Bir konuda anlaşalım: Bizler balık hafızalıyız.

Bir olmakta, birlik olmakta zorluklar yaşıyoruz.

Bilinç noktasında çok eksiğimiz var.

Bilinçsiz hareket ediyoruz.

Sloganları seviyoruz.

Düşünüp bir konunun ardındaki gerçeği aramayı pek sevmiyoruz açıkçası.

İla ahirin…

Bunlar kendi kendimizi sorgularken düşünmemiz gereken şeyler.

Ama…

Ama bunları gerekçe göstererek bizi küçük göstermeye, etkisiz, güçsüz göstermeye çalışıyorlar.

Oyuna gelmeyelim.

Karşımızdakiler günlük yaşamıyor. Plan yapıyor.

Planlarını her ne şartta olursa olsun uyguluyor.

Zamana ve şartlara göre o planlarını revize edip ana yoldan sapmadan kestirmeler buluyor ve planlarını aksatmadan işlerine devam ediyorlar.

Bizim güçsüz, küçük, zayıf, unutkan olmamız onlar için bulunmaz nimet.

Hatamız yok mu? Var!

Kabul. Ancak bu böyle gidecek diye de birşey yok.

Kudüs meselesine olan ilgimizin toplumsal bilincimizi harekete geçirme noktasında çok faydalı olduğu kanaatindeyim.

Bakınız Mukaddes Belde Kudüs’ün kendine has bir bereketi vardır. Oraya giden bereketlenir.

Orayı düşünen bereketlenir.

Orayı konuşan bereketlenir.

Ben demiyorum bunu. Kur-an’ı Kerim’de geçiyor.

Kulu Muhammed'i geceleyin, Mescid-i Haram'dan kendisine bazı âyetlerimizi göstermek için, etrafını mübarek kıldığımız Mescid-i Aksâ'ya götüren Allah, her türlü noksan sıfatlardan münezzehtir. Şüphesiz ki her şeyi hakkıyla işiten, hakkıyla gören O'dur.”

Diye başlayıp İsrailoğulları’nın yaptıklarıyla devam eden İsra Suresini tekrar tekrar okuyup anlamaya çalışma zamanıdır.

Bu arada Kur-an’ı Kerim demişken size miadı dolan ve yeni dolaşıma sokulan yeni yalanlardan da bahsedeyim.

Şu aralar Müslüman dünyası ile aramıza duvar örmek için kullanılan “Araplar bizi arkadan vurdu” başlıklı yalanı söyleyen karşısında bizzat Siyonistleri bulabilir(!)

Nitekim yeni plana göre bu yalanın süresi doldu. Hatta mevcut durumda “buraların gerçek sahibi biziz” yalanını yaymaya başlayan Siyonistler “Filistinliler toprak sattı” yalanına şiddetle karşı çıkmaktalar.

Tabi bu arada bundan çok daha tehlikeli bir başka yalanı da devreye sokmuş bulunuyorlar.

Neymiş efendim Mescid-i Aksa, Kur’an’da sadece bir kez zikredilirken Tevrat’ta 667 kere adı geçiyormuş. Bu yüzden orası öncelikle Yahudi toprağıymış.

Buna da sevgili Musa Biçkioğlu’nun yanıtıyla yanıt verelim.

Biz Kudüs’ün Kur’an-ı Kerim’de bir kere geçmesine “itaat ettik” deriz. Ve teslim oluruz.

Asıl Tanrı’dan gelen emir gereği kesmen gereken inek için pazarlık yapan sana gelince…

Değil 667 defa, 667 bin defa geçse itaat yerine pazarlık yapacağını göz ardı etme.

Kudüs meselesi bizleri biraz olsun kendimize getirdi. Ama daha yolun başındayız. Bunu böyle bilin.

Bunlar koca bir İslam İmparatorluğu’nu bitirdiler. Dünyanın sesi çıkmadı.

Unutturdular. 3 maymunu oynadılar.

Biraz gözümüz açıldığında ne kadar çirkinleştiklerini hep birlikte görüyoruz.

Şimdi yazının sonunda şu soruyu önce kendime sonra da size bir kez daha sormak istiyorum.

Kudüs için kişisel planın ne?

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.