bu yöntemi uyguluyor.  Egemen güçlerle temel siyasi konularda çok ters düşmemeye gayret ediyorsanız ekonomik bünyenizdeki kimi yapısal sorunlar göz ardı edilir, altı çizilmez ya da fazlaca eleştirilmez. Ancak küresel güç odakları ile uluslararası ve bölgesel konularda çıkar çatışmaları ya da görüş ayrılıkları yaşıyorsanız IMF, Dünya Bankası, uluslararası sermaye çevreleri ve kredi derecelendirme kuruluşları gibi özel sermaye yapıları size karşı çok daha sert eleştiriler yöneltir.

İşlerine geldiği yönleri görüyorlar

O halde ekonomimiz aleyhine yapılan açıklamaları egemen güçlerin Türkiye’nin gelişmesinden duyduğu rahatsızlık olarak da nitelendirebiliriz…

Bahsettiğim kuruluşlar ekonomik yapımızdaki görece güçlü alanlardan söz etmezler zayıflık ya da risk faktörü olarak görülen konuların altları kalın çizgilerle çizilmeye başlarlar. Mevcut risk algısını olumsuz etkileyecek hikâyeler abartılır. Son dönemde maalesef Türkiye’nin maruz bırakıldığı süreç, tam olarak buraya tekabül etmektedir.

Beklenenden çok daha önce yaptığı açıklamayla Türkiye’nin kredi notunu düşüren S&P ile Fitch ve Moody’s’in açıklamalarını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları S&P ve Fitch Ratings’in ekonomimiz hakkında yaptığı açıklamalar bizi şaşırtmadı. Zira bu tür kuruluşlarının, birçok kritik sürecin arifesinde, Türkiye’nin aleyhine açıklamalar yaptığına daha önce de şahit olmuştuk. Üstelik bu kuruluşların yaptıkları açıklamaların, ekonomik olmaktan daha çok siyasi yorumlar taşımasına da alıştık

Türkiye’ye yönelik algı manipülasyonu yapıyorlar

Özellikle Türk lirası aleyhine söylemleri 24 Haziran seçimlerinde halk üzerinde ekonomimiz aleyhine yön verip etki edebilmenin bir yansıması mı sizce?

Bu kuruluşların Türkiye ekonomisine yönelik iddiaları, realiteden oldukça uzak, gayriciddi ve tamamıyla politik açıklamalardır. Bu açıklamaların, kritik 24 Haziran Seçimleri öncesinde, uluslararası kamuoyunda Türkiye ekonomisine yönelik bir algı manipülasyonu yapmayı amaçladığı görülüyor.

Bu kuruluşların açıkladığı notlar özellikle yabancı yatırımcıların Türkiye’ye yönelik yatırım düşüncesine nasıl etki eder?

Verdikleri notların ekonomimiz üzerindeki etkisi incelendiğinde, tutarlı bir korelasyondan söz edilemez. Nitekim ülkemize “yatırım yapılabilir” dediği bazı yıllarda ülkemizdeki doğrudan yatırımların azaldığı, “yatırım yapılamaz” dediği bazı yıllarda ise Türkiye’ye yapılan doğrudan yatırımların arttığı görüldü. Bu yüzden uluslararası kredi derecelendirme kuruluşlarının kredi notu belirleme yöntemlerinin iyi bir şekilde analiz edilmesi ve tutarlılığının sorgulanması gerekir.

Özkaynaklarımızla dönüşüm gerçekleştirmeliyiz

AK Parti’nin seçim beyannamesinde yer alan ‘Milli Teknoloji Hamlesi’ hayata geçerse Türkiye’de neleri değiştirir?

Türkiye’nin küresel ölçekte güvenli ve gelişmiş bir ülke olma iddiasını sürdürmesi için, milli teknoloji kazanma ve teknolojiye dayalı sanayileşme konusunda, yeni bir sıçrama yapması gerekiyor. Sürdürülebilir kalkınma ve küresel rekabet gücü için, üretim yeteneğini, ileri teknolojiye dayalı yüksek katma değerli ve teknolojik düzeyi daha üst seviyelere taşıyacak bir yapısal dönüşüm gerçekleştirmeliyiz ve bu dönüşümü ülkemizin öz kaynaklarıyla başarmalıyız. Çünkü orta gelir tuzağından çıkış, yalnızca milli bir sanayileşme hareketini, seferberlik anlayışı ile başlatmakla mümkün olabilir.

