MİLAT'ın "15 Temmuz Panelleri" devam ediyor...

Gaziantep, Şanlıurfa, Mardin, Balıkesir derken, geçtiğimiz hafta sonu da Diyarbakır’daydık.

Yenişehir Belediye Başkan Vekili Serdar Kartal ve MİLAT Güneydoğu Temsilcisi Mehmet Güngördü, sağolsunlar, bizleri Diyarbakırlı kardeşlerimizle bir araya getirdiler.

Medya Grup Başkanımız Ahmet Zeki Gayberi, Ankara Temsilcimiz Bayram Zilan, Yazarlarımız Sabiha Doğan, Ahmet Ay, güzel söyleşilerini yakından takip ettiğiniz Özlem Doğan, 15 Temmuz Gazisi/Gazeteci Enes Babacan, İdari Koordinatörümüz Muhammed Bozkurt ve Diyarbakır İl Temsilcimiz Barış Ünal

İstanbul ve Ankara’dan güçlü bir ekip.

“Misak-ı Milli’den 15 Temmuz’a” konulu etkinliğimize, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Sayın Ahmet Eşref Fakıbaba, Diyarbakır Valisi Hasan Basri Güzeloğlu, Büyükşehir Belediye Başkanı Cumali Atilla, AK Parti Diyarbakır İl Başkanı Serdar Budak, Kayapınar Kaymakamı Ozan Balcı, Sur Belediye Başkanı Bilal Özkan, Kayapınar E. İlçe Başkanı Mehmet Ali Kırsaçlı, katılımları ile destek verdiler.

Efendim…

Bu yazının başlığında Bakan Fakıbaba’nın konuşmasından bir cümle var…

Sayın Bakan, bu aziz milletin kahramanlık destanlarına bir yenisini eklediği o uzun gecede yaşadıklarını anlattıktan sonra…

Dedi ki özetle:

“Şimdi…

 Geriye bakıyorum…

Ne iftiralar attılar bana…

Ben zaman zaman Yahudi oldum, zaman zaman Hristiyan oldum!

Ne olduğumu anlayamadım!..

Kudüs’e gitmeyi çok arzu ettim, ama bir türlü kısmet olmadı.

Hayır varmış bu işte, Yüce Allah iyi ki nasip etmemiş…

Yoksa, ‘İsrail’e gitti!’ diyerek neler yapacaklardı kim bilir!..

Öyle bir örgüt ki;

İstedikleri valileri getirdiler, istedikleri emniyet müdürlerini getirdiler, istedikleri başsavcıları getirdiler…

Bir gün bana geldiler…

2009’dan önce…

Üniversite yapacaklarmış…

Şanlıurfa’nın en önemli parsellerini istediler, tam 3400 dönüm!..

Dedim, “Olmaz!”

-Olur, olmaz…

Baktılar ki…

Fakıbaba varken bu iş olmaz…

Hiç unutmam “Seninle görüşeceğiz!” dediler!..

Sonradan hakikaten, Örgüt’ü gördük!..

Yaptılar yapacaklarını!..

Allah Cumhurbaşkanımızı bize bu ülkeyi kurtarmak için göndermiş…

Bunu bir bakan olarak söylemiyorum, çok samimi olarak söylüyorum…

Sayın Cumhurbaşkanımız o yürekliliği göstermeyesiydi, yerinde başkası olsaydı, Türkiye’nin halini düşünemiyorum!..

Bunlar giderken, bazı masum insanları suçlu duruma düşürüp, ortalığı karıştırmaya özen gösterdiler ve hâlâ gittiklerine inanmıyorum!..”

YOKSA… 1000 YIL SÜRER!..

Evet, özetle bunları söyledi Sayın Fakıbaba

Sayın Bakan’ın konuşmasından şu iki cümleyi çekelim ve oradan devam edelim:

Ben zaman zaman Yahudi oldum, zaman zaman Hristiyan oldum!

Ne olduğumu anlayamadım!..”

FETÖ’nün hedef aldığı, yıpratmak için “Yahudi ve Hristiyan” ilân ettiği Fakıbaba, bugün…

AK Parti İktidarı’nın Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı!..

Sayın Bakan yaşadıklarını anlatırken…

Geçmişe gittim, 28 Şubat günlerine…

Ve sonrasına…

Ve bugüne döndüm…

Aklıma, o “Paşa”nın “28 Şubat gerekirse 1000 yıl sürer!” cümlesi geldi.

“Acaba” dedim;

“28 Şubat bitti mi?..”

Bir de şunu düşündüm:

 “Sayın Fakıbaba, FETÖ ‘nün farklı çevreleri de yanıltarak yaygınlaştırdığı iftiralarına uğrarken ‘Yerli ve Milli Aydınlarımız’ nerelerdeydi?”

Yakın çevresi tepki gösterdi belki…

Amma velâkin ‘Peygamberler Şehri’ Şanlıurfa’nın Belediye Başkanı, bugünkü Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba’nın “FETÖ” olarak işaret edilen yapı tarafından kuşatıldığını, büyük iftiralarla karşı karşıya bırakıldığını…

Kaç “Yerli ve Milli Medya Mensubu” biliyordu?..

Anlı şanlı sivil toplum örgütlerimizin muhterem liderlerinden kaçı?

O, “mağdur durumdayken” yanına kimler gitti, “mücadelesini” verirken, “bazı hemşehrileri” dışında kaç kişi destek verdi?

Sayın Fakıbaba da aslında “yalnız” bir Adam mıydı?!..

Havalanı’nda sohbet ederken…

İçimden geçenleri söyledim kendilerine…

Dedim ki;

“Sayın Bakan…

Size nice iftira atıldığını söylediniz ya…”

Çok sayıda dost oradaydı…

Ortama sessizlik hakimdi…

Sayın Bakan’ın gözleri bir noktaya sabitlenmişti…

Şöyle devam ettim:

“Bizler, kardeş olamadık da, birbirimizin derdiyle dertlenemedik de ondan mı geldi bu sıkıntılar başımıza… Yanınızda kimler vardı, o zor günlerinizde?”

Sayın Bakan dedi ki;

“Bizim insanımız halinize üzülür ama acısını içinden yaşar… Çok fazla söylemez… Gönlünden destek verir…”

Gönlünden!..

Hayır!..

Gönlünden olmaz!..

Bu yetmez!..

İçimizden biri mağdur duruma düşürülmek istendiğinde, hedef alındığında, iftiralara maruz bırakıldığında…

Gönlümüzden destek vermekle yetinmemeliyiz ve dahi “tavrımızı açıkça ortaya koymaktan” çekinmemeliyiz!..

Döndüm bugüne…

ABD’deki “Kirli Dâvâ”yla…

Recep Tayyip Erdoğan’ın şahsında Türkiye’yi mahkûm etmek istedikleri iyice ortaya çıktığında…

Bekledim ki…

Bizim anlı şanlı sivil toplum örgütlerimiz bir araya gelsin…

Ve…

Hep birlikte, ABD’ye tepki göstersin!..

Ve…

Hep birlikte, Cumhurbaşkanı’na sahip çıksın…

Ve…

Hep birlikte, Türkiye’ye sahip çıksın!..

Hayır…

O günlerde bu olmadı!..

Terör Sevici Akademisyenler, Sivil Toplum Yöneticileri filan,  hapse atılmayı göze alarak “Türkiye’nin terörle mücadelesini” hedef alan bildiriler yayınladı da…

Kış kışlığını yaptı da!..

“Bizim”kiler…

“Bizim” tepkilerimiz…

“Yerli ve Milli” tepkiler…

Bir türlü organize hale gelemedi!..

O günlerde, bir bekleyiş oldu…

Sayın Cumhurbaşkanı, ABD’ye çok sert çıkmasaydı; volümü iyice yükselterek “çakmasaydı”…

“ABD, bu kez Erdoğan’ı kesin devirecek!” diyenlerin algı operasyonları belki de  “başarılı” olacaktı!

Şimdi…

“Zeytin Dalı Operasyonu” sayesinde motivasyon yükselmiş, milli birlik ve beraberlik ruhu güçlenmiş gibi görünüyor…

Bu ortamda bazı “yapılarımız” boy gösterdi, yükselen dalga üzerinde “güzel hareketler”  yaptı…

Bu hava devam etsin…

Türkiye çok zor bir süreçten geçiyor…

Çok büyük, çok riskli bir harekât…

 “Son terörist yok oluncaya kadar!” söylemi çok ciddi.

Bu, uzun-ince ve çok zorlu bir yol; her bir adımında “mayınlar” var!..

Bugüne kadar, Zeytin Dalı Harekâtını karartmayı hedefleyenlerin algı operasyonlarıyla iyi başa çıktık sayılır…

İyi yönettik sayılır…

Bundan sonra...

Çok daha hassas olmak mecburiyetindeyiz…

Bu süreçte, her mağdura kimlik sormadan destek vermek şart!..

Bu süreçte…

Gerekli olduğunda, yaralamadan “uyarmak” şart!..

Bu süreçte, on yıllar boyunca ihmal edilen gençlerimizi anlamaya çalışmak, onlara hitap eden dili tutturmak şart!..

Yoksa…

Allah muhafaza…

28 Şubat gerçekten de 1000 yıl sürer!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2018-01-30 00:01:37

Yazarımızın kalemine ve gönlüne sağlık. Eğer batı bir Muslumani karaliyorsa bilirim ki o Müslüman o doğru yoldadir. En basiti ABD ve batı İslamafobi diyor fetoyu vermiyor, fetoculari kolluyorlar demek oluyor ki bu fetocular onlardan yani Namazlı abdestli teroristler. CHP de kontrollü darbe demektedir. Artık Türkiye uyandı bu saatten sonra ne Liderimiz Sayın Erdoğan in yolundan ayrılıriz, nede bunlarin oyununa geliriz. Hedefimiz 2023 ve sonrası inşAllah. ALLAH Zeytin Dalı operasyonunu Muzaffer eylesin

Avatar
Ahmet 2018-01-30 09:19:46

Sayın Bakan Mağdur edildiğini iddia ediyor.Ancak Sayın Gülercede 2009 yılında Hani o meşhur ceket olayı ve Cumhurbaşkanımızın yuhalandığı seçimlerde şanlıurfa da Bağımsız Aday olarak cemaatin Fakıbabayı desteklediğine dair bir iddia da bulunuyor.Hatta Cemaatin Okul işi ile ilgilenen şirketinede Rızvaniye Vakfından Kiraladığı Arsaların tahsisi ve Urfa’da bir özel hastanenin arkasında sokağın ortasına yapılmış semt pazarından yurt yerine çekilip cemaate peşkeş çekilmiş yerler var.Acaba Sırf sayın Bakanın önünü kesmek için mi bu iddialar ortaya atılıyor yoksa gerçekten böyle şeyler yapılmış mı?Bunların Araştırılması Lazım.Yapılmamış ise Yazık,Günahtır iftira atmamak lazım.Ancak Yapılmış ise Kimse Kimseyi Kandırmasın....

Avatar
Ebu Zerr 2018-01-31 19:35:52

O alçaklara geçmişte ve şimdi sessiz kalanlar ile onlara destek olanları gördükçe ve de zamanında yazılması, söylenmesi gereken bu tür fetö yazılarını okumaktan midem bulanıyor. Bunları zamanında yazacaktınız. Ateş dokununca mı yazmak gerekiyordu. Hani zalimlere yakınken sesiniz çıkmıyordu. Ben bunların zulmünü 10 yıldır yaşıyorum. Dikkatinizi çekiyorum; yaşıyorum dedim. Ve hala mücadele ediyorum. Onca haksızlığı, rezilliği görmezden gelip, sineye çekip sessiz kaldıktan sonra, yazsan ne olur yazmasan ne olur. Konuşsan ne olur konuşmasan ne olur. 15 Temmuzdan 17-25 Aralıktan önce neredeydiniz. Kökünüze kıran mı girmişti. Dut yemiş bülbül gibiydiniz. Bu tür yazılar zırvadan, acziyetten, malumun ilanından, ve züğürt tesellisinden ötesi değil. Vebaliniz çok büyük. Öylesine büyük ki. Hem zalime sessiz kaldınız hemde yakın oldunuz. Cenabı Allah indinde böylesine bir suçun, vebalin değişmez hükmünün ne olduğunu da biliyorsunuzdur umarım.

Avatar
Ebu Zerr 2018-01-31 22:37:55

Çok mu korktunuz. Yayinlamadınız yorumumu. Bu demektir ki.Yüreksizsiniz ve de kriptosunuz.