Dolar (USD)
17.96
Euro (EUR)
18.2655
Gram Altın
1023.708
BIST 100
2913.3
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

25 Haziran 2022

Faiz oranı değişmedi

TCMB Para Politikası Kurulu, politika faiz oranını beklentiler doğrultusunda yüzde 14 düzeyinde sabit tuttu.

Tüketici fiyat endeksinin yıllık değişim oranının yüzde 19,25 olarak açıklandığı 2021 Eylül ayında Merkez Bankası faiz indirimlerine başlamış ve Eylül-Aralık döneminde yüzde 19 olan politika faizini toplamda 500 baz puan indirerek yüzde 14 seviyesine çekmişti. Enflasyon ile faiz oranının yakın seviyelerde gerçekleştiği o dönem, politika faizi, enflasyonla mücadelede etkin bir araç olarak görülüyor, yapılan açıklamalarda da reel getiri vurgusu öne çıkıyordu. 2021 yılının son çeyreğinde artmaya başlayan enflasyon oranı ile politika faizi arasındaki makas açıldıkça toplantı metinlerinin içeriği de değişti ve çekirdek enflasyon, cari denge, jeopolitik riskler, baz etkisi, liralaşma stratejisi, makroihtiyati politika seti kavramları bu metinlere eklendi.

Ancak değişmeyen tek bir söylem vardı o da enflasyondaki bu yüksek seyrin geçici olmasıydı, Nisan ayından itibaren de enflasyonun düşeceği bekleniyordu. Bu tahminler yapılırken elbette Şubat ayı sonunda başlayan ve hâlâ devam eden Ukrayna-Rusya arasında yaşanan sıcak çatışma hesapta yoktu. Enerji fiyatlarının yükselmesine neden olan bu gelişmeye ilaveten diğer ülkelerin faiz artış kararı alması da bu süreci olumsuz etkiledi.

Haziran ayı PPK toplantı metninde; ‘Etkisi artarak sürmekte olan jeopolitik riskler yılın ilk yarısında olumsuz yönde gerçekleşmiş, dünyada iktisadi faaliyetin zayıflamasına sebep olmuştur. Önümüzdeki döneme ilişkin küresel büyüme tahminleri aşağı yönlü güncellenmeye devam etmektedir.’ ifadesi yer alıyor.

Bilindiği üzere yeni ekonomik programda, yatırım, istihdam, üretim, ihracat temelli bir büyüme modeline odaklanılmıştı. İhracatta ilk üç sırada Almanya, ABD ve Birleşik Krallık yer alıyor. En son açıklanan PMI(satın alma yöneticileri endeksleri) verilerine göre; Almanya’da imalat PMI 54,8’den 52’ye, Euro Bölgesi'nde imalat PMI 54,6'dan 52'ye, ABD'de imalat PMI ise Haziran ayında 4,