Dört bir yanımız ateş çemberi. Coğrafyamızda; on yıllar önce yazdıkları senaryonun, son perdesini izliyoruz. Adeta pis emellerini gerçekleştirmek amacıyla, oyun içinde oyun kurmakla meşguller. Sadece bölgemiz mi? Değil tabi ki. Eş zamanlı olarak Devletimize de göz diklerini, bilmem söylemeye gerek var mı? Zira planlarının başarıya ulaşmasını, birazda buna bağlı görüyorlar.

Nede olsa Türkiye’nin güçlenerek birde bölgesel hamiliğe soyunması, tüm kurgularının suya düşmesiyle eş değer seyrediyor. Bu bağlamda sağladığımız ittifakların, politikaların ve askeri operasyonların canlarını oldukça sıktığı inkâr edilmemeli. Beraberinde yapılan ekonomik, sosyolojik ve demokratik atılımların da elbette. Gerçi bizi caydırmak için ellerinden geleni yapmaları, birçok şeyi de özetliyor.

Takdir edersiniz ki bu bir BEKA MESELESİYDİ. Ve bundan dönmenin, Devletlerimiz için onulmaz yaralar açacağı yadsınamazdı. Ya boynumuzu büküp bize biçtikleri role rıza gösterecektik, yâda Devletimizi her alanda söz sahibi yapmak adına mücadele edecektik. Tercihimiz mi? Bunun cevabını YASİN BÖRÜLER, ÖMER HALİSDEMİRLER, MUHAMMED SAFİTÜRKLER VE NİCELERİ ÇOKTAN VERDİ BİLE…

Bu noktada karşılaştığımız hadiseleri, Milli Mücadele dönemine benzetirsek kesinlikle yanılmamış oluruz.  O sebeple de Gazi ve Asil Milletimizin; yaklaşık bir asır önce gösterdiği tutumun, bizlere açık bir örnek teşkil ettiğini söylemek mümkün. Yani her şey; ceddimizin boyun eğmeyi değil, bağımsızlık uğruna NELERİ GÖZE ALDIĞI nispette şekilleniyor. Tıpkı bugün olduğu gibi…

***

Buraya kadar olanların, çoğumuzun idrakinde olduğunu gayet iyi biliyorum. Fakat teşhisi doğru koyabilmek, mevcudun hakkıyla analiz edilmesini elzem kılıyor. Peki, nedir o teşhis? Hemen söyleyeyim. BEŞERİ AÇIDAN bu dem önümüzde beliren asıl tehlikenin, yine kendi NEFSİMİZ olduğudur kısaca… Mesela Hz. Peygamberin (sav) Tebük Gazası dönüşünde; “küçük savaştan, büyük savaşa gidiyoruz” hadisi bu perspektifte okunabilir. Büyük savaş ile içimizdeki bitmek tükenmek bilmeyen isteklerin kastedildiği ise malumunuz.

Ne alakası var demeyin! SEKÜLERLEŞME yahut başka mefhumların etkisiyle, ferdi olarak kimliğimizden uzaklaştığımız aşikâr. Bunun ise böyle bir dönemde, Millet-Devlet dayanışmasını zedelemesi işten bile sayılmaz. Neticede sanki ortalık süt limanmış gibi; refah, para, konfor vs. arzuların, değerlerimize galebe çalmadığını kim inkâr edebilir ki. 

Farkındaysanız başından beri, bir İstiklal Savaşı verdiğimizden bahsediyorum. Hem de öyle böle değil. Ekonomimize, topraklarımıza, huzurumuza…. geleceğimize göz dikenlere karşı bir mücadele söz konusu.  Hatta bunun idrakinde olduğumuzu da zikrettim.  Nitekim Devletimizin; savunduğumuz değerler uğruna, elinden gelenin fazlasını sergilediğini de… 

Hal böyleyken içimizde bir kitle var ki, bunun konforlarına, özelliklede ceplerine yansımasından oldukça şikâyetçi. Tabi bu arzu edilecek bir sonuç değil muhakkak. Ama her şeye rağmen, rahatlarından hiç ödün verme niyetinde de değil beyefendiler.  Bu manada bir de bakıyorsunuz; galiz eleştiriler şöyle dursun, “bir daha…”lı cümlelere başlayıveriyorlar insafsızca. Geriye ise iddia ettikleri değerleriyle, cepleri arasında SIRITAN bir fotoğraf kalıyor.

Sakın yanlış anlaşılmasın. Kimsenin vatan sevgisinden en ufak bir şüphemiz yoktur. Amacım; asıl mevzuyu, kavramak/ kavramamak düzleme çekmekten ibaret. Zira 15 Temmuz gecesi meydanlara inen SERDENGEÇTİLERLE, bankamatik peşinde koşanların izahı başka türlü yapılamaz. Anlayacağınız her şey öz veri, fedakârlık, kanaat gibi kavramlarda gelip düğümleniyor.

Bu minvalde münasebetsiz çıkışlarıyla, ufak hesap peşinde koşanlar katiyen sizi yanıltmasın DOSTLARIM. Çünkü geçici sıkıntılardan ziyade, birlik ve bütünlüğümüzü korumak bugün için bir VATAN GÖREVİDİR. O cihetle ileride keşke dememek adına; üzüm hoşafı ve buğday çorbasıyla, günü geçiren Çanakkale kahramanlarını unutmamalıyız. Top mermilerinin donmaması için kazağını siper eden ve bebeğini vücuduyla ısıtırken yitiren Şerife Bacıları ise asla. Daha ne diyeyim…

Vesselam…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.