Farkında mısınız bilmem. Okumaktan, güzel şeyler yazmaktan, bin düşünüp bir söylemekten her geçen gün uzaklaşır olduk. Git gide bir şeyler yapmaktan ziyade “sosyal medya denen hem sanal, hem de sui camdan mekânda” sürekli doğru yanlış, hamasi ya da ironik bir şeyler paylaşmayı kendimize görev addeder olduk. Yanlışsa yanlış deyin!

           Benim adıma hiç mi hiç kıymeti harbiyesi bulunmayan dünya görüşü ve yaşam felsefesi ile sözüm ona devrimci mahallenin sol cenahında ömür tüketmiş namı diğer Çirkin Kral Yılmaz GÜNEY’e ait olduğu söylenen bir söz var. Bilirsiniz… “Doğru Söyleyeni Dokuz Köyden Kovarlar. O Zaman Yaşasın Onuncu Köy!” diye. Ne derece ona ait bilemem ama tumturaklı laf etmiş vesselam.

          Diyeceğim o ki bugün doğru söyleyip onuncu köyde soluğu almak niyetindeyim. Dahası bavulumu tıka basa doldurup uzun bir süre onuncu köyde kalasım var. Birçokları gibi eline geçirdiği telefonuyla kaşlarını çatıp, büzüştürdüğü dudaklarıyla netameli sözler savurup işin kolayına kaçmak hiç içimden gelmiyor. Hele ki Facebook ve de Twitter’de art arda süslü cümleler kanırtıp düşündüğüm gibi konuşmak, konuştuğum gibi yazmak niyetinde de değilim.

         Hülasa… Herkesin kendince sonuçları şöyle olsa bari diyerek dokuz doğurduğu bir seçim daha geçti gitti (veladdalin, amin). Kimisi işinin, kimisi de keyfinin bozulmasını istemedi belki. Kimisi güttüğü bir dava hürmetine kimisi de nefsinin güttüğü bir maksut aşkına bekledi 24 Haziran akşamını. Bir tarafta adamlar, adam gibi görünenler ve de adamların yanında görünen ikiyüzlü madrabazlar. Beri tarafta ise gerçek adam bizleriz diyenler, kendini adamdan sayanlar, kimin eli kimin cebinde belli belirsiz yürüyenler.

           Sözüm meclisten içeri…

            İlk sözüm herkese “değiştir” deyip de bir türlü kendilerini değiştirmeyen,  Rahmetli Erbakan Hocamızın emaneti olan Saadet Partisinin yegâne sahipleri olan dostlarla. Kaybedilen her seçim sonrası “Biz öbür dünya’da iktidara talibiz” diyerek ergen çocuklar gibi kendini avutan zevata. “Milli görüş az olmak, azınlık olmaktır…” “Kazanmak Hak’tan yana olmaktır…” Dünya sizin olsun ahrette bizim…” “Gerçek Milli Görüşçü olmak şerefinle çalışmak ve onurunla kazanmaktır” gibi laflar ederek neredeyse Saadet’e oy vermeyenleri Müslüman’ca yaşasalar dahi din düşmanı, şeref yoksunu, haksız çoğunluk, kazansalar bile ahretlerini kaybeden müflisler olarak nitelendiriyorlar ki gelinen noktada kimsenin bir diyeceği kalmamıştır.

         O kadar ki evliya bile olsanız Saadet dışında bir partiye oy verirseniz amelleriniz sevabıyla bir geçersiz hükmündedir dercesine bir anlayış akıl tutulmasından başka neyle izah edilebilir. Oysa bütün tüzüğü dünyevi tümcelerle yazılı olduğu halde partilerini dinden bir parça, verecekleri oyu da mukaddes kitaptan bir cüz olarak görmenin ötesine geçmeyen güya lahuti ama gerçekte kuru bir inattan ibaret bu şaşı bakışla güzelim parti dibe vurdu daha ne diyim. Bir şey daha var ki en korkunç olanı da o. Kendileri dışında kalan milyonlarca Müslüman’ı töhmet ve zan altında bırakan bu sözleriyle hiç karşılaşmadıkları onca müminin vebalini omuzluyorlar, yazık ki çok yazık…

            Bu yüzden öbür dünyasını kaybedenler olarak(!) bırakalım ahreti garanti olan Saadetli dostlara laf yetiştirmeyi de biz asıl meseleyle yüzleşelim isterim. Zaten öbür dünyamızı kaybetmişiz bari bu dünyamıza çeki düzen verelim(!) Sahi nedir o mesele. Öyle hayati öyle mühim bir dilemma ki görmezden geldikçe sonumuzun 2003’ten beridir AK Parti içerisinde giderek çoğalan ve her defasında Reis’in hatırına görmezden geldiğimiz, bilsek de hallerine sessiz kalıp yutkunmaktan perişan olduğumuz bir kitle var ki benim gibi milyonlarca dava delisini kahrediyor.

       En klişe tabirle ağız birliği etmişçesine Ak Parti içerisindeki AKP’liler diye nitelendirdiğimiz bu sınıf ya partiden elini çekmeli ya da Ak partili olduğunu söylemeye çekinmeli. Olmadı kendilerine bir çeki düzen vermeliler. Ya değilse 2023 yılında yapılacak başkanlık seçiminde 24 Haziran sonucunu mumla ararız benden söylemesi.

        Dur bakalım koç oğlan daha adamlar mazbatasını dahi almadan bu ne atarlı bir celallenmedir böyle diyeceksiniz belki. Ama bugünden tezi yok bu meseleye bir neşter vurmak gerek. Kim vuracak neşteri öyle ya. Başına kuş işese Reisten bilen ahmakların olduğu yerde bizim de her bir şeyi Reisten bekliyor oluşumuz biraz ahmakça olur zannımca. Zaten adamın zihni ege adalarından beter binlere bölünmüş, bir de ardını mı toplasın? Tabi ki ben vuracağım neşteri, sen vuracaksın, biz vuracağız, yani millet vuracak. Vuracak ki şimdilerde ağzı kulaklarına varanlar beş yıl sonra başını duvara vurmak zorunda kalmasınlar. Hele ki “Türkiye Türkiye’den daha büyüktür” manifestosuna inanır olduğumuz ve küllerimizden doğmaya başladığımız şu günleri görmüşken.

        Pekala, kim bu Reisçi geçinen reisten reis, kraldan kralcı AKP’ler, ne yerler, ne içerler? Kimdirler kiminle gezerler, oysa kimden yana oldukları halde kimden yana gibidirler. Tek midirler yoksa sürüyle mi hareket ederler? Bunu başlı başına bir yazıda ele almak isterim. Dahası kitap bile yazılır bu hususta. Mesela Temmuz ayının ilk haftası yazacağımız yazı bu soruların cevabı, başlığı da “İçimizdeki İrlandalılar Bir Adım Arkaya Gitsin” olsun. Sağlıcakla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
H.Geçit 2018-06-27 09:10:08

evet . kesinlikle doğru bir tespit. ellerinize sağlık.

Avatar
abdullah 2018-07-03 13:36:50

ergen avutmasi dediğiniz cümlelerin hepsi erbakan'ın sözleri varsa bir eleştiriniz bugünkü saadetlilere değil erbakan'a yapın da görüşleriniz netleşsin. biz de sizi daha iyi tanıyalım.