Tartışma kültürümüz son zamanlarda iyice gelişmeye başladı. Dost muhabbetleriyle başlayan birlikteliklerin bir anda alevli tartışmalara dönüşmesi an meselesi haline geldi.

Muhabbetimize diyecek yok. En küçük ortamlarda bile ne yapıp edip muhabbet halkasını oluşturabilecek bir alt yapımız var. Sohbet etmek, cümlelerin açtığı yolda dostluklar kurmak bizim geleneğimizin bir parçası.

Sözlü edebiyatımızın kaynağını oluşturan dost meclislerinde anlatılan hikâyeler, destanlar, menkıbeler sadece anlatıldığı ile kalmayıp aynı zamanda bir mektep işlevi görerek gönüller yapıp gönüller onaran bir yapıya da sahipti.

Yakın zamanlara kadar köylerdeki köy odaları da sohbetin, muhabbetin demlendiği mekânlardı. Konuşulur, halleşilir ama gönül kırılmazdı bu meclislerde.

Değerlerimizi yitirmeye başladıkça, geçmişle ve kendimizle olan bağlarımız tek tek kopmaya başladıkça elimizden kayıp giden aslında bizzat bizi ayakta tutan insan yanımızdı.

Önce televizyon girdi evlere, başköşeye kondu ve sohbetlerin yerini cam ekran aldı. Akşam oturmalarında sohbet etmek yerine dizilerin yeni bölümleri pür dikkat izlendi. Bazen birkaç cümle bile kurulmadan biten misafirlikler bile yaşanmaya başlandı. Ne de olsa dizilerin yeni bölümü kaçmaya gelmezdi.

Bilgisayarlar, sosyal medya derken cep telefonları geldi ve hayatımızın, evimizin, huzurumuzun başköşesindeki yerini aldı. Sosyal medya ile haşır neşir olmayanlar yadırganmaya başlandı. “Senin hâlâ mı facebook hesabın yok?” derken kimin kime acıması gerektiğinin birbirine karıştığı sahnelere şahitlik eder olduk.

Geldik bugüne. Bugünlerin en revaçta birlikteliği whatsApp grupları. Birkaç saatlik birlikteliklerden sonra bile gruplar oluşuyor artık.

Kursa katılıyorsunuz, geziye gidiyorsunuz ya da aynı işyerinde çalışıyorsunuz. Bir anda yeni bir whatsApp grubu düşüveriyor cep telefonunuza.

Şimdi kalkıp da bunların faydasızlığını savunacak değilim. Aşağı yukarı, net olmamakla birlikte benim de dahil olduğum onlarca grup var. Elbette birçoğuna da haberim olmadan dahil edilmiş oldum.

Bakıyoruz ki birçok dost bildiğimiz kişi de orada, kalıyoruz bir köşede. Vakit oldukça izliyoruz olup biteni. Yeri geldikçe de katılım sağlamaya çalışıyoruz.

Buraya kadar da her şey çağın gereğine uygun şekilde ilerliyor. Bundan sonrası ise birçok grup için toz duman bir meydan yeri.

Bir edebiyat, sanat grubu kuruluyor. İlk günler her şeyler normal ilerliyor ama zamanla bu dost meclisi kesmiyor bazılarını. Birkaç sivri uçlu paylaşımla başlıyor her şey. Onu takip eden daha sivri paylaşımlar derken grup oluyor savaş meydanı. Kırılan kalpler, sarf edilen acıtan cümleler derken ya savaşçılar uzaklaştırılıyor gruptan ya da grup nihayete erdiriliyor.

Tartışma sosyal medya ya da gruplar üzerinden yürütüldüğü için yüz yüze söylenemeyecek sözler de tartışma esnasında rahatlıkla söylenebiliyor.

Bunun da suyunu çıkardık diyorum ben bir şeyler rayından çıkınca. WhatsApp grupları da bu hale geldi. Grup yöneticisinin katılımcılar üzerinde kurduğu tahakküm, hizaya çekme girişimleri, üst perdeden bir tavırla takındıkları tavır da bütün bunların üstüne tuz biber oluyor.

Bazen güzel paylaşımlar için ya da haberleşme amaçlı kurulan gruplara eyvallah diyorum. Fakat birilerinin kendilerini mutlu hissetmek için açtıkları ve kendi atlarını oynattıkları gruplara ayıracak ne telefon hafızamız ne de vaktimiz var.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.