İhracatta Türkiye’nin şu anki durumunu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Orta ve uzun vadede güçlü büyüme performansımızı sürdürmeyi hedefliyorsak, ihracatın mutlak suretle artırılması ve dış talebin büyümeye katkısının kalıcı bir şekilde pozitife dönmesi gerekiyor. Türkiye’nin mevcut ihraç ürünleri içerisinde tarım ve gıda ürünleriyle birlikte, yüksek teknolojili ürünlerin önemi oldukça büyük. Tarım ve gıda ürünlerini, ihracatımızın daha geniş bölgelere yayılması açısından son derece önemli görüyoruz.

Yüksek teknolojili sanayide üretim şart

İhracat pazarımızı ileriye taşıyabilmek için yeni bir adımı hangi üretim alanında atmamız gerekir?

Türkiye bugün Avrupa’dan Amerika’ya kadar birçok ülkeye, geniş ürün skalasıyla gıda ürünleri ihraç ediyor. Ancak bununla kesinlikle yetinmemeli, tarım ve gıda ürünlerindeki ihracatımızı artırmak amacıyla ihracat pazarımızı geliştirmeliyiz.  Dış ticarette bugün geldiğimiz aşamada, yüksek teknolojili ürünlerin toplam ihracat içerisindeki payı ise maalesef düşük bir seviyede. Bu payı artırabilmek için yüksek teknolojili sanayilerde yatırım ve üretim ihracat odaklı olarak daha kapsamlı desteklenmeli.

Kapsamlı bir destekle ihracatçının önünün açılmasının ekonomiye yansıması nasıl olacaktır?

İhracatçımıza sağlanacak bu imkânlarla, önümüzdeki dönemde ihracatta 157,1 milyar dolarlık mevcut seviyenin de aşılacağına ve net dış talebin ekonomik büyümeye olan katkısının artacağına inanıyoruz. Yılsonunda 170 milyar doları aşan rekor bir ihracatın gerçekleşmesi mümkün görünüyor.

Yabancı medyada Türkiye ekonomisi aleyhine oluşturulan algıyı da göz önünde bulundurursak yabancı yatırımcıyı Türkiye’ye çekmek için neler yapılabilir?

Türkiye’de yatırım yapmak isteyen yerli ve yabancı yatırımcılar düne göre daha çekingenler. Zaten küresel risk iştahının da azaldığını görüyoruz. Yatırım yapacakları ülkeyi ince eleyip sık dokuyorlar. Yabancı yatırımın artırılmasına yönelik ilk akla gelen şartlar ekonomik ve siyasi istikrarın sağlanması, hukuk güvenliğinin oluşturulması ve bürokrasiyi azaltıp öngörülebilir olunmasıdır. Ancak bütün bunların tek başına yabancı yatırımlar konusunda yeterli olacağını düşünmek hata olacaktır.

Yoğun bir ticaret diplomasisi yürütülmeli

Ne yapılmalı peki?

Ülkemizin yoğun bir ticaret diplomasisi izlemesi olumlu olacaktır. Ticaret diplomasisinin dış politikanın merkezinde yer alması durumunda diğer ülkelerle olan ekonomik ilişkiler daha sağlam temeller üzerine oturacak, yeni iş ve yatırım imkânlarının değerlendirilmesi de kolaylaşacak. Ayrıca söz konusu ülkeyle siyasi bağlamda geliştirilecek ilişkilerin sağlamlaştırılmasını sağlayacak ve partner ülkedeki siyasi nüfuz alanının genişletilmesinde yeni fırsat alanları oluşturacaktır. Ekonomik gelişmelerin anlık siyasi gelişmeler ve konjonktürel şoklar karşısındaki kırılganlığını da azaltacaktır.

Gelişen ülkeler arasında son birkaç yıldır yıldızı parlayan Türkiye’nin büyüme oranını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Ekonomimiz 2017 yılının son çeyreğinde yüzde 7,3 büyürken, 2017 yılı tamamında yüzde 7,4 oranında güçlü bir GSYH büyümesi gerçekleştirdi. MÜSİAD olarak 2017 yılı geneli için yüzde 7,5 oranında bir büyüme öngörüyorduk. Bu bağlamda 2017 yılı beklenti ve öngörülerimizin gerçekleştiği bir dönem oldu. Böylece 2013 yılından beri en hızlı yıllık büyüme oranına imza atan Türkiye ekonomisi, bu performansıyla G-20 ülkeleri içerisinde 1. sırada, OECD ülkeleri arasında ise 2. ülke olmayı başardı.

Türkiye’nin istikrarlı yapısını görmezden geliyorlar

Büyüyen Türkiye’yi kredi notunu düşürenler görmek istemiyor sanırım?

Türkiye ekonomisinin güçlü ve istikrarlı yapısını görmezden gelerek ve birtakım tutarsız siyasi nedenlere dayanarak, Türkiye’nin büyüme öngörülerini düşük tutan ve hatta kredi notunu düşüren uluslararası kuruluşlara önemli bir cevap olduğunu düşünüyoruz.

MÜSİAD’ın seçim sonrası dönemde yapacağı hamleler nelerdir?

MÜSİAD olarak geleceğe yatırım yapmayı ve yeni fırsat kapıları açmayı oldukça önemsiyoruz. Ortak iş modelleri üzerindeki çalışmalarımız tüm hızıyla sürüyor. 11 Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı ile gayrimenkul yatırımlarından elde edilen geliri, yatırımcılarla paylaşmayı sağlayan bir modeli hayata geçiriyoruz. Yatırımcıların, hangi ölçekte olursa olsun, projelere ortak olabilmesinin önünü açan, projelerin finansmanı ile ülke ekonomisine katkı sağlayan ve uzun vadede, toplumsal kalkınmayı hızlandıran bir modeldir bu. Aynı zamanda, hayata geçirmek üzere önemli bir merhale kat ettiğimiz Girişim Sermayesi Fonu’yla, büyüme potansiyeli olan girişimleri veya işletmeleri, ortaklık yoluyla finanse eden bir model ortaya koyuyoruz.

Tarım ve hayvancılık sektörünü çok önemsiyoruz

Tarım alanında geliştirdiğiniz bir projeniz var mı?

Tarım ve hayvancılık sektörünü, bilhassa önemsiyoruz. Tarımsal Yatırım Fonu’yla yeni bir “tarım iş modeli” oluşturuyoruz. Çok ortaklı yapılarımızı geliştirerek, katılım bankalarının projelere ortak olmasını ve proje sahibi ile ticaret yaparak onun üzerinden kâr dağıtmasını amaçlıyoruz. Bütün bu projelerimizi, MÜSİAD Stratejik Sektörler ve Politikalar Başkanlığımız ve İş Geliştirme Komisyonumuz bünyesinde geliştiriyoruz.

Türkiye’nin son dönemde büyük önem verdiği yerli ve milli savunma sanayii konusunda bir eylem planı hazırlıyor musunuz?

Savunmayı, stratejik sektörler arasında değerlendiriyoruz. Yeni dönemde kurduğumuz Stratejik Sektörler ve Politikalar Başkanlığı’mız bünyesinde yer alan Savunma, Havacılık ve bilgi Teknolojileri Üst Kurulu öncülüğünde çeşitli çalışmalar yürütüyoruz. Mevcut sorunları tespit ederek, çözüm önerileri geliştiriyoruz ve bunları ilgili makamlarla paylaşıyoruz.

ABDURRAHMAN KAAN KİMDİR?

1967 yılında Trabzon’da doğan Abdurrahman Kaan Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi’ni bitirdi.  Kaanlar Gıda Sanayii’nde 1985’ten beri sürdürdüğü Yönetim Kurulu Üyeliği’ne devam ederken elde ettiği tecrübeyi değişen pazar taleplerine göre 1996 yılından itibaren Üretim-pazarlama-satış alanlarında değerlendirdi; iş geliştirme ve AR-GE de de üst düzey yöneticilik yaptı. Halen MÜSİAD başkanlığını yürüten evli ve üç çocuk babası Kaan orta derecede İngilizce ve iyi derecede Arapça bilmektedir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.