Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz 27 Kasım 2017 tarihinde TRT’de katıldığı bir programda gündem ile ilgili açıklamalarda bulunduğu sırada Sözleşmeli Öğretmenler ile ilgili de konuşmuş; “Sözleşmeli Öğretmenlik ile kadrolu öğretmenlik arasında fark yok” açıklamalarının ardından konuyu ücretli öğretmenlere getirmiş ve ücretli öğretmenlerin mağdur olduklarına dikkatleri çekmişti.

TRT’deki programda bu mağduriyeti gidermek adına bir “kanun değişikliği” yapılacağını söyleyen Yılmaz, MEB’de 5 yıl ücretli öğretmenlik yaparak öğretmenlik tecrübesini kazanmış kimselere Sözleşmeli Öğretmen atamalarında mülakata çağırılmasında uygulanan 3 katı kontenjana girme şartının uygulanmayacağını ifade etmişti. Bir yasal düzenleme sonrasında 5 yılını dolduran ücretli öğretmenlerin mülakata alınması sırasında bir imtiyaz tanınacağı yönünde açıklamalarda bulunmuştu.

Bu açıklamalar sonrasında ücretli öğretmenler örgütlendiler. Seslerini Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’a kadar ulaştırdılar. Randevu talep ettiler ve görüştüler.

Bu görüşme 30 Ocak 2018 tarihinde Salı günü gerçekleşti. Ücretli öğretmenlerin talebi 5 yıllık deneyim sahibi olan herkesin KPSS’siz şartsız kadroya alınması yönündeydi. Rasyonel olmayan ve gerçekçi olarak görülmeyen bu talep bir dosya halinde Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz’a sunuldu.

Bu görüşmenin hemen ardından, yani bir gün sonra, 31 Ocak 2018 tarihinde Çarşamba günü Bakan Yılmaz, Türkiye Özel Okullar Derneği tarafından Antalya’da düzenlenen “Türkiye’de ve Dünya’da Değerlendirme Sistemlerinin Eğitime Etkisi” programının açılışında yaptığı konuşma sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Şubat ayında 20 bin öğretmen ataması hakkında duyurunun yayınlanacağını, ücretli öğretmenlerin sözleşmeli öğretmen olarak atanması ile ilgili yasal düzenleme yapılacağını Bakan Yılmaz burada da tekrarladı ve “20 binin üzerine 5 bini geçmeyecek şekilde bir ilave öğretmen alımı yapılacağını” söyledi, duyurunun Şubat ayı içerisinde yayınlanacağını ekledi.

Yasal düzenlemenin içeriğini bilmiyoruz tabii. Taslak düzenleme veya nihai düzenleme kamuoyu ile paylaşıldığında her şey daha da netlik kazanacak. Yalnız şuan itibari ile kamuoyunda oluşan algı 5 yılını doldurmuş ücretli öğretmenler için 5 bin gibi bir kontenjan ayrılarak ücretli öğretmenlik cazip hale getirilmeye çalışılıyor. Ne derece doğru, bilemiyoruz; takdir ve değerlendirme Milli Eğitim Bakanlığı’nın değerli öncü kadrolarına aittir.

Ayrıca eğitim camiasından görüştüklerimden aldığım geri bildirimler ücretli öğretmenlerin derslere girseler de çok bir şey anlatmadıkları ya da kendilerine “nasıl olsa gidiciyim” gözü ile baktıkları yönünde. Bu nedenle öğrencilerle olan iletişimde “ağırlıklarını koymadıkları”, çoğu ücretli öğretmenlerin öğrencilerine “şirin görünmek” adına yazılı sorularını dahi dağıtıp sınav sonrasında da yüksek notlar verdiklerini söyleyenler de oldu. Kendilerine gidici gözü ile bakmaları nedeni ile sınıf yönetiminde hâkimiyet kurmak ve müfredatı yıllık plana göre işlemek yerine öğrencilerden gelen talepler doğrultusunda dersleri işledikleri ve dolayısıyla yıllık plana riayet etmediklerini ifade edenler de var. Yani, eğitim sistemimize katkı sunup okulu sahiplenen, öğrencilerin sorunları ile ilgilenen, öğrencilerin dertleri ile dertlenen, başarıları için özverili ve gayretli davranan ücretli öğretmenler yok dersek haksızlık etmiş oluruz; ama bu tür duyarlı ücretlilerin sayıları oldukça az.

Yazılarımı takip eden eğitimci arkadaşlardan aldığım bu bilgiler ışığında düşününce bazı endişelere kapıldım.

O da şu:

Daha önce zaten yeteri kadar okulları sahiplenmeyen, dersleri işlemekte esneklik gösteren, ihmalkar davranan ücretli öğretmenler için sözleşmeli öğretmenliğe geçiş kontenjanı verilirse, bu uygulama ilerleyen yıllar için de emsal teşkil edeceği, ilerleyen yıllarda da böyle bir beklentiyi doğuracağı ve her sene kontenjan ayrılması sonucunda öğrencilere bir şeyler öğretmen yerine sadece sırf bu kontenjandan yararlanmak için ücretli öğretmen olarak çalışanlar olabileceği ve dolayısıyla eğitim sistemine bir şeyler katmak yerine, eğitim sistemimizi tüketmeye çalışan ücretli öğretmenler olacağı yönündeki endişelere kapıldım.

Kendim, bir yakınım adına değil; yarınlarımızın mirasçısı olacak çocuklarımız ve bizleri aydınlık günlerden daha aydınlık günlere taşıyacak eğitim sistemimizin neferleri adına bu endişem…

Daha önceki yazılarımda da bahsetmiştim. Sözleşmeli öğretmenlik uygulamasının devletin ve milli eğitim bakanlığının elini güçlendiren, işine gelen bir uygulama. Bu uygulamaya bazı revizeler yapılması gerektiğini düşünmekle birlikte Sözleşmeli öğretmenlik uygulamasını destekliyorum.

Ücretli öğretmenlik için ayrılan bu kontenjanın 20 bin atamaya dahil edilmesi ile birlikte 25 bin civarı olması öngörülen kontenjanın tamamının KPSS’ye girmiş, yüksek puanlar almış, Şubat’ta kılavuzun yayınlanmasını bekleyen öğretmen adayları için ayrılmasını ve 20 bine ek olarak 5 bin ücretli öğretmenlik kontenjanının ayrılması yerine, her iki kontenjanın birleştirilerek tek seferde Sözleşmeli Öğretmen alımı için kullanılmasını ve bu şekilde eğitim sistemine olan katkının daha iyi olacağı düşünüyorum. Elbette ki bu konuda takdir bakanlığın değerli yetkililerinindir. Alacakları her türlü kararda yanlarında olduğumuzu ve elimizden geldiğince katkı sunacağımızı, üzerimize bir görev düşerse seve seve hakkıyla ifa edeceğimizi de eklemek isterim.

Ayrıca…

Milli Eğitim Bakanlığı’nda on binlerce ücretli öğretmen çalışıyor. Bakanlık açısından düşününce mevcut açığı kapatmak için yüz binden fazla öğretmeni istihdam etmesi gerekiyor. Bu, hem ekonomik açıdan hem de ilerleyen yıllarda atama bekleyen öğretmenler için teknik açıdan pratik zeminde imkansız bir durum. Bu imkansızlığı minimize etmek adına bir ara formül olarak “ücretli öğretmenlik” Milli  Eğitim Bakanlığı için hayati derece önemli. MEB’de çalışan yetkililerin elini hafifleten, nefes almalarını sağlayan bir uygulama. Bu uygulamayı kesinlikle destekliyor, ücretli öğretmenlik ara formülünün devam etmesini yerinde buluyorum.

Yalnız…

Ücretli Öğretmenlere bu sene bin civarı ve ilerleyen yıllarda Y (belirli olmayan) sayıda kontenjan ayrılması yerine ücretli öğretmenlere nöbet görevi, belletmenlik, işletmelerde beceri eğitimi görevi başta olmak üzere ek ders gibi bazı ekonomik iyileştirmeler yapılıp daha cazip hale getirilmesi eğitime olan katkıyı daha da arttıracağı kanaatindeyim.

En azından her yıl binlerce ücretli öğretmen “sırf kadroya geçmek için” kalkıp ücretli öğretmenlik yapıp 5 yıl gibi bir sürenin dolmasını dört gözle beklememiş olurlar.

Hazır henüz Bakan Yılmaz’ın bahsettiği “yasal düzenleme” kamuoyu ile paylaşılmamışken bizler de naçizane düşüncelerimizi ifade etmiş olalım.
Kıyısından köşesinden de olsa katkımız olursa sesimize kulak veren yetkililere teşekkürü borç biliriz.

Saygılarımla

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Erman Yaman 2018-02-13 09:20:41

Yazıdan çıkan sonuç; Ücretli öğretmeni sömürüye devam edin. Atama olacak derken iş yapmıyorlar denilip yazının sonuna doğru da ücretli öğretmenlik sistemi devam etsin demek enteresan.

Avatar
Ümmühan 2018-02-13 10:06:16

Yazınızda ücretli öğretmenliğin şu an için bir gereklilik olduğunu yazmışsınız. Ücretli öğretmenlik başvuruları artık e devlet üzerinden yapılıyor ve neye göre alım yapılacağı belli değil. Kpss puanını yazıp yazmamak başvurucuya bırakılmış. Ücretlilere kadro verilmeye önümüzdeki yıllarda devam edilirse bu hangi şartlarda göreve alındığı bilinmeyen kişilerin iş başına geleceği anlamına gelirki kpssnin bir anlamı kalmaz.

Avatar
Ali 2018-02-13 11:25:06

Bu ülkede ucretli çalışan başka memur var mi öğretmenlikten başka aldıkları maaş asgari ücretin altında sigortaları yarım yatıyor gerçekten yazık ucretli gerekli diyenlere ogretmene verilen değer bu kadar mi mutsuz bir egitimci mutsuz bir gelecek demektir

Avatar
hüseyin 2018-02-14 12:51:08

iibfliller için kpssyi bitirdiler şimdi eğitim fakültesi mezunları için de bitirecekler adamlar haklı niye kpssye çalışsınlar 5yıl ücretli çalış hop kadroyu kap memleketin çivisi çıkmış personel alım sistemi çökmüş

Avatar
Sosyal Bilgiler 2018-02-15 07:06:10

Unuttuğunuz birsey var belki sizin de şu anda bu mesleğiyaparken aldiginiz eğitimde sizin bilmediğiniz ama ücretli çalışan bir öğretmeniniz var.Evet o kadar vasıfsizız ki müfredatı tam zamanında bitiririz,o kadar vasifsızıs ki sınav grubu olarak adlandırilan 8.sınıflara öğretmen olarak kadrolular kadar tercih ediliriz, o kadar vasıfsızıs ki hala 15 yıllık veli ve öğrencilerimizle görüşürüz ve yolda yanımıza koşa koşa gelirler ve ayrılınca hocam özel ders verir misin diye ararlar.Tebrik ederim taraflı yazınız için.

Avatar
enemen 2018-02-15 20:38:22

Sayın Özkan Erdem bey bugunki yazınızı üzülerek okudum. Yıllardır ücretli öğretmen olarak cevap hakkım olduğuna inandım. 15 yıllık ücretli öğretmenliği mi sizin kaleminiz ile ayaklar altına alınacağımı hiç düşünemedim. Biz bir kalp incitmenin acısını günlerce çekerken sizlerin bizleri ne kadar üzeceğinizi düşünmemeniz enteresan bu yazıyı ben okurken kuyruk acınız olduğunu hissettim. Kadrolu arkadaşların mezun olduğu fakülteden bizde 4 yılda mezun olduk. Atanamadım çünkü 28 şubatı yaşadım . Atanamadım çünkü yaşa takıldım. Biz duygusuz hiç değiliz. Amirlerimiz tarafından takdir edilirken size hangi akla hizmet eden kişi bahsediyor. Sizden ricam sizinle konuşan sözde eğitimci akıl hocanızı değiştirseniz çok iyi olacaktir. Saygılarımla.....