ABD'nin Teksas Eyaleti’nde Kilise’ye silahlı saldırı düzenleyen 26 yaşındaki Devin Patrick Kelley, 4 yıl ABD Hava Kuvvetleri’nde görev yapan, bir “İncil Öğretmeni” imiş.

“Hristiyan Terörü” mü desek!

Değil tabii…

Mesele,

“Vahşi Batı” meselesi!..

Anders Behring Breivik.

O’nu hatırlarsınız.

Batı’nın en müreffeh ülkelerinden Norveç’in Başkenti’nde, Başbakanlık Konutu'nun ve hükümet binalarının bulunduğu bölgede bombalı saldırı gerçekleştirdikten sonra, iktidar partisinin gençlik kampını kana boyayan 32 yaşındaki, “aşırı milliyetçi ve İslam düşmanı” genç!..

İnternet üzerinden sürekli olarak “Savaş Oyunları” oynarmış…

“Bu Cennet gibi adayı Cehennem’e çevireceğim!” diyerek katlediyor çocukları…

Öldüklerinden emin olmak için ikinci kez ateş ediyor!..

Silah satışında sınırlama, “Vahşi Batı”nın ürettiği katilleri durduramaz.

Breivnik, gübre kullanarak yapıyor bombasını!..

Silah üretmek için malzeme çok!..

Vahşi Batı’nın nasıl bir batağa saplandığını gösteren olaylardan biri de, “Columbine Lisesi Katliamı” adıyla ünlü.

Lise’nin Eric Harris ve Dylan Klebold isimli öğrencileri 13 kişiyi öldürüp, 24 kişiyi de yaraladıktan sonra intihar ediyorlar.

Katillerden Eric, bir “asker” çocuğu.

“Savaş oyunları”nın hastası.

Katliamdan kısa bir süre evvel günlüğüne şunları yazıyor:

"Başladığımızda kendimi Doom oynuyormuş gibi hissetmeli ve insani olan bütün duygularımı içimden söküp atmalıyım, karşıma çıkan herkesi Doom`daki canavarlar olarak görmeliyim!..”

“Savaş Oyunları” Vahşi Batı’nın keşfi, oyunlar gerçeğe dönüyor…

Batı’yı ürettiği canavarlar bitiriyor!..

Diğer katil ise...

Dylan.

Kendisiyle yakından ilgilenen, “okumuş” bir ailenin çocuğu.

Çok utangaç.

Âşık, açılamıyor bir türlü.

İçe kapanık, o da “Savaş Oyunları”na müptelâ.

Katil İkili’nin Hitmen for Hire adlı bir kısa film projeleri var;

Kısa filmde bol bol şiddet içerikli görüntülere yer veriyor, küfür ediyorlar, kameraya bağırıyorlar.

Birçok olay var, vahşet, şiddet…

Batı’nın hemen hiçbir sokağı, özellikle geceleri güvenli değil!..

Batı, “İslamcı Terör” yalanıyla çıkamaz işin içinden!..

Dahası hiç çıkamaz!..

Ürettiği canavarlara yem olmaya mahkûmdur…

“Tek Dişi Kalmış Canavar!”

Yerli ve Milli Eğitim…

Büyük Âlim Gazalî , eğitimi “yabancı ısırgan otlarından ayıklayan bahçıvan faaliyeti”ne benzetir.

Hintli Şair Tagore’ye göre;

“İnsan da ağaçlar gibi kendi toprağında boy atmalıdır. Milletin kültür kodlarına yabancı eğitim sistemleri, yaşayan ağacı kesip ambalaj sandıkları yapar, hayatı kurutur, insanı öldürür.”

Cüneyd-i Bağdâdî Hazretleri, “İlmi nereden getirirsin?”sorusuna, “Eğer bir yerlerden alıp getirmiş olsaydım, ilmime siz de erişirdiniz!” diyerek karşılık verir.

Genç neslin ömrünün en kıymetli evresini yalnızca iktibasa dayalı bir takım malûmatları tekrarlatarak tüketen bir sistem, insan şahsiyetini bozmaya hizmet eder.

Türkiye, eğitim sistemini bir yerlerden hazır alarak değil…

Öncelikle kendi medeniyet pınarını besleyen temel referanslardan faydalanarak, Anadoluluk ruhu ve millet geleneğinin derinlerinden derleyerek çıkarmalıdır.

Ezberler, taklitler, bir yerde iflas eder.

Bâyezid-i Bistâmî Hazretleri, “Zihnindeki ezberleri unutunca ilmi biten kişiye âlim denemeyeceğine” vurgu yapmaktadır.

Gereksiz malûmat yığınlarını zihinlerde istife değil; kişinin“idrak, kavrama ve sorgulama” yetilerini geliştirmeye odaklanmak gerekir.

Ezber ve tekrara dayalı bir sistemle, liyâkatli kuşaklar yetiştirilemez.

Kurtuluşunu kendini inkârda arayan, idraki başkalarının düşüncelerine perçinli, canlı cenazeler (Aytmatov’un meşhur ifadesiyle ‘mankurtlar’) yetiştirilebilir.

Çokları kendinden geriye, mal, mülk, makam, rütbe bırakmayı yeğlese de…

Bırakılabilecek en kıymetli eser, iyi yetişmiş, irfanı derin, mânâdan anlayan, kavrayış, ilham ve ahlâk çıtası yüksek insandır.

