ÜLKELER efsaneleşen evlatlarıyla büyür, milletler kahramanlarıyla geleceğe emin adımlarla yürür. Biz tarihimizin dar zamanlarında, zor anlarında, aşılmaz zannedilen geçitlerinde kahramanlarını ortaya çıkaran, dosta ve düşmana gücünü gösteren bir ecdadın ahfadıyız. Bu geçmişte böyleydi, bugün yine gerçek budur, geleceğin hakikati de asla değişmeyecektir.

“15 Temmuz Destanı”nı yazanlar, unutulmayacak kahramanlardır. Kanlarını vatanları için feda eden şehitler ve yaralanan gazilerimiz, bu din, bu devlet, bu millet, bu bayrak ve bu vatan için kefenlerini giyip yola çıktılar. Ulubatlı Hasanlardan, Çerkez Hasanlardan, Nene Hatunlardan, Sütçü İmamlardan ilham alan Ömer Halisdemir ve bir çok isimsiz cengaver, kirli ihanet hareketini püskürttü. Kalleşliğe karşı mertliğin, korkaklığa karşı imanın, ihanete karşı namusun ve şerefin galibiyetini cihana ilan ettiler.

 

Osman Yüksel Serdengeçti (ortada) gençlik yıllarında arkadaşlarıyla.

Yenikapı'da şahlanan millet

O uzun ve aydınlık gecede, büyük zaferden sonraki vatan nöbetlerinde, tarihimizin en büyük kalabalığının toplandığı “7 Ağustos Yenikapı Mitingi”nde dirilen, uyanan, şahlanan bir milletin, ölüme meydan okuyan müminlerin zafer koşusunu seyretti herkes. Dış güdümlü FETÖ ihanet şebekesinin uşakları, bütün uyuşturulmuş mensuplarıyla birlikte intiharı seçerken aslında bir milletin uyanışına da vesile oldular.

Evet büyük ve asil bir millet, küllerinden yeniden doğdu. Tarih boyunca zaferden zafere koşan şanlı ecdadın hayırlı ve ağzı dualı torunları, Malazgirt'e, İstanbul Fethi'ne, Niğbolu'ya, Mohaç'a, Çanakkale'ye, İstiklâl Harbi'ne ve diğer galibiyetlerine yepyeni bir altın halka taktı.

Osman Yüksel Serdengeçti 1968'de Tarsus'ta Türkeş ile...

Neslimizin yiğit insanları

         Oğuz Kağan'ın, Selahaddin-i Eyyubî'nin, Sultan Alparslan'ın, Ertuğrul Gazi'nin, Osman Bey'in, Fatih'in , Yavuz'un ve Ulu Hakan'ın şerefli torunları, Bediüzzaman'ın ‘Nesl-i Cedid'i, Necip Fazıl'ın ‘Büyük Doğu Nesli', Sezai Karakoç'un ‘Diriliş Nesli', ak alınlı yiğitler meydanlara inerken mazideki kahramanlardan da ilham aldılar.

Osman Yüksel Serdengeçti, Ahmet Kabaklı ile Edebiyat Vakfı'nda..

Mehmed Âkif'in, Yahya Kemal'in, Necip Fazıl'ın, Arif Nihat Asya'nın, Orhan Şaik Gökyay'ın, Dilâver Cebeci'nin, Ömer Öztürkmen'in ve Sezai Karakoç'un mısraları dalga dalga yayıldı. Büyük şairlerimizi yeniden hatırladık, onları muhabbetle andık ve ihtişamlı şiirlerini meydanlarda en gür sâdâmızla semaya yükselttik. Farklı inançlara mensup, değişik dünya görüşlerine bağlı milyonlar, şehir meydanlarını tıka basa doldurdu. Bu muhteşem kalabalıklar içerideki hainlere korku verirken dış düşmanlarımızı da endişeye sevk etti. Sevinen mazlumlardı. Kerkük'tü, Musul'du, Bosna'ydı, Keşmir'di, Kırım'dı, Azerbaycan'dı, Türkistan'dı. Gülen bütün İslâm coğrafyası, sömürülmüş Afrika halklarıydı. Ezilmişler, mağdurlar, zencilerdi. Türkiye'nin heybetli şekilde ayağa kalkışı en çok Filistin'deki, Halep'teki, Doğu Türkistan'daki, Endonezya'daki, Pakistan'daki can kardeşlerimizi sevindirdi.

        

Osman Yüksel Serdengeçti Yücel Hacaloğlu ile...

 

Mahpusluğu tercih etti

Unutulmayan kahramanlarımızdan biri de, önümüzdeki günlerde vefatının 33'ncü yıldönümünde rahmetle, minnetle, şükranla ve muhabbetle yâd edeceğimiz büyük fikir, gönül ve ideal adamı şair ve yazar Osman Yüksel Serdengeçti'dir. O Serdengeçti ki, yeri gelmiş mahpusluğu mebusluğa tercih etmiş, kuru gürültüye pabuç bırakmayan, sadece hakkı ve hakikati haykıran, milletine âşık bir ulu alperendi. Dörtlüğünde,

Kula kul olmak için atılmadık meydana

Biz yalnız hakikate, hakka secde ederiz.

