Olayların bazı sırları, kronolojik serüveninde gizlidir. Yani hadiselerin zamanlama sırası, birçok şeyi deşifre etmesi bakımından önem arz ediyor. Tabi elde edilen bu verilerin, geniş perspektifte değerlendirilmesi de… İşte bu iki çözümleme stratejisi beraber işletildiği takdirde, doğru sonuca ulaşmak işten bile sayılmaz.

Mesela Ekim ayının başlarında, Suud Kralının Rusya ziyaretini hatırlayın. Malumunuz ezber bozan bu seyahat esnasında, S-400 meselesi bir anda gündeme gelmişti. Hatta bunun konuşulmasından ziyade, bir niyet beyanı da söz konusuydu. Fakat seyahatin üzerinden henüz iki gün geçmişti ki, Suudi Kralının sarayına bir terör saldırı düzenlendiği haberleri geldi. Akabinde ise ABD’nin; “15 milyar dolar değerindeki, hava savunma sistemi (THAAD) konusunda Suud ile anlaştık” açıklaması…

Yanlış anlaşılmasın sakın! Ekonomi, işin sadece belli bir boyutunu teşkil ediyor. Bu noktada ilerisi için “Suud’u ellerinde tutma” gibi bir siyasi hedefin yattığı ise aşikâr. Neticede” iltifat marifete tabidir” diye de bir realite mevcuttu. Yani Suud’un da tercihini ABD ile iyi geçinme üzerine kullanması, bölgede farklı bir misyona (Ilımlı İslam) hizmet etmesini beraberinde getirdi.

Nitekim New York’ta düzenlenen “Amerika ve İslam Dünyası İlişkileri” konulu toplantının, aynı temeller üzerine bina edildiği inkâr edilemez. Katılımcılardan önemli bir âlimin “ABD ve Arabistan, iki kutuplu olarak dünyayı yönetiyoruz” itirafı da, fazla söze hacet bırakmıyordu zaten.

Sonuçta Ilımlı İslam doktrini ile yapılan bu makyajın, İran’ı düne göre daha büyük bir ayrık otu hüviyetine bürümesi yadsınamazdı. Bu sayede bölgeye kaos enjekte etme imkanını, her zamankinden daha fazla bulacaklardı elbette. Geriye ise ne bölgesel bir mutabakat kalacaktı, ne de Astana… Belki de İpek Yolu’nun kuzey ve orta koridoru…

Maalesef Suud Ailesi, bu GEÇİCİ KONJONKTÜRE meze olduğunu henüz kavramış değil. Tel Aviv’den aldıkları gaz yada maruz kaldıkları şantaj, nasıl tehlikeli bir oyunun parçası olduklarını perdeliyordu anlaşılan. Öyle ki 15 Temmuzda bölgeye ihraç edilemeyen kaos, bugün muhalif kanadın tasfiyesiyle Suud üzerinden deneniyordu. Zira bu süreç, Arabistan’ın bölünmesiyle bile sonuçlanabilirdi.

***

Farkındaysanız Arabistan mevzusu; kendi özelinde çözümlenemeyecek derecede, içinde ETKİSEL BİR NÜVE barındırıyor. Çünkü yukarıdaki hususların, dolaylı şekilde İpek Yolu’nun kuzey ve orta koridorunu da etkileyecek bir istikamette seyretmesi, tesadüf olmasa gerek. Bu minvalde Lübnan başta olmak üzere Suriye, K.Irak ve İran topraklarından, müteselsile tüm coğrafyaya bir takım yansımaların olacağı kesin.

Tüm bunlar olup biterken, Suud’un 500 milyar dolarlık Neom projesi de eksik bir parça bırakmıyor adeta. Daha açık bir ifadeyle; bunu, işlevini yitirmesini planladıkları İpek Yoluna, alternatif oluşturması açısından değerlendirmek de mümkün.

Özetlemek gerekirse ana aksı; Arabistan, Ürdün, İsrail ve Mısır‘dan Akdeniz’ e, oradan da Avrupa’ya uzanacak yeni bir hattın peşinde koştukları ayan beyan ortada. Başarabilirlerse K.Irak, Suriye ve Lübnan’ın bir bölümü ise bu aksın diğer yan kollarını oluşturacak.

Bu şimdilik enerji hattı gibi görülebilir. Lakin istedikleri dizaynı sağladıkları takdirde, ticari bir kimlik kazanması kaçınılmaz. Kim bilir beklide bir statü… Yoksa ikinci bir Balfour Deklarasyonu’nun, ayak seslerini mi duyuyorduk. Bunu bilemeyiz şimdilik ama Müslümanların kanı üzerine kurulan bir iktidar mücadelesinin varlığı muhakkak.

Hal böyleyken Türkiye’nin denge politikası güderek, tarafları ortak bir zeminde buluşturması en akıllı yol gibi duruyor. Fakat içerisinde bekamızı tehdit edecek bir iklime de, evet demeyeceğimiz aşikâr. Uygun konjonktürü yakalar yakalamaz, sınırlarımızdaki terör unsurlarına müdahale etmemiz ise elzem bir durum. Bugün maruz kaldığımız uluslararası baskılar ve ekonomik spekülasyonlar, hep uygun konjonktürü yakalamamıza yönelik değil miydi zaten?

Rahat olun! Rüzgâr her an tersine dönebilir. Zira her şey istedikleri nispette şekillenmiyor. Hatta şekillenmeyecekte…

Vesselam…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.