Dolar (USD)
18.6452
Euro (EUR)
19.6449
Gram Altın
1077.074
BIST 100
4962.97
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

28 Eylül 2022

​Doğu-Batı Arasında Türkiye

Başkan Erdoğan, Şangay İş birliği Örgütü zirvesine katılmak için Özbekistan'ın Semerkant kentine gitmişti. Ardından BM Genel Kurulu'na katılmak için ABD’nin New York eyaletine gitti ve BM genel kurulunda önemli mesajlar verdi.

Daha önce birçok kez bu köşede yazdığımız gibi, Türkiye birden fazla alternatif seçeneklere sahip olduğunu Avrupa’nın tek seçenek olmadığını defalarca belirtmiştik. Gelişmeler de görüşlerimizi teyit etmektedir.

Bu bağlamda Türkiye, Şangay İş Birliği’nin faaliyetlerine katılmak için resmi başvuruda bulunmuş ve örgüt de diyalog ortağı olarak davet etti. Türkiye’nin bu hamlesi, barış ve adalet temelinde herkesle iyi ilişkiler geliştirme amacına uygundu.

Ancak Türkiye’nin bu stratejik hamlesinden sonra gerek batıda gerekse onların içimizdeki uzantıları tarafından ‘’Türkiye’nin böyle bir örgütle herhangi bir ilişkisi olamayacağına’’ dair eleştiri ve yorumlar yapıldı.

Bu eleştiriyi yapanların hiçbiri Avrupa’nın 52 yıldır Türkiye’yi oyaladığından hiç bahsetmedi(!) Türkiye’nin Çin ve Hindistan gibi dünyanın en kalabalık ülkeleriyle iş birliği yapması kadar doğal ne olabilir? Kaldı ki Türkiye’nin Azerbaycan, Türkmenistan, Özbekistan, Kazakistan ve Kırgızistan gibi Türk devletleriyle tarihsel ve kültürel bağlara sahiptir.

Çin’in Sincan eyaletinde yaşayan Müslüman Türklere yardımcı olabilmek için bile olsa, Türkiye’nin Çin ile diyalog hâlinde olması gerekir. Türkiye'nin jeostratejik konumu, Rusya'nın “sıcak denizlere” erişimini kontrol etmesine izin veriyor. Bu açıdan Erdoğan ve Putin en sık bir araya gelen iki lider.

Fakat buna rağmen Türkiye, Rusya'nın yayılmacı ve emperyalist politikalarını kabul etmiyor. Örneğin Kırımın ilhak edilmesini şu ana kadar tanımadı. Ukrayna’nın işgal edilmesini uluslararası hukuka aykırı bulmaktadır. Bu onurlu tavrına rağmen, tahıl krizinin çözümünde, esirlerin değişiminde çok önemli rol oynadı.

***

Türkiye’nin yeri Avrupa mı Asya mı diye tartışanlara diyorum ki: Türkiye’nin gövdesi Asya’da kafası Avrupa’dadır. Dolayısıyla kafa ile gövde birbirinden ayrılmaz bir bütündür. Bu yönüyle Türkiye hem doğu hem de batı ülkesidir. Doğu ile Batı arasında önemli bir denge sağlıyor. Bu dengenin sağlanması, aslında herkesin çıkarınadır. Ancak Batının ‘’Grek romantizmi’’ bu dengeye zarar veriyor. Türkiye’yi sürekli dışlayarak, Yunanistan’ı kayırmaları aslında kendilerine de zarar veriyorlar.

Türkiye,F-16 savaş uçağı ve modernizasyon kiti istiyor ama ABD vermemek için sürekli ayak diretiyor. O zaman Türkiye, ne yapıp edip kendi milli muharip uçağını planlanmış zamandan önce üretmelidir. Güzel bir ata sözünde denildiği gibi ‘’başkasının atıyla sürekli yaya kalırsın.’’ Türkiye, bu muhannetlere bir daha muhtaç olmamak için hiçbir fedakârlıktan kaçınmamalıdır.

Sonuç

Nasıl ki insanoğlunun tabiat olaylarına karşı gelmesi mümkün değilse ve ayak uydurarak yaşamak zorundaysa, milletler de tarihin akışına ayak uydurarak, ancak varlıklarını sürdürebilirler.

Dolayısıyla üç kıtanın kesiştiği bir coğrafyada bulunan Türkiye, 20. yüzyılda tarihin Doğu-Batı yönündeki gelgitlerine sahne olmuş ve yönü Batı olmuştu. Ancak 21. yüzyılın çok kutuplu yapısında Türkiye, Doğu-Batı arasında bir denge siyaseti ile etkili bir rol oynayabilir. Kim ne derse desin Erdoğan bunu en iyi değerlendirebilen bir liderdir.

 
Advertisement Advertisement