Nasıl girdiyse dava sahipleri zindana  

Bilsin ki kahpe zaman biz de öyle gireriz…

diyebilen pervasız mefkure sahibi, bir ahlak ve fazilet âbidesiydi. İnancı için zindanları gül bahçesi gibi görmüş, bundan tam 57 yıl önce “Kanlı Bahar” şiirinde âdeta günümüzü görmüş ve şunları söylemişti:

İnsanlık nâr içinde,  

Kanlı bahar içinde,

Başka âlem isteriz

Biz bu diyâr içinde…

Bunalıma düşen, buhran ırmaklarında çırpınan insanlığın ancak İslâm nuruyla kurtulabileceğine inanan Serdengeçti, Köroğlu mertliğiyle meydan okuyor:

Ben dağların oğluyum,

Tarihim, Niğbolu'yum,

 Fetih, zafer doluyum,

Deli rüzgâr içimde…

         Serdengeçti, üç kıtada at koşturmuş ecdadımızın kutlu hâtırasına sahip çıkmak isterken şanlı geçmişin şeref levhalarını görüp şöyle der:

Kosovalar, Plevneler bizsizdir  

Yosun tutmuş camilerin ıssızdır,

Boynu bükük minareler öksüzdür

Açmaz olmuş Kızanlık'ın gülleri,

 “Biz neyledik o koskoca elleri?”, “İmparatorluğa Mersiye”, Osmanlı'ya yürekten yakılmış içli ağıt, Ortadoğu'da bugün tuzak kuranlara keskin ikaz, liderlerimize ince hatırlatmadır:

Hâli görür, geleceği sezerdik,

Bir zamanlar ta Vistül'de gezerdik  

Haritayı biz kendimiz çizerdik,

Fetheyledik  deryaları, çölleri

Biz neyledik o koskoca elleri?

        

Türkiye elbette bütün zorlukları aşacaktır. Serdengeçti gibi kahramanları çocuklarımıza, gençlerimize tanıtmalıyız. Okullarımızda, belediyelerimizde, sivil toplum kuruluşlarımızda önden giden bu ruh ve fikir akıncıları birer öncü olarak tanıtılmalıdır. Bugünlerde Abdurrahim Balcıoğlu'nun Osman Yüksel Serdengeçti kitabı Mihrabad Yayınları'ndan çıktı. Kütüphanelerde bulunması gereken bu kıymetli eseri herkese tavsiye ediyorum. Gençlerimiz şairimizin şiirlerini ezberleyip topluluklara okumalı. Biz o muhteşem zaferleri mehter marşlarımızla, serhat türkülerimizde ve ilahilerimizle kazanmıştık. Bugün de milli şairlerimizin sevgisi gönüllerimizde, kutlu mısraları dillerimizde olmalıdır.

 

Bir Kahraman Bekliyoruz                                 

Kal'a gibi  dik başın bulutlarla yarışsın,

Dalga dalga saçların rüzgârlara karışsın!

Adını nakşedelim, eski-kadîm surlara

Sesini haykıralım asırdan asırlara...

***

Savletinden titresin yeniden doğu, batı,

Ve kurulsun Allah'ın ebedî saltanatı..

Ufukları kaplasın bayraklarımız al, al,

Göklere zaferimizi çizsin vahşi bir kartal!...

***

Kahramanlar büyüsün masalda dev misâli,

Eğilsin öpsün gökler canım nazlı hilâli...

Ordularım yenidenTuna'ya akın etsin!

Bir Yıldırım çıksın da uzağı yakın etsin!

***

Selâm dursun karşında bütün şerefler, şanlar!

Namını tebcil etsin, yıldızlar kehkeşanlar...

İçimde hiç sönmeyen bir fetih sevdası var.

Yavuz gibi diyorum: Bu dünya insana dar!

***

Bir sadâ duymak için sahralara düşeyim.

Helâl olsun bu yolda, varım yoğum her şeyim!...

Volkan gibi lâv atmış, ne susmuş ne sönmüşüm.

Ben bu imân uğruna çılgınlara dönmüşüm.

***

Bir dehâ bekliyoruz, gençliğe mihrap olsun,

Ruhları tutuşturan bir ateş mihrak olsun.

Sinesinde birleşsin sağa sola sapanlar,

Kahrolsun Hak dururken zorbalara tapanlar!

***

Çık, nerdesin, zuhur et! Biz seni bekliyoruz.

Yıllardır yolarında yorgun emekliyoruz…

Musa ol! Hakk'a yüksel! Tecelli et de Tûr'a.

Zulmet yıkılsın gitsin! Cihan gark olsun nura!

***

İstiyorum, yeniden bir hilkat istiyorum,

Ne hayal, ne kuruntu hakikat istiyorum.

Hakikat, hakikat, hakikat istiyorum!..

           

         Osman Yüksel Serdengeçti


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.