Dünyayı sonsuz sanarak başladı aldanış. Bu aldanışa inananlar ve güçlü olanlar her zaman alacaklı oldu. Zayıf olana boyun bükmek ve kendisine ne takdir edilmişse ona razı olmak düştü. Böylece vicdanlar sızlamaya başladı.

Güçlü olanın haklı olduğu bir yer haline geldi dünya. Dünyada kararlar daima güçlüden yana çıkınca “vicdan” aranır oldu. Nerededir vicdan? Nedir vicdan?

“Kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişinin kendi ahlak değerleri üzerine dolaysız ve kendiliğinden yargılama yapmasını sağlayan güç.” diyor sözlük (TDK). Tanımdaki birinci yargı yerinde. Kişiyi kendi davranışları hakkında yargıda bulunmaya sevk eden irade. Bu yargılamayı yapmak ahlakî ve imanî bir sorumluluktur.

Tanımdaki ikinci yargıya gelince, kişinin kendi ahlak değerleri üzerine kendiliğinden yargılama yapması. Temel sorun da bu zaten. Ahlakî değerlerin aşındığı, eridiği, yok olmaya başladığı bir dönemde kimse kendisini yargılamıyor, yargılayamıyor. Bu durumda da “vicdan” unutuluyor. Vicdansız bir yargılamadan da “adalet” beklenilmez! Adaletin olmadığı bir toplumda da “güven “ olmaz. Demek ki “vicdan” ve “adalet” birbirini tamamlıyor. Bu iki değerin olmadığı bir toplumda huzur olmaz. İnsanlarda yalnızlık, endişe, korku, buhran bu şekilde yayılıyor. Toplumda herkesin aradığı temel değer “vicdan” oluyor böylelikle. Evet, vicdan arıyoruz!

Gözü dönmüşlük çoğaldı. Doyumsuzluk var. Bu duygulara insanî ve İslamî açıdan baktığımızda dünyanın yanlış anlaşıldığını görüyoruz. Peki, nedir dünya?

Dünya kelimesini, “Güneş sistemine bağlı gezegenlerden yer yuvarlağı, yaşadığımız âlem, yeryüzü” olarak tanımlıyoruz. Oysaki Kur’ân’da geçen “dünya” kelimesinin kökeni “dünüvv” kelimesi olup, gerek bizzat gerekse hüküm olarak “yakın olmak” anlamına gelmektedir. Dünya, evvel yani “ilk” anlamında da kullanılır. Bu anlamda kullanıldığı zaman, “son” anlamındaki “âhiret”in zıddı olmaktadır. Aslında yine burada da yakınlık anlamı mevcuttur. Daha da doğrusu dünya sona yakın, son ise ölümdür ve sonrasında bizi bekleyen ahirettir.

İşte ne olduysa dünyayı sona yakın yani ölüme yakın anlamından uzaklaştırdığımızda oldu. Dünyayı sonsuz sandık. Kur’ân’dan uzaklaştırdık. Bir son, bir ölüm olduğunu unuttukça da “vicdan” mahkemesini kuramadık. Bugün yaşadığımız toplumda ahlak ve değerler bağlamında bir çürümüşlük hâkim. Koptukça kopuyoruz ölümden. Dünyaya sarıldıkça sarılıyoruz. Köküne kadar dünyalıyız! Dünyalı biri, ölümü unutacağı ve sonu hesap etmeyeceği için vicdanlı olamaz! O yüzden vicdan arıyoruz!

Bugün dünyada mazlumlar çoğalıyor. Gelir dengesizliği artıyor. Ekonomik ve sosyal olarak derin sınıf farklılıkları orta çıkıyor. Eğitim, konut, yaşam alanları ve sosyallik bakımından değerlendirdiğimizde toplumumuzda vicdanları sızlatan manzaralar var. Dünyanın gerçek anlamından uzaklaşanlar dünyaya kazık çakmış durumda. İmar ve iskân politikalarımızdaki yanlışlık, nüfus ve buna bağlı olarak konut artışı ile yeşil alanlarımızı daraltmıştır. Dünyaya artık gökdelen çakıyoruz! Betonları delip mahzun ve masum bir bakış ile dünyaya boyun büken çiçekler, “Ey insan, vicdanın yok mu!” diyor.

Bugün “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” ama kadınlarımız tutsak. Kızlarımız tehdit altında. Suriye’de ve diğer savaş bölgelerinde kadınlarımıza işkence ve zulüm yapılıyor, namusları çiğneniyor. Doğu Guta’da her yaştan insanımız bombalanıyor. Dünya nerede! Vicdanlar nerede?

“Suriye insan hakları kuruluşlarının son verilerine göre tespit edilebilen ve tutuklanan kadın sayısı, Mart 2011’den 2017 sonuna kadar 13.581’dir. Mart 2011’den bu yana Suriye Savaşı sırasında Suriye rejim güçleri tarafından tutulan ve hâlen hapishanelerde olan kadın sayısı 6736’dır. Bu sayının 6319’u yetişkin, 417’ si kız çocuğudur.”

Bu zulme dur demek ve dünyanın dikkatini çekmek için sadece kadınlardan oluşan “Vicdan Konvoyu” yola çıkıyor. 06.03.2018 tarihinde İstanbul’dan yola çıkarak, sırayla İzmit, Sakarya, Ankara, Adana şehirlerinden geçerek Suriye sınırına ulaşılacak ve 08 Mart 2018 “Dünya Kadınlar Günü” sabahı Suriye sınırından dünyaya seslenilecek. Vicdan arıyoruz!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nizamettin Duran 2018-03-08 17:44:39

Elinize sağlık Ali Bey değişmez temelsiz değerler üzerine inşa edilen fantastik değişen değerler ile birlikte Öz denetimin vicdanın kayboluşunu ve insanlığın bunu arayışını anlatmışsınız teşekkür ediyoruz.

Avatar
Nizamettin Duran 2018-03-10 01:11:18

elinize sağlık ali bey,
değişmez değerlerin göz ardı edilerek, yerine değişen ve fantastik değerlerin inşa edilmesi sonucunda öz denetimin/vicdanın kayboluşunu ve insanlığın bunu arayışını anlatmışsınız, teşekkür