Değerli dostlar; söz uçar, yazı kalır. Sözler kanıtlanmak için şahide ihtiyaç duyarken, yazı yazanın aynı zamanda şahididir. Ülkemiz zor ve zahmetli bir süreçten geçerken, yazdıklarımız ve söylediklerimize azami dikkat etmemiz ise insanlığımızın ve vatanperverliğimizin gereği.

Hükümetimiz son zamanlarda vatandaşından tepki üzerine tepki alan uygulamalara imza attığının farkında ise amenna. Ama farkında değilse, halkımızın içinde bulunan bir vatandaş olarak birkaç örnek vererek uyarma vazifemi yerine getirmek istiyorum:

Sinek pis olmasa da mide bulandırır gerçekliği kabilinden bir uyarı bu. Araçların yan camlarının film yapılması meselesini bir hatırlayalım. Mahremiyet deyin veya yalıtım deyin, gerekçe ne olursa olsun serbest bırakılan bu uygulama güvenlik gerekçesi ile üzerinden bir yıl geçmeden yasaklanarak vatandaşa ceza aracı olarak kullanılmaya başlandı.

Üniversite ve lise giriş sınavları yaz boz tahtası olmaktan bir türlü kurtulamıyor. Milyonları ilgilendiren başka bir çok uygulama yaz boz kabili vatandaşımızın kafasını allak bullak ediyor.

Vergi affı meselesinde de çeşitli nedenlerle zor durumdaki vatandaşlarımıza imkan sunulurken vergisini zamanında veren büyük çoğunluk cezalandırıldığı algısından kendilerini kurtaramamakta.

Sağlık sistemimiz de yaz bozdan kurtulamıyor bir türlü. Sekreterli sistemi ile oluşturulan çok başlılık ile bozulan düzen tekrar eski haline tek başlılığa göre düzenlenerek bozuk sistem düzeltilmeye çalışılıyor. Hekim sayısını artırarak uygulanan yanlış sistem, düzelir algısı satılmaya çalışılarak uzatmalarla çözüm yolları tıkanıyor.

Hasta sevk zinciri adam akıllı uygulamaya konularak aile hekimliği gibi çok önemli bir istasyon işler hale getirilse mevcut sorunun yarısı hiçbir masraf yapılmadan çözülebilecekken bir türlü uygulama bulamıyor. Sağlığa bütçeden ayırdığımız payı artırarak çözüm arayışı ancak ilaç tröstlerini ve sağlık tedarikçilerini mutlu eder.

Vatandaşın mutlu olması için öncelikle iyi hekim hasta diyaloğu ve derdini anlayan ve çözüm üreten bir muhatap gerekir ki bu da aile hekimliği samimiyeti ile mümkün.

Aile hekimliği kurumunda çalışan onbinlerce meslektaşım reçete yazma memurluğu yaparak hekimlik mesleğinin kutsiyetini unutmakla karşı karşıya.

Acillerimiz ise yol geçen hanı olmalarından dolayı tıkanmış ve işlev göremez haldeler. Çözüm için hekim sayısının artırılmasının çözümsüzlüğe katkı dışında bir yararı olacağına inanmak mümkün değil.

Böyle zor bir zamanda bunları yazmama anlam veremeyen kardeşlerim olabilir. Saygı duyar hatta hak bile veririm. Ancak bariz yanlışa en azından yanlış derken, doğrusunu hatırlatmak görevini yapan birileri de olmalı ve yazma cesaretini göstererek kalıcı olmasını da sağlamalı.

Ağzı olanın konuşabildiği bir ülkede yaşıyoruz. Şifahi bir toplum olduğumuz da gerçek. Konuşmayı da dedikodu etmeyi de çok severiz. Maalesef birbirimizin kuyusunu kazmayı da seviyoruz

Beklentisi ve bir yerlere yaranma kaygısı olmayan halkımızın içinde ve onlarla iç içe olan bir nefer olarak devletime bağlı, milletimi seven bir fert olarak, hükümet eden kardeşlerime birkaç kelime de olsa hal-i pür melalimizi arz edebildiysem bahtiyarım.

Sağlık ve mutluluk dileklerimle.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.