“Sen doğru olanı yapmaya, doğru yoldan ayrılmamaya çalış,   elinden gelen gayreti göster… Küçük hesaplara girme, ona buna eğilme… Görelim Mevlâm Neyler, Neylerse Güzel Eyler!”

Yol haritam bu.

Bunca yıldır, nice yıldır…

Nice kıvrım kıvrım kıvrılışlar, nice büklüm büklüm bükülüşler gördüm…

İnce hesaplar yapanlar, “çok kurnaz” modunda dolaşanlar dibe çakıldı.

Biz tevekkül etmeye çalıştık.

Çalışıyoruz.

Ben neyim ki ve benim gibilerden ne bekleyeyim…

“İki kulplu kazan, tut bir ucundan sen de kazan!” dünyasında insanoğlu...

Kur’an hükmü ile sabit:

“Nankördür insanoğlu!”

Bir de, der ki Merhum İstiklâl Şairi:

-Yüzsüzdür İnsanoğlu, kimse bilmez fendini/

Kime iyilik yaptıysan ondan koru kendini !..

Efendim, bu demek değil ki “İyilik yapma!”

İyilik yap!..

Karşılığını yalnızca Allah’tan bekle!..

Neyse…

Geçelim!..

İşte…

Böyle, “Gelmen de hoş gitmen de!” ruhuyla dolaşır iken…

Vesileler çıkar karşımıza.

Bir vesile daha…

Muhabir arkadaşımız Neşat Gündoğdu’yla birlikte, SETA adlı düşünce kuruluşumuzun etkinliğine gitmiştim ki…

Yolumu bir “Yaşlı Bey” kesti:

“Beni tanıdın mı kardeş!”

Tanır gibi oldum, ama tam olarak çıkartamadım…

Sanki yıllar öncesinden bir “dost”, bir “sohbet arkadaşı”, belki de “hocalarımdan” biri…

“Beni tanırsın, kardeşimi daha da iyi tanırsın!” dedi.

Düşündüm…

Kardeşinin ismini verdi.

Çok çok yakın bir Dost.

Rahmetli.

SETA’nın “Kudüs Programı” başlamak üzereydi.

Özür diledim.

“Sonra görüşsek…” dedim.

“Olur, işini yap!..” dedi.

Programa geçtim.

Bir saat kadar sürdü.

O “Yaşlı Bey”i unutmuşum…

Programın ardından SETA yönetimindeki dostlar “çay içmeye” davet etti.

Orada da, bir saat mi ne geçirdik.

Sonra…

“Bir sonraki programa” gitmek üzere aşağıya indik…

O da ne…

“Yaşlı Bey” orada, kapının yanında bekliyor!..

Yanına gittim.

Dedi ki,

“Burada seni bekliyordum!”

Şaşırdım.

“Bekleyeceğinizi bilmiyordum!” demekten de hicap duydum.

Birer sandalye çektik.

“Kusura bakmayın!” dedim…

“Siz kusura bakmayın, kendimi tam olarak tanıtamadım!” dedikten sonra…

“Ben” diye ekledi:

“Profesör (filanca)”

İsmini soyadını yazmamı istemedi, bunu özellikle söyledi, “İsim vermesen iyi olur!” dedi.

Sonra…

Dinlememe istedi.

Dinledim:

“Serdar Bey, seni uzun yıllardır takip ederim.

Şimdi azaldı iyi adamlar!..

Her şey menfaate döküldü!..

Allah rızası için söyleyen de azaldı!..”

Not almak istedim.

“Al!” dedi.

Aldım:

-Bir kere, 2019 öyle kolay geçmeyecek.

-Sıkıntı olabilir!..

-Öncelikle, gençlere hitap edilemiyor!..

-Gençler ve yaşlılar farklı tellerden çalıyor!..

-Cumhurbaşkanı’na ‘diktatör’ diyen iftira atıyor ama bu iftira da maalesef gençler üzerinde etkili oluyor.

-Algı yönetiminde başarılı olan, ülke düşmanları!..

-‘Bizimkiler’ işin ‘selfisini çıkartmış’ durumda!..

-Dert azaldı, çile azaldı!..

-Gençler ille de gençler…

-Sen gençler için bir şeyler yap.

-Yaz, çağrıda bulun da, herkes bir şeyler yapsın!..

Bunları söyledi.

Çayından bir yudum aldı.

Ve devam etti:

-Memur ve diğer çalışanların alımlarında ‘mülakat işi’ biraz abartılıyor.

-Böyle yapılmasın!..

-Çok kritik alanlarda bu şart ama her iş için böyle yapılmasın.

-Herkes torpil arıyor!..

-Arayanların çok azı bulabiliyor, çoğu bulamıyor.

-Bulamayan tavır geliştiriyor.

-Kızıyor!..

-‘Oy vermem!’ diyor. En iyisi torpile giden yolları tıkamak!..

-Sonra…

-“Teşkilât çok aksak!’

-Yani…

-AK Parti teşkilâtı ‘ev ev dolaşma’ işini ‘göstermelik hale’ getirmiş…

-Temasların ruhu yok!..

-Temasta bulunanların ruhu yok!..

- Bak Serdar şu tarihleri alt alta yaz:

-7 Haziran, 1 Kasım, 15 Temmuz ve 16 Nisan.

-Cenab-ı Allah bir uyarıyor, bir mükafat veriyor.

-Ders alırsan iyi, alamazsan kötü!..

-7 Haziran’da uyarıldık, 1 Kasım’da kurtarıldık!..

-15 Temmuz’da uyarıldık, 16 Nisan’da kurtarıldık!..

-Yani…

-Ders aldık mı almadık mı?

-Emin değilim!..

-Aldıysak iyi!..

‘Avans’ları ‘bizim’ olarak görmeyelim!..

-Her şeyi Recep Tayyip Erdoğan’dan beklemeyelim!..

-Yazıktır, günahtır!..

Bunları söyledi.

Son olarak da…

Şöyle dedi:

Rahmetli Necip Fazıl Kısakürek ve Rahmetli Osman Yüksel Serdengeçti, Milli Görüş Tabanı ile Ülkücü Tabanı yakınlaştırmaya çalışmışlardı.

Bu bazen oldu, çoğu vakit olmadı.

İkisinin birlikteliği çok önemli.

Şimdi…

AK Parti-MHP yakınlaşması oldu.

Bunu bozmak için ellerinden geleni yapacaklardır!..

Herkes dikkatli olsun; bu ittifak Türkiye’nin çıkış yoludur!..

Kudüs’e de bu ittifakla sahip çıkılabilir!..

Bir de Serdar Bey…

Biraz daha gayretli ol!..

Küsme!..”

Bunları yazdırdı, “Yaşlı Profesör”…

Ve…

Dedi ki,

“Arabam yok, sizde varsa beni Kızılay’a kadar bırakabilir misiniz?”

Bıraktık.

“Sağda dur!” dedi;

“Buradan, metroya kadar yürürüm.

Haydi Allah’a emanet ol!”

Arkasına bakmadan, köşeyi döndü “Yaşlı Profesör”.

EĞİTİM VE ÖĞRETMEN!

Geçen yıl, ilki hazırlanmıştı:

“Eğitime Bakış 2016.”

Bu sene…

 “Eğitime Bakış, İzleme ve Değerlendirme Raporu 2017.”

Eğitim Bir Sen, yine, daha çok  “nicelikleri” ortaya koyan güzel bir çalışma gerçekleştirmiş.

Sayın Genel Başkan Ali Yalçın ve çalışmayı hazırlayan akademisyenler ayrıntılı olarak anlattılar.

Eksik olmasınlar.

Eğitime ayrılan pay her geçen yıl artıyor.

OECD ortalamasını yakalamış durumdayız.

Öğrenci başına ayrılan kaynak bakımından ne yazık ki iyi durumda değiliz; OECD ortalamasının“üçte biri” bizimkisi.

Talebe başına harcama artmalı, öyle deniyor.

Öğretmen alımları yeterli olmasa da, AK Parti döneminde çok büyük mesafeler alınmış bu alanda.

Avrupa’daki öğretmenin maaşı yılda ortalama 32 bin dolar, bizdeki öğretmenin maaşı ise 27 bin dolar civarında…

Eğitim Bir Sen, öğretmen maaşına takviye istiyor.

Haklı.

Derslik başına düşen öğrenci sayısı azalıyor yani bu alanda iyiye gidiş var ama “Bölgeler arasındaki gelişmişlik farkı” çok.

En başarılı okullarımızla en başarısız okullarımız arasındaki fark, saygın bir bilimsel kritere göre  “120 Puan” imiş…

Araştırmaya emek verenlerden Doç.Dr. Zafer Çelik, “Her 30 puan 1 seneye denk gelir!” dedi.

Yani…

En başarılı okulla en başarısız okul arasında “4 yıllık” fark varmış!..

Bir okulda 6’ncı sınıfa giden ile bir başka okulda 10’ncu sınıfa giden aynı durumdaymış!..

Kötü!..

Eğitime ayrılan kaynaklar artıyor ama…

Okullar arasında büyük fark var…

Nicelik, nitelik meselesi…

Sayın Cumhurbaşkanımız “Nicelik iyi, niteliğe ağırlık vermemiz lazım” demişti.

Eğitimde kalite meselesi…

Bakalım.

ÖĞRETMENLERİMİZ!..

Güzel güzel dinliyor, rakamların altını çiziyorduk.

YÖK Eski Başkanı Prof.Dr. Yusuf Ziya Özcan, keyfimizi iyice kaçırdı.

Dedi ki;

“Bizi şekillendiren, hamurumuzu yoğuran öğretmenlerimiz… Öğretmen yetiştirme konusunda başarılı değilseniz, eğitimin diğer boyutlarını hiç konuşmasanız da olur. İstediğiniz kadar para ayırın eğitime, istediğiniz kadar bina yapın, derslik yapın; öğretmen yetiştirme meselesini halledemezsiniz, başarılı olmanız mümkün değildir!”

KPSS Öğretmen Alan Bilgisi sınavlarından çıkan sonuçları sıraladı Özcan…

Rakama boğmayalım;

Öğretmenlerimizin çoğu, branşlarında fazla başarılı olamamış!..

Türkçe Öğretmenleri “alanlarındaki” 50 sorudan (ortalama) 31’ine doğru cevap vermiş, Matematik öğretmenleri 20’sine, diğerleri 14, 13 filan…

Çok kötü!..

Dedi ki Eski YÖK Başkanı,

“İşi gücü bırakıp öğretmen yetiştirmeye odaklansak yeri var!..”

Bazı ‘gelişmiş’ ülkelerde olduğu gibi, öğretmenlerde ‘Yüksek Lisans’ şartının aranması gerektiğini söyledi Sayın Özcan.

Öğretmen meselesi çok önemli.

En önemli mesele.

Hatta…

“Eğitimin en önemli meselesi, öğretmen meselesidir!” demeliyiz.

Eğitim Bir Sen’in “Öğretmen yetiştirmekte sıkıntı çekmemizin sebepleri”ni ve çözüm yollarını ortaya koyan çalışmaları var ama…

Bunlar galiba, “Ortak Akıl”a dayanan raporlar değil.

Milli Eğitim ile Eğitim Bir Sen arasında kopukluk çok büyük…

Öyle ki…

Eğitime Bakış 2017 Adlı Raporun “Önsöz” bölümünde aynen şöyle denilmiş:

“Veri taleplerimizin eleştiriye açık olmayan Kamu Yönetimi’nce cevapsız bırakılması nedeniyle…”

Bir dakika, ONE MINUTE;

Eğitim Bir Sen, “Eğitim Raporu” hazırlamak için Milli Eğitim Bakanlığı’ndan veri istedi ama…

Milli Eğitim, “Eleştiriye açık olmamasından dolayı” bu taleplerin en azından bir kısmına cevap vermedi…

 Öyle mi?

Yoksa,  yanlış mı anladım?!..

Sayın Milli Eğitim Bakanı ile Sayın Eğitim Bir Sen Başkanı, bunları oturup konuşmuyorlar mı Allah aşkına?..

Her şeyi Reis’ten mi bekleyeceğiz!..

Allah aşkına!..

Türkiye-Filistin Atkısı!..

Kültür Bakanı Numan Kurtulmuş ile Sağlık Bakanı Ahmet Demircan, terörist İsrail askerleri tarafından darp edilen ve gözaltına alındıktan sonra uzun süre işkenceye maruz bırakılan  Filistinli Muhammed et-Tavil ile ailesini kabul etti.

Muhabirimiz Neşat Gündoğdu’yla birlikte, Sayın Kurtulmuş’un programına yetişmek istedik, verilmiş sözümüzden dolayı mümkün olmadı.

İkinci programı yakaladık.

Muhammed ve aile fertleriyle dertleşme imkânımız oldu.

Yiğit insanlar…

Aile fertleriyle konuştuk;

“Türkiye gibi üç devlet olsa, bu iş biter!” dediler.

Türkiye’ye ve Sayın Erdoğan’a bol bol teşekkür ettiler.

O sırada…

Down sendromlu Muhammed…

Türkiye-Filistin “atkısını” aldı…

Ve…

Sayın Bakan Ahmet Demircan’ın boynuna doladı!..

Galiba…

Demek istedi ki bize,

“Boş boş gezmeyin!...

Atkılarınızla mesajınızı verin!..”

Türkiye-Filistin Atkısı Ne Güzel!..

Kravat iyi değil!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2017-12-22 11:28:38

Profesör Amcanın düşüncelerini ve tavsiyelerini çok yerinde buluyor ve önemsiyorum. Serdar bey, Milat Gazetesinin Akademisyen yazar kadrosu geniş Profesör Amcanın bahsettiği gençler konusunda çalışma yapılabilir ve bu konu sürekli sosyal medyada gündemde tutulmalı hatta Ankara temsilcisi Bayram Zilan bu konularda yazı dizisi yapılmalı. Filistinli Muhammed et-Tavil in dediği gibi Türkiye gibi üç devlet olsa, bu iş biter!” tamamen katılıyorum.

Avatar
masur can 2017-12-22 09:57:07

selamunaleykum,
Kiymetli Serdar Bey,Sendikanın özellikle taşra teşkilatlarındaki durumuyla ilgili bilginiz var mıdır? Kimi idarecilik için kimi teşkilat yönetimleri için ne mücadeleler ne kıyımlar yaşanıyor.Keşke bunları da yazsanız.

Avatar
Cem Gence 2017-12-25 18:41:56

"i̇yi" adam harbiden azaldı....