Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 40. muhtarlar toplantısında sarf ettiği “Irak ve Suriye’deki Türkmenlere, Araplara nasıl bakıyorsak Kürtlere de öyle bakıyoruz. Bizim tek derdimiz terör örgütleri. Kürdüm demek en tabii hakkın ancak Kürtçülük yapmak hakkın değil; Türküm demek en tabii hakkın ancak Türkçülük yapmak hakkın değil. Çünkü bunlar bölücülüktür.” şeklindeki sözleri anlaşılan o ki bazı ırkçıları yerinden hoplatmış, beklenti ve hesaplarını alt-üst etmiştir. Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla, Lazıyla, Çerkeziyle öz kardeş gibi bir arada yaşamaya zorunlu olan bir Türkiye’de, 80 milyonun Reis-i cumhuru olan Sayın Erdoğan, etnik ve mezhepsel kavgaların alev topuna döndüğü bir coğrafyada, bazı Kürtçü çevrelerin “Erdoğan Kürtlere kızgın, Erdoğan Kürtleri ve oylarını gözden çıkarmış, milliyetçilikte MHP’yi geçmiş” şeklindeki kirli algı operasyonlarının Doğu’da yaygın bir şekilde yapıldığı bir dönemde birliği ve beraberliği sağlamak için acaba farklı olarak ne diyebilirdi?

IRKÇI SÖZLER Mİ SARFETSEYDİ?

1930’ların CHP’li Başbakanı İsmet İnönü gibi: “Bu ülkede sadece Türk etnik ulusu ırksal haklar talep etme hakkına sahiptir. Başka hiçbir ırkın böyle bir hakkı yoktur.” mu demeliydi? 1930’ların CHP’li Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt gibi: “Türk, bu ülkenin yegane efendisidir, yegane sahibidir. Saf Türk ırkından olmayanların bu memlekette tek hakları vardır; hizmetçi ve köle olma hakkı vardır” mı demeliydi? Ya da Cemal Gürsel gibi: “Bu memlekette Kürt yoktur, Kürdüm diyenin yüzüne tükürürüm” mi demeliydi? Veya CHP eski İzmir Milletvekili Birgül Ayman Güler gibi: “ Türk ulusuyla Kürt milliyeti eşit olamaz.”mı demeliydi? Daha da ötesine giderek Hüseyin Nihal Atsız gibi: “ Ermeniler, Kürtler, Çerkezler, Abhazalar, Boşnaklar, Arnavutlar, Pomaklar, Lazlar, Lezgiler, Gürcüler, Çeçenler içerideki düşmanlarımızdır” diyerek ırkçılıkta tavana mı vursaydı? Dersim isyanının ele başlarından, erken dönem Kürtçülerden Nuri DERSİM gibi: “Kürdistan deniler harabezar anayurdun istihlası için intikam! Yaşasın kahramanlar yaratan Kürt milleti, yaşasın hür ve müstakil Kürdistan” diyerek Kürtçülük damarını mı okşasaydı?

NE TÜRKÇÜLÜK, NE DE KÜRTÇÜLÜK: VATANSEVERLİK

Kimisi Türkçülük kimisi de Kürtçülük adı altında ayrılıkları körüklüyor, etnik farklılıkların sinir uçlarını kaşıyor, ırkçılık ve hamaset yapıyor. Defaaten söyledik: “Bu ülkeyi selamete çıkaracak olan, üzerimize doğru üflenen fitne ateşinden bizleri koruyacak olan kan ve ırk bağından ziyade; vatan sevgisine, samimi kardeşlik duysuna dayanacak olan “yurtseverlik” anlayışıdır. 15 Temmuzda Türkü ve Kürdü birlikte sokağa döktüren, Türkçülük veya Kürtçülük akımı değildi. “Vatanseverlik” duygusuydu. Ancak son dönemlerde kendini bu vatanın yegane sahibi gören azınlıkta da olsa azgın bir güruh türemiştir. Hiç kimse ama hiç kimse kendisini bu Cumhuriyet’in yegane sahibi olarak göremez. İstanbul’daki ne kadar bu Cumhuriyet’in sahibiyse, Edirne’deki, Trabzon’daki, Diyarbakır’daki, Van’daki, Hatay’daki de işte o kadar bu Cumhuriyet’in sahibidir. Türkiye Türkiyelilerindir. Bu ülkede farklı olanlar uzaydan gelmediler. Ana dili Kürtçe, Arapça, Çerkezce, Lazca olanlar bu ülkeye sonradan gelmediler. Bir tek kişinin dahi kendisini öz yurdunda garip, öz vatanında parya olarak hissetmesini kabul edemeyiz, buna rıza gösteremeyiz. Dilimiz ve kültürümüz farklı olsa da hepimiz bir babanın öz evlatları gibiyiz.

IRKÇILIK BU TOPRAKLARA İHANETTİR.

Türk ve Kürt kökenli vatandaşlarımız, birbirine en çok muhtaç oldukları ve her ikisini de esir etmek için uğraşan nice dış düşmanlar varken, sırf ırkçılık fikriyle birbirine yabani bakmak ve birbirini düşman telakki etmek, öyle bir felakettir ki, tarif edilemez Etnik ve mezhepsel milliyetçilik karşıt milliyetçiliği tetikliyor, tahrik ediyor. Geçmiş tarihimiz benzer acı tecrübelerle doludur. Irkçılık bu toprakların özüne ihanettir. Çanakkale’de yatan şehitlerimizin ruhuna hürmetsizliktir. Tüm etnik ve mezhepsel farklılıklara ve sorunlara rağmen öz kardeş gibi beraber yaşamaktan başka çaremiz, birlik ve samimi kardeşlikten başka çıkar yolumuz da yoktur. Müslüman olan, Allah’a iman eden kişi için ırk asla bir üstünlük veya bir övünç kaynağı değildir. Kimse kendi ırkı nedeniyle asla üstün de değildir. Allah ne Türkü ne Kürdü ne de Arabı sırf ırkından dolayı korumaz. Allah sadece iyi amel işleyen, Allah’a samimi yönelen salih kullarını korur.

KÜRDÜM AMA KÜRTÇÜ DEĞİLİM

Etnik ve mezhep temelli tüm bakış açıları ve tüm çözüm önerileri Irak ve Suriye gibi çatışma alanları doğurur. Bu coğrafya çok dilli, çok dinli, çok kültürlü renkli bir coğrafyadır. Tüm renklere ortak yaşam hakkı verildiğinde ancak huzur bulunur. Bir kimlik veya farklılık kendini baskı altında hissederse siyasallaşır, karşıt milliyetçiliği ön planda tutar, sertleşip, anarşiye kayabilir. Kürdüm ama Kürtçülük ayaklarımın altında. Aşık Veysel, Neşet Ertaş’tır benim ruh ikizim. Al bayrağım dalgalandığında tabi ki onur ve gurur duyarım. İstiklal marşı okunduğunda tabi ki yüreğim taşar, gözlerim yaşar. “Türk” benim kadimden gelmiş kader arkadaşım, can yoldaşım, kardaşım. Bundan ötesi, şeytan fitnesi.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.