Varlıktan mıdır yoksa sağlığımızı kaybettiğimizden mi bilemiyorum! Bir doğal yaşam hepimize lazımdır furyası aldı başını gidiyor. Bunun tabii sonucu olarak her yerde doğal olan aranıyor.

Doğal süt var mı?

Doğal ekmek var mı?

Doğal yoğurt var mı?

Doğal yumurta var mı?

Doğal peynir var mı?

Doğal reçel var mı?

“Ürünleriniz organik mi” söylemleri her tarafı sarmış gidiyor.

Bu talep piyasada hemen karşılığını buldu. Mahalledeki gariban bakkal Ahmet’ten AVM’deki milyoner hipermarketçi Tarık’a kadar herkes bu talebi karşılamak için seferber oldu. Bu tarz ürünler de saflarda ve reyonlarda yerlerini aldı.

İşin en ilginci ise; semt veya mahalle pazarlarındaki en etkili ve canlı ifadelerin de bu meyanda oluşuydu.

-Malın en doğalı ve organiği burada satılır. Gel vatandaş gel. Organik ve doğal mallar burada. Buraya gel teyze. Gel buraya amca. Buraya buraya!

Demek ki şimdiye kadar yediklerimiz doğal değilmiş! Ne menem bir şeymiş bilmiyorum! Orasını artık siz düşünün diyorum!

Güzelliğe ve doğallığa müştak biri olarak bu furyadan hiç geri kalır mıyım? Bu piyasaya benim gibi saf ve doğal meftunları lazım ya! Ama hakkımı da teslim edin ha! Yıllardır alışverişe gittiğimde alacağım şeylerin tadına bakmaktan imtina ederim. Ya hesabını veremezsem diye... Bundan dolayı bazen alay konusu olurum. Önemli değil bilin. Bunu saflığıma verin.

Dedik ya artık naturalciyiz. Yanlış anlamayın natüralist değiliz. Evde en çok tüketilen malzemelerimiz doğal olsun diye başladık dikkat etmeye. Gittiğimiz her alışverişte doğal mı bunlar diye sormaya başladık. Sonunda karar verdik. Sütümüz, yoğurdumuz ve yumurtamız doğal olsun. Yoğurdun doğalında da başa çıkamayacağımızı anladık. En azından süt ve yumurtanın doğal olmasına razı kaldık. Sütün otlayan inekten ve yumurtanın da gezen tavuktan olması için mevcut imkanlara baktık. Ama her defasında şunu demeden edemedik. Ricamız sütümüz az sulu olsun. Yumurtalar da v(f)erik yumurtası olmasın diye. Meğerse ne kadar bozulmuşuz. Baksanıza şu halimize. Doğal olsun dedik ama birbirimize olan güveni de kaybettik.

Yıllarımız bu arayışla geçti. Başınızı ağrıtmayayım. Mahallede konuşurken bu noktadaki kaygılarımı hisseden komşum Ufuk bey:

— Hayırdır hocam. Bir sıkıntın var gibi.

— Yok ya beyim. Şu doğallık furyası var ya! Biz de kapıldık o akıntıya.

-O da sıkıntı mı be hocam. Ne lazımsa söyle bana. Temin ederiz inşallah.

— Hayır olmaz. Size zahmet veremem.

— Olur mu hocam. Bütün isteklerinize cevap veremeyebiliriz belki. En azından süt ve yumurtayı doğal olanından temin edebiliriz.

— Zahmet olmasın. Üzülürseniz üzülürüm, bunu bilesiniz.

— Olmaz hocam. Zaten bu işi yapıyoruz.

— Peki. On kilo süt ve iki koli yumurta getirebilir misiniz?

— İnşallah. Yarın akşam getiririm. Sabah sütüne yetişemem. Ama akşam sütünü getiririm yumurta ile beraber.

Teşekkür ettim komşuma. Aslında tam da iki isteğime cevap vermişti Ufuk bey. Ama içim içimi de yemiyor değildi. Ya memnun kalmasak... Komşumuz üzülürse biz de üzülürdük.

Olan olmuştu artık. Neticede doğal ürünlerden yiyeceğiz. Nazını da çekeceğiz.

Akşam, sütü ve yumurtaları getirdi komşum. Geç saatti. Parasını yarın alacağını söyledi. Olur dedim ve teşekkür ettim.

Sütü koyduk tencereye ve pişirdik. Ardından güzel bir doğal süt içtik. Hakikaten öyleymiş. Anlarım doğal sütten. Çünkü ömrüm geçti köyde ve hayvanların arasında. Hanımla, sütçümüzü bulduk dedik ve sevindik. Sonra yumurtaları dolaba yerleştirmek istedik. Ne yazık ki bu sevincimiz kursağımızda kaldı. Çünkü yumurtalar küçücüktü. V(f)erik dediğimiz tavuğun yeni yumurtlamaya başlayan yavrularının yumurtaları gibiydi. Bu bizi üzüverdi. Hanım da söyleniverdi. Bunda da vardır bir hayır dedim. Harika bir adamdır komşum. Bu arada kahvaltıda yumurtayı da yedik. Gerçekten doğaldı. Ama çok küçüktü.

Ertesi gün öğlene doğru karşılaştık komşumla. Her zamanki gibi yine güler yüzlü idi. Selam verdikten sonra hemen soruverdi:

— Hocam inşallah sütü ve yumurtayı beğendiniz. Tam doğaldırlar biliniz. Süt, teyzemin ineğinden ve günlüktür. Yumurta da benim tavuklarımdan ve tazedir.

— Teşekkür ederim beyim. Hakikaten süt çok güzeldi. Acaba borcumuz neydi?

— Hocam süt on kilo otuz lira eder. Yumurta da yarım kilo altı lira elli kuruş tutar. Taze yumurta fazla yoktu. Ondan istediğiniz kadar getiremedim. Kusura bakmayın. Toplam otuz altı lira elli kuruş. Yoksa kalsın. Sonra ödeşiriz.

— Dur! Dur! Dur! Yarım kilo yumurta mı?

– Evet hocam. Ben yıllardır yumurtayı bu hassasiyetle satarım. Çünkü yumurtaların büyüklüğü aynı olmadığı için bir haksızlık olur. Ama kilo ile olursa ne ben hak yemiş olurum, ne de alıcı haksızlığa uğramış olur.

— Buyur beyim. Bu ürünlerin hakkı. Özür dilerim. Bu da senin hakkın.

— Neden özür diliyorsun hocam.

— Yumurtaları küçük görünce zanda bulundum. Haksızlığa uğradığımı sandım. Haksızlığı asıl ben etmişim size. Hakkın temsilcisi sizin gibi asil komşularımmış meğer. Kilo ile yumurta satıldığını ilk defa senden duydum. Hakiki tartının ne olduğunu böylece öğrenmiş oldum.

Gülüştük ve sarıldık. Oradan ayrıldığımda şok olmuştum. Bütün yozlaşmışlığa ve çürümelere rağmen bu milletin sağlam olan ve insanı hayat bağlayan çok güzel hasletlerinin hala var olduğunu hatırlatmıştı komşum bana. Bu komşum gibi nice kahramanların bu toplumda olduğunu bir kez daha hatırladım. Küçük şeylerin büyük kitleleri bir arada nasıl tuttuğunu anladım. Ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanındaki insanı özetleyen özdeyişini hatırladım: Saatin kendisi mekan, yürüyüşü zaman, ayarı insandır… Bu da gösterir ki, zaman ve mekan, insanla mevcuttur!

Evet İnsan bozulmadıkça hayat saat gibi işleyecektir. Bunun ispatı yumurtayı kilo ile satan komşum Ufuk beydir.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin Zavalsız 2018-07-14 01:25:19

Yazarımızın kalemine ve gönlüne sağlık. İmanlı, Kalbi ve gönlü güzel insanlar vardır Allah'ım bizleri onlarla karşılaştırsın. Ben de kilo ile yumurta satıldığını ilk defa duydum. Resulullah (sav) şöyle buyurdu:Emin ve doğruluktan ayrılmayan ticaret ehli peygamberler, sıddikler, şehidler ve salihlerle beraberdir.

Avatar
Sinan Demirtaş 2018-07-14 10:57:16

Demek ki neymiş efendim?! İnsanın doğalını bulmak gerekiyormuş, diğer ürünler zaten doğal olarak doğal olacaktır. İnsanın doğalını bulmak demeyelim de yetiştirmek diyelim en iyisi. Elbette o da en dar dairedeki en büyük vazifemizden başlayarak olur. Önce kendimizi, sonra çocuklarımızı ve daha sonra Ufuk bey gibi komşularımızı yetiştirmekle başlayabiliriz.
Haydi müslümanlar! Çıkarıp atın üzerinizdeki sahte giysileri de alttaki doğal müslüman ortaya çıksın. Konulsun çaylar, taze Bismillah diyerek yeniden başlayalım...
Kanayan bir yaraya yine farklı ve orjinal bir bakış açısı kattığınız için kaleminize ve yüreğinize sağlık sayın yazar

Avatar
Aydın Saygılı 2018-07-14 13:58:49

Allah razı olsun böyle insanların sayılarını arttırsın yazarımızın gönlüne kalemine saglık Allah razı olsun selamlar saygılar

Avatar
Ömer Çalışkan 2018-07-14 15:24:49

Toplumda yumurtayı kilo ile satan Ufuk Bey gibi güzel insanların hassasiyetine sahip hassas insanların artması dileğiyle kaleminize sağlık hocam.