Eğitim Bakanlığı tarafından devlet okullarına dağıtılan “Laiklik Kuralları” kitapçığında, “Başörtüsü” bir “Dini Simge” olduğu gerekçesiyle yasaklanıyor…

Hatta ve hatta…

Vaziyete bakınız lütfen:

 “Uzun Etek” bile “Dini Simge” sayılıyor!..

 “Uzun Etek” bile yasaklanıyor!..

Danimarka’daki “Burka ve Peçe Yasağı”nı izlerken, böyle bir durum da geldi önümüze…

Anadolu Ajansı, 

Fransa Devlet Okulları’nda “Uzun Koyu Etek” yasağını duyurmuş!..

“Militan Lâikliğin Kâbesi” Fransa.

Ve…

 “Küresel 28 Şubat Dalgası”!..

Bir büyük dalga, önüne kattığını “yıkma azmiyle” kıyılarımıza yaklaşıyor!..

“Yıkım İttifakı”

Bu ittifakın “iki zinde unsuru”ndan yükselen “28 Şubat Marşları!”

Satır aralarına gizlenmiş mesajlar…

“Medya”larında yazılanlar ve söylenenler…

“Eğitimde 28 Şubat Zihniyetine Dönüş” sinyalleri!..

Kesintisiz Eğitim!.

“Cumhurbaşkanı Seçimi”nden ümitleri yok pek…

“Meclis’te çoğunluğu alabilirlerse…”

İşte o zaman!..

*****

Ne yaşadıysak aslında göstere göstere gelmedi mi?..

Yakın tarihe  bakalım;

12 Eylül darbesi, göstere göstere gelmedi mi?..

Ve 28 Şubat…

Onu da çok öncesinden iyice hissetmedik mi?..

Bakınız, yıl 1993..

Rahmetli Erbakan Hoca, partisinin iyice gündeme iyice yerleştiği o süreçte demişti ki;

 “(…) Anladığım kadarıyla, bu adamlar iktidara gelmemize zorluk çıkartmama kararı aldılar. Biz iktidara geldikten sonra da bizi iktidarda perişan etmeyi düşünüyorlar!”

Rahmetli, bu değerlendirmelerine Roosevelt’in bir sözünü eklemeyi de ihmal etmiyordu:

“Siyasi hayatta bir şey olmuşsa, biliniz ki bunu bir yapan vardır!”

Evet…

“Hissedilenleri”  birer birer yaşadık…

Türkiye’nin 28 Şubat darbesine ve sonrasında “kurmaca koalisyonlara” nasıl sürüklendiğini…

“Kemal Derviş Çıpası” ile nerelere, nasıl demirlendiğini hep birlikte izledik…

Geçelim…

15 Temmuz’a…

FETÖ’nün maşa olarak kullanıldığı darbe girişiminden hayli vakit önce,  “muhafazakâr gazetelerin” manşetlerine bile taşındı hazırlıklar…

Biz de yazmıştık ve yazdığımız için de hedefe yerleştirilmiştik.

Birilerinin “her türlü” ihaneti yapabileceklerini biliyorduk ve bir yerlerden de “fokur fokur” sesler geliyordu.

Geçelim…

Bugüne gelelim…

Bugün…

Ne yapmak istiyorlar, net bir şekilde görebiliyoruz…

“İslam Düşmanlığı” dalgasının Batı’da nasıl yükseldiğini ve her tarafı yıkma azmiyle üzerimize doğru nasıl geldiğini biliyoruz…

Müslümanlara saldırılar, camilere saldırılar, İslam karşıtı mitingler…

İsviçre’de cami minaresi yapmanın yasaklanması için Anayasa değişikliğine gidildiğini hatırlarsınız…

Birçok batı ülkesinde binlerce “cami kundaklama” eylemi…

Kanada’da, camideki Müslümanların katledilmesi…

Almanya’da bir “Merve”nin, hem de  İslamofobi duruşmasının görüldüğü Mahkeme’de , “terörist şıllık” diye saldıran bir “görevli” tarafından bıçaklanarak öldürülmesi…

NSU Terör Örgütü’nden cinayetler…

 “NSU’nun arka plânını aydınlatılması” yönündeki taleplerin ısrarla görmezden gelinmesi…

Müslümanlar için batının bazı cadde ve sokaklarında yürümenin bile tehlikeli hale gelmesi…

İslam ve terör kelimelerini bir arada kullanan İslam düşmanı politikacılar tarafından, “ibadet” yasaklarının kanuni alt yapısını hazırlanması…

Burka, peçe yasağı…

Hadi bunları “güvenlik için” yasaklıyorlar diyelim…

Ya başörtüsü yasağı!..

Ve hatta…

Hatta ve hatta…

Fransa Devlet Okulları’na yerleştirilmek istenilen “Uzun Koyu Etek Yasağı!..”

Ha Unutmadan…

Dahası da var:

Dahası…

Beden dersine “rapor” alarak girmeyen gençlerin ikinci kez “doktor muayenesine” tabi tutulacağı belirtiliyor kitapçıkta.

Yani…

Beden derslerine girmelerine sağlık durumları mı engel…

Yoksa…                                                                                             

Yoksa,  “Erkeklerin önünde takla atmamak için doktor raporu mu ayarlamışlar!”

Bunu bile araştırıyor el oğlu!..

(Hatırlarsınız, bizdeki 28 Şubatçılar da, bazı asker eşlerinin “niçin dans etmediklerini” tespite çalışır…

“Günah olduğu için” dansa kalkmadıkları tespit edilenlerin kocalarını kapının önüne koyarlardı.)

Evet…

Ne diyorduk;

“Küresel 28 Şubat Dalgası!”

Kestirmeden gidelim;

Bu dalga, sesini duyura duyura Türkiye’ye de gelmeye çalışıyor…

“FETÖ Tezgâhı”nın çok önemli ayaklarından birini daha önümüzdeki süreçte görme ihtimalimiz hiç de az değil!..

24 Haziran’dan  “Yerli ve Milli İradeyi Meclis’te Zayıf Düşürecek” şekilde bir sonuç çıkartabilirlerse…

 “Bazı Yapılar” üzerinden bir “irtica” fırtınası estireceklerini…

Bazı “sızdırılmış tiplerin”  ayarlanmış fiillerini öne sürerek, acayip algı operasyonları yapacaklarını kuvvetli bir şekilde “hissediyorum”!

Bunun zihni alt yapısını oluşturdular zaten;

Bu FETÖ belâsı, bütün “yapılara” aynı gözle bakmak ve hepsini bir kaba yerleştirip “potansiyel tehdit” olarak görmek gibi bir “tavrın” yaygınlaşmasına sebep oldu.

“Sapla samanın karışabilmesine” son derece müsait bir atmosfer bu!..

Yarın öbür gün…

Uzun sayılamayacak bir süre sonra…

Bazı “yapılar” üzerinden tartışmalar gündeme yerleştirilir

“Medya” geniş dilimleriyle bu tartışmayı alevlendirmekte kullanılır…

Ve…

Memleketi, “Batı kaynaklı katı laiklik uygulamalarına” sürükleyecek bir “yola” girildiği iyice görünür hale gelirse…

*****

Uyanık olmakta büyük faydalar var…

Kıymetli dostlar!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
aaa 2018-06-03 07:31:14

ne yapacaktı adamlar kesin diye bekleyeceklermiydi

Avatar
Nedim Güneş 2018-06-03 11:23:08

Sayın Yazar, gerçekten de çok önemli uyarılarda bulunmuş. Seçimler boyunca kendilerine sandık tokadı indiren bu halktan intikam almak istiyor 28 Şubat kafası.

Avatar
Ercan Güven 2018-06-03 11:50:47

tespitlerinizde son derece haklısınız. sayın erdoğan'dan başka ciddi bir mücadele eden yok gibi görünüyor ancak sonunda sayın erdoğan'ın mücadelesi de sözde kalıyor.

Avatar
Mehmet ay 2018-06-03 15:37:32

Insanlar eskisi gibi Kabila Hayati yasamiyor. Gunumuz dunyasinda bir yerde yuzlerce farkli insanlar yasiyor. Burda da dini simgeleri tasiyan insanlar olursa egitm sevyesi dusuk olan yerlerde kamplasma ve dusmanlasma cabuk olur. Su an icin bu uygulamalar gayet normaldir.

Avatar
hikmet zafer 2018-06-03 21:30:47

sözde iktidarlar muktedir olamayacak gene desene.