Rahmet Peygamberi, insanlık için  evrensel nitelikte güzel  örnek model  konumundadır. Kuran, Rahmet PeygamberininAllaha ve ahiret gününe umut besleyen ve Allahı sürekli hatırda  tutan herkes için güzel bir örnek olduğunu ifade etmektedir (33:21). İnsanlığın güzel örnek modelini anlamak için, herkesin sürekli bir çaba ve gayret içinde olması gerekmektedir. Rahmet Peygamberi, sadece Mevlit Kandilinde doğumuyla  anılacak bir modele  indirgenemez. Hz. Peygamberi yaşayan dinamik model olarak anlamalı ve onun örnekliğini hayatımızda ahlak, hukuk, barış, medeniyet, sanat, marifet ve insanlık olarak uygulamalıyız. Rahmet Peygamberini,  geçmişle sınırlayan bir anma ritüelinin ötesinde, onun modelini bugüne ve geleceğe taşıyan bir anlama  çabası içinde  bulunma olgunluğuna ulaşmaya ihtiyaç duymaktayız.

Rahmet Peygamberi,  insan üstü bir varlık bir değildir. Hz. Peygamberi insan üstü  bir kurgu düzeyine çıkarmak, onu menkıbe ve efsanelerin bir figürü haline getirmek, onun tarihten ve hayattan çıkarılması anlamına gelmektedir. Rahmet Peygamberi, gizemlerle örtülü bir kült lideri olmadığı gibi,  tabiatüstü güçlerle donanmış bir varlık da değildir. Rahmet Peygamberi,  her yönüyle  tam bir insandır. İnsan olarak doğan, insan olarak yaşayan ve insan olarak fıtrat dinini insanlığa tebliğ eden Rahmet Peygamberi, ahlakıyla, hukukuyla, ilişkileriyle, değerleriyle, ticaretiyle, kişiliğiyle, kısacası bütün  tecrübesiyle insanlığa güzel   bir insani model ortaya koymuştur. Rahmet Peygamberini, insani gerçekliğinden  koparmadan, onu menkıbe ve hayal figürü haline getirmeden anlamak ve yaşamak lazımdır. Rahmet Peygamberini, insanlığın reel durumu  ışığında anlayacak, yorumlayacak ve uygulayacak pratiklere ve yaklaşımlara  çok ihtiyaç duyduğumuz bir  dönem içinde bulunmaktayız.

Rahmet Peygamberi,  tarihte yaşamış ve geçmişte kalmış herhangi bir insan değildir. Rahmet Peygamberi, ilahi vahyi alan, hidayet rehberi  Kuranı Kerimi insanlığa ulaştıran ve Kuran ahlakını hayatında uygulayan  model insandır. Rahmet Peygamberinin güzel örnekliğini, Kuran ışığında anlamak lazımdır. Kuran ve Rahmet Peygamberi modelinin hiçbir şekilde birbirinden ayrılması mümkün değildir. Rahmet Peygamberini anlamada asli referans metin, Kurandır.

Kuranı ve Rahmet Peygamberini okumak, anlamak ve yaşamak için  sadece  kuru ritüellerin  yeterli olacağını düşünmek büyük yanılgıdır. Rahmet Peygamberinin doğumunun anıldığı Kandil gecesinin  kandil simidine ve kutlama mesajlarına indirgenmesi, Kuran ve Rahmet Peygamberini anlamamıza, onun örnekliğini olgusal olarak hayatımıza taşımamıza  katkı sunmamaktadır. Bizleri duygusal açıdan tatmin eden  ritüeller ve anmalar, Kuranı ve Rahmet Peygamberini anlamamıza ve yaşamamıza katkı sunmuyorsa,  kutlama mesajlarının ve simitlerin  işlevsiz kalacağını unutmamamız lazımdır. Kuran ve Rahmet Peygamberini  derinliğine anlamamıza yardımcı olarak eserler okumalı, onlara dair anlayışımızı geliştirmeye ve  beslemeye çalışmalıyız. Kuran ve Rahmet Peygamberini anlamanın ve yaşamanın yolu, okumadan, düşünmeden, aklı kullanmaktan, marifetten ve hikmetten geçmektedir. Okumanın yokluğu halinde Cahiliye afeti, Kuran ve Rahmet Peygamberiyle insanlığın arasına hurafe, gelenek ve  efsaneler yoluyla aşılması zor setler inşa edecektir.

Rahmet Peygamberi, sahih ve fıtri anlamda  insani hayatın  aktörü, kurucusu ve öznesidir. Rahmet Peygamberinin    güzel modelini  önemsizleştiren, arka plana iten, karartan veya belirsiz kılan  her türlü beşeri kurgu, Rahmet Peygamberi ve insanlık arasında bir yabancılaşma durumunun ortaya çıkmasına neden olmaktadır. İslamda Rahmet Peygamberinin dışında hiç kimse  güzel  insani model olma konumunda değildir. Sahih ve fıtri anlamda ahlaki bir insani hayat için kurucu model olan Rahmet Peygamberi pratiğini tek insani paradigma  olarak anlamak, benimsemek, içselleştirmek ve uygulamak lazımdır.

Rahmet Peygamberinin Tevhit, ahlak, hukuk ve insan modelini  idrak etmeliyiz. Rahmet Peygamberini idrak, Necaşiye Rahmet Peygamberini şu sözlerle anlatan Hz. Cafer  gibi idrak etmektir: Ey hükümdar! Biz cahiliyet üzere olan bir kavimdik. Putlara tapar, laşe yer, fuhuş işlerdik. Akrabalara küser, komşuluk hakkına riayet etmezdik. Zayıf, kuvvetlinin esiri idi. Biz bu hal üzere iken Allah,  içimizden bir peygamber gönderdi. Nesebi ve asaleti, sadakat ve emaneti, şeref ve namuskarlığı hepimizce malumdur. O, bizi bir Allaha davet ediyor; atalarımızın tapınageldikleri putları, ağaç ve taş parçalarını terk etmemizi söylüyor. Bize doğru söylemeyi, emanete, akrabalık bağına riayet etmeyi, komşularla güzel geçinmeyi, haramdan, kan dökmekten  sakınmayı emrediyor. Fuhuştan, yalandan, yetim malı yemekten, namuslu kadınlara iftira etmekten, dil tecavüzünden nehiyediyor. Allaha ibadet edip, Ona hiçbir şekilde şirk koşmamayı emrediyor. Namaza, sadaka ve ihsana, oruca davet ediyor.   Biz de Ona inanıp, getirdiği dine tabi olduk. Allah tarafından getirdiklerini tasdik ettik. Onun emrettiği şekilde ibadet ettik. Onun haram dediğini haram bildik, helal dediğini helal tanıdık. Bundan dolayı kavmimiz bize düşman kesildi.. Bizi dinimizden çevirip yine putlara tapmaya zorladılar, bizimle dinimiz arasına giriyor, Allah ve insanı ayırmak istiyorlardı. Rahmet Peygamberini Cafer gibi anlamak ve yaşamak gibi hepimizin önünde büyük bir sorumluluk bulunmaktadır.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.