Yalnızlık zordur. Yalnız yürümek daha zordur. İnsan, kendisine uygun eş dost edinme gereği hisseder. Birlikte hareket edilir, birlikte gidilir özel mekânlara.  Dostlarla oturulan sofranın güzelliği, yenilen yemeğin lezzeti başkadır. Dostlarla içilen çayın ve dönen muhabbetin verdiği huzuru ne verebilir ki? İşte bizim gibi toplumların kopamadığı bu sosyal bağ sürekli ihtiyaçtır. Her insan,  aile ve iş hayatının dışında kendisini böyle ortamlara atar. Böyle ortamlarda sözü, sohbeti dinlenen güzel insanlar vardır.

Müdavimi olduğumuz mekânlarda rahatlarız. Rahat konuşur, rahat davranırız. Bu mekânlarda bir araya gelen küçük topluluklar kendi içlerinde birisini de reis seçerler. O kişi artık önder olur. Söze o başlar, muhabbeti o çevirir.

İnsanımızın bir araya gelmek için oluşturduğu bu mekânların güzel isimleri de vardır. Bunlar birer ocaktır. En sıradanı çay ocaklarıdır. Mesela resmî anlamda özel lokaller veya sosyal tesisler, çay ocakları kadar cazip değildir. Üstelik çay ocakları öyle gösterişli mekânlar da değildir. Buna rağmen dolup taşar.

Sosyal anlamda ihtiyacımızı giderdiğimiz bu mekânların dışında bir de manevî olarak huzur aradığımız ortamlar vardır. Birlikte edilen duaya âmin demek, aynı gönlün teline dokunmak, gönüldaş olmak, diz çöküp ders almak vazgeçilemez bir durumdur.

 Modern hayat, gelişen teknoloji, konfora düşkünlük bireyselleştirdi. Komşu komşunun külüne muhtaç değil sanki. Maddî imkânlarımızın artması bizi yalnızlaştırdı. Şehirler büyüdü, zaman azaldı, hayat hızlandı. Yüz yüze sohbet yerine anlık mesajlaşma yaygınlaştı. Hayatımız ortada. Sosyal medya bizi iyice teşhir etmeye başladı. İnsanlar birbirlerini özlemiyor. Herkes sosyal anlamda çok aktif görünüyor. Anlık durumlar, hayatın akışı, programlar, sevinçler, üzüntüler her şey ulu orta paylaşılıyor. Her şey çok hızlı. Mutluluklar çabucak geçiyor. Melankoli ağır ağır yerleşiyor ruhumuza. Durum vahim aslında. 

Bizi ne kurtarır? Sağlam dostluklar diyelim. Bir dostunuzu özlediğinizde mesafeleri dikkate almadan kalkıp onun yanına gidebilmelisiniz. Hemhal olmalısınız onunla. Şu fani dünyada hatırdan başka ne kaldı ki? Unutulmayacak hatıralar, vefa duygusu ve samimi sırdaşlık…

Gün gelince iyi veya kötü anlarınız, anılarınız, sırlarınız dost bildikleriniz tarafından sizi vuran silah olmamalıdır. “Pazara kadar değil, mezara kadar” anlayışı, inanışı yok oldu. Güvensizlik vurdukça vuruyor içimizi, dağlıyor adeta.

Dünyevî ihtirasların arttığı, dostların bile rakip görülmeye başlandığı şu çağın neresi ileridir? Bu çağ stresten başka ne üretti? İnsanları yalnızlaştıran, tüm imkânlara rağmen mutsuzlaştıran, hatta hasta eden bu çağın adı ne olmalıdır?  Psikiyatrik vakalar arttıkça artıyor, dostluklar azalıyor. Çocuklar,  dede-nine sevgisinden mahrum kaldıkça, kökünden uzaklaştıkça mutsuz nesiller çoğalmıyor mu? Kaçıyoruz, belli belirsiz zamanlara. Sığınacağımız limanları bırakıp kaçıyoruz üstelik. Aynı duada buluşan kaç kişi kaldı? Birbirine dua eden kaç hasbî dostumuz var? Dostlarının başarısıyla gururlanan kaç kişi var? Öyle ya asıl dostluk burada başlıyor.

Ahmet Haşim “O Belde” isimli şiirinde “Melâli anlamayan nesle âşinâ değiliz.” derken bugünkü halimizi anlatmış aslında. Yakup Kadri Karaosmanoğlu ise, “Melalimizi avutmak için bin türlü eğlence, bin türlü zevk icat ettik.” ” diyor.

            Yaralıyız, gönül tellerimiz inceldikçe inceliyor, koptu kopacak. Yaralarımız derinleşiyor. Yaralarımızı sarmaktan da öte, öpecek dostlara ihtiyaç var. Bu sözü ilk duyduğumda öyle hafiflemiş, öyle ferahlamıştım ki. Bu hassasiyete ve samimiyete sahip dostlar bulmalıyız ve onları kalbimizin en güzel yerlerinde korumalıyız.

Sizin yüzünüzden uykusuz kalan, ağır melankoliye giren ve geceleri ürpertiyle uyanan sevdikleriniz varsa, bunu her duyarlı kalp bilmelidir, o dostlarınızı ihmal etmeyin. 

Dünyanın debdebesini reddedip, en saf haliyle bir dostun elini sıkıp, gözlerine bakarak, bakabilme cesaretinizi de toplayıp,  hatrı kırk yıldan fazla sürecek bir kahve molası verme zamanı şimdi. “Varsa kalbini üşüttüğüm dostum, kahve içmeye beklerim.” demeli.  Erken davranmalı, dünya kırgın ve kırık kalpleri geride bırakacağımız sonsuz mola verebilir.  


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.