Genç kuşaklar idrakimize vurulmuş bütün zincirleri kıran, bütün asırlık yalanları boşa çıkaran, Anadolu insanını sınırlama emeli taşıyan her türlü tezgâhı yok etme istidadına sahip olarak yetiştirilmelidir.

-Ismarlama sistemlerle yetişmiş, başkalarının istediği gibi yaşayan her insan nefes alır; lâkin canı yoktur.

(Sayın Hasan Can’a teşekkürler)

TEOG GİTTİ, İYİ OLDU, AMA….

Velilerden nice soru-yorum geliyor…

Şöyle bir toparladım söylenenleri:

-Milli Eğitim Bakanı tarafından açıklanan yeni modelde, iki ana okul kategorisi var: Nitelikli okullar ve diğerleri. Nitelikli okul sayısı 600, bunlara sınavla girilecek. Bir milyon öğrencinin çok küçük bir bölümü kazanabilecek buraları.

-Çoğu veli, çocuğunun bu 600 “nitelikli” okuldan birine girebilmesini ister.

-Bunun için küçük bir ihtimal bile olsa, onu dener.

-Öğrencilerin sadece yüzde 10’u girecek değil sınava, çoğu talebe “veli zoruyla” da olsa girecek!..

-Bir milyon öğrencinin çok azı sınavı kazanabilecek.

-Diğerleri “nitelik” bakımından daha “düşük” okullarda eğitim görecek, diğer 10 bin okulda.

-Geriye kalan okulların sıralaması nasıl yapılacak?

-“Eve yakın okullardan beşini” tercih edeceksin de, bu tercihi neye göre yapacaksın?..

-Bütün okulları baştan aşağı “nitelik” durumlarına göre sıralamak gerekiyor...

-Böyle bir sıralama yapılırsa en alttakilere ayıp olmaz mı?

-Yapılmazsa, neye göre belirleyeceğiz tercih sıralamasını?

-Bu yılki sınava çok az vakit kaldı.

-Üç sene boyunca gördüğü derslerden sorumlu tutulacak çocuk; 60 soru, 90 dakika.

-“Nasılsa sınav yok, nasılsa adresime yakın yere yerleşmem garanti!” düşüncesiyle motivasyonu düşmüş çocuk bu yılki sınava nasıl hazırlanacak?

-Tercih sayısı niçin 5’le sınırlı tutuldu?

-Özellikle büyükşehirlerde çok fazla okul var, tercih sayısı arttırılamaz mı?

-Çocuk, “nitelikli” okullardan birini “tutturamaz” ise…

Ne yapacak?

-Velinin durumu müsaitse, özel okula gidecek…

Velilerin soruları beni bunaltmış durumda…

“Sınav merkezli” eğitim sistemi.

Acaba…

“Meslek Eğitimi”ni çok cazip hale getirecek tedbirler niçin hayata geçirilmez!..

Meslek okullarına bir lisanın hakkıyla öğretildiği “hazırlık sınıfları” konulsa?..

Meslek Yüksek Okulu mezunu baylara, “askerlik”te bir takım avantajlar sağlansa?..

Piyasa “ara elemana” ihtiyaç duyuyor ama “ara eleman”yetiştiren okullar “katsayı haksızlığı” çoktan giderildiği halde, hâlâ câzip değil.

Bu okullar câzip hâle getirilse, diğer okullar üzerindeki baskı azalmaz mı?..

“Evde kaybettiği yüzüğü”, ‘Böylesi daha kolay’ diye aydınlık sokakta arayan Nasrettin Hoca’nın Ruhu şâd olsun!..

Ha bu arada;

“Çocuklar İmam Hatiplere gitmeye mecbur kalacak!” diye zırvalayanlar var.

Alâkasız mevzu.

İmam Hatiplerin öğrenci bulma sıkıntısı mı var!..

“EN ÇOK, SABOTE ETMEK İSTEYENLER YARARLANACAK!..”

Yeni AKM Projesi Tanıtım Projesi Lansman Töreni’nde konuşan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan dedi ki: “İdeolojik saplantılar olmasaydı, burası çoktan bitmiş olacaktı. Dışarıdan ciddi destek alan kurumsallaşmış lobi her meselede karşımıza çıkıyor. AKM’nin yeniden inşası konusunda da sabırlı ve kararlı bir duruş sergiledik. Dikleşmedik ama dik durduk.

Hamdolsun işte bugüne geldik.

Yeni Atatürk Kültür Merkezi’nden en çok yıllardır bu projeyi sabote etmek için uğraşanların yararlanacağını da biliyorum.

Kıymetini balık bilmezse Hâlik bilir anlayışı ile hareket ediyoruz.”

Evet…

Yeni AKM’den en çok “sabote lobisi” istifade eder.

Bizlere ise…

“Yayasız Taksim”in huzuru yeter.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2017-11-07 00:19:10

Yazarımız cok güzel anlatmış kalemine ve gönlüne sağlık. ABD ve her fırsatta Bati İslamofobi yi ileri sürmekteydi bu son olaylarda ABD neler oluyor yazarımız detayıyla anlatmış ALLAH razı olsun. İnşAllah diğer gazetelerdeki yazarlarda bu konuyu işlerler özellikle batı meraklı gazateler zaten Halkımız bunları görüyor gördüğü içinde AK Parti nin oyu artarak devam ediyor.

Avatar
@SSM13ANB 2017-11-07 22:27:13

Serdar Bey'i tebrik ederim, gerçekten çok bilgilendirici bir yazı olmuş. Ellerine sağlık.