Üstad Engin Ardıç yazmış, çok güldüm:

"İstanbul-Selanik arası hızlı tren yapılacakmış, sabah git, ibadetini yap, akşam dön!"

Bu Kemalistlerin ciddiye alınacak bir tarafları yoktu biliyorum fakat kendileriyle bu derece çelişkiye düşüp ahmaklıkta rekor kıracakları benim de aklıma gelmezdi.

“12 Eylül darbesinin bütün uygulamalarını destekliyorum diyen, dönemin Ergenekoncu faşist generallerinin Kürdistan’da Kürt köylülerine dışkı yedirmeleri işkence olarak kabul edilemez” diyen Celal Şengör "eğitimdeki kalitesizliğin kökeninde demokrasinin yattığını, ideal sistemin Monarşi olduğunu(!)" söylemiş.

Demokrasiyi yere göğe sığdıramayan arkadaşları hafiften bayağı bulurum. Nihayetinde mükemmel işleyen bir sistem değil bana göre. Fakat "Mustafa Kemal monarşiyi yıktı; bizi cumhuriyete, demokrasiye kavuşturdu" diye başımızın etini yiyenlerin “biz Cumhuriyetçiler" diyerek ağzının dolusuyla konuşanların gün gelip Monarşiyi övecek hale gelmesi herşeye rağmen ilginç.

Bu Monarşinin Osmanlı Hanedanı Monarşisi olduğunu sanmayın sakın, beyler İttihatçı bir Monarşiden bahsetmektedirler esasında.

Peki Kemalizm, Monarşi değil mi? Hadi biraz hafifletelim, Oligarşi değil mi?..

Ha Monarşi, ha Oligarşi....

“Olur mu efendim, Isparta’dan bir köylünün, Kayseri’den bir tornacının, Rize’den bir balıkçı ustasının oğlu başbakan olabiliyor, fakir halk çocukları bürokrasinin en tepesine çıkabiliyor Kemalist oligarşide...”

Hadi ya! Ne mutlu bize! Her Bijî!

Fakat bir saniye! Osmanlı Hanedanı Monarşisinde sadrazamlar, vezirler, Osmanlı ailesine mensup insanlar mıydı?

Sadrazam Pargalı İbrahim Paşa yoksul bir Rum köylüsünün çocuğu….

Osmanlı devletindeki gücünü şu sözler net olarak gösterir.

“Bu büyük devleti idare eden benim; her ne yaparsam, yapılmış olarak kalır, zira bütün kudret benim elimdedir; memuriyetleri ben veririm, eyaletleri ben tevzi ederim; verdiğim verilmiş, reddettiğim reddedilmiştir. Büyük padişah bir şey ihsan etmek istediği yahut ihsan ettiği zaman bile eğer ben onun kararını tasdik etmeyecek olursam, gayr-i vaki gibi kalır; çünkü her şey; harb, sulh, servet, kuvvet benim elimdedir. ”

Osmanlı yönetimi, padişah dışında birçoğu imparatorluğunun dört bir tarafında yaşanan yoksul halkın çocuklarından oluşuyordu.

Sevgili Kemalist faşistlerimiz, hükümeti kuran halkın iktidar olmaya çok yaklaştığını görüp geç olmadan resmen Monarşiye geçme hevesindeler.

Dünyanın gittiği yön Monarşi ya da onun çakması olan Oligarşi değil oysa.

Üzgünüm monsieur Şengör.

***

Ağrıya Tıp Fakültesi

Halkın hükümeti, Türkiye'mizin dört bir tarafında olduğu gibi Kürdistan’ı da üniversitelerle donattı. Sivil hükümetin çabalarıyla, Ağrılı işadamı İbrahim Çeçen’in katkılarıyla Ağrı iline Avrupa standartlarında bir üniversite kuruldu ve “tabela üniversitesi” aşağılamalarına rağmen her geçen gün büyüyen, gelişen bir yapısı var.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan il kongresi için geldiği Ağrı’da Tıp fakültesi açılması çalışmalarına başlandığını söyledi. “Ankara, İstanbul, İzmir dışında üniversiteye ne gerek var?” diyen Oligarşik yapının çok güçlü olduğu bu ülkede, bana göre Ağrı’ya Tıp Fakültesi devrimci bir adımdır.

Bunu yapabilen lider, en hakiki devrimcidir.

Ağrı İbrahim Çeçen Üniveristesi web sitesi Türkçe, İngilizce, Arapça, Farsça ve Rusça olmak üzere 5 dilde hizmet veriyor fakat nedense Kürtçe’ye gerek duyulmamış!..

Kürdistandaki üniversitelerin bir çoğunda akademik anlamda Kürtçe eğitim var fakat Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesinde Kürd dili bölümü kurulamamış.

Oysa ciddi bir ihtiyaç söz konusu. Cumhurbaşkanımızın bu konuda girişimi olacağını umud ediyoruz. Ehmedê Xanî’nin memleketine yakışırdı bu.

***

Eyvah yine büyüdük

Bazılarını haklı kabul edecek olsak, Türkiye'nin yarın batması gerek.

Bu “yarın” son 15 senedir devam etmekte.

Tamam yalan söylüyorlar fakat insan bu yalana nasıl bu kadar inandırıcılık katabilir ki?

Şefkat yüklü surat ifadesiyle “size yalvarıyorum sayın vatandaşlar, Türkiye bir uçurumun kenarında, 6 aya çıkamayız” diye halkı aydınlatmaya(!) çalışan bu kişiler saf mı yoksa profesyonel yalancılar mı?  Ben çözebilmiş değilim.

Yaşanmakla ispat edildi ki doğruyu söylemiyorlar, yanılıyorlar. Aksi halde Türkiye son 15 yılda 30 kere batmıştı.

Bu durum profesyonel bir yalancılık ürünü ise eğer, bu da çok vahim.

Türkiye üretmeyi, ürettiğini satabilmeyi öğrenmiş bir ülke bugün. Devlet önünde set olsa özel sektör uçurur bu ticareti.

Önünü alamazsın özel sektörün..

Çevrenizdeki girişimcilere bakın bir, adamlar ticarete susamışlar ve müthiş fikirler geliştiriyorlar. Oturduğum masadan, bol keseden atmıyorum bunları. Özel sektörün içinden olan biri olarak söylüyorum; dünya hızla değişiyor. 50’li, 60’lı yılların kafa yapısıyla, ideolojik yaklaşımlarıyla, kavramlarıyla bugünü doğru okuyamazsınız. Kemalistlerin ve türevlerinin en büyük yanılgısı burada.

Türkiye bugün yüksek teknoloji gerektiren Cern'e bile tedarikçi konumunda bir ülke.

Türkiye’de teknolojideki gelişim artarak devam edecek. Üretim, artarak devam edecek. Ürettiğini dış pazara satamazsan Sovyet Rusyasında olduğu gibi elinde patlar. Ürettiğini dış pazara satabilmek artarak devam etmeli.

Siz ise “ah bi batsak da bunlar seçim kazanamazsa” diye umud etmeye devam ederek ömür tüketeceksiniz...

Ha, ekonomi batsın, bu hükümet gitsin diye paralarınızı bankalardan çekip evinizde depoladığınızı, yurtdışına habire para aktardığınızı Tayyip Erdoğan’ın sözlerinden sonra öğrenmiş değiliz.

Bizzat tanığıyız...

Kanada’da ev fiyatlarını patlatanlar arasında sevgili Kemalistlerimizin ve Fetöcülerimizin payı nedir, az çok biliyoruz.

Yine de sağlık olsun.... Dünya büyük bir vatandır, her karışı bizimdir.

***

Söylenmese eksik kalırdı

"Masîyê ku av li serê zuwa bû, ji agir natirse! "

"Sudan çıkmış balık, ateşten korkmaz!"

-Laz atasözü-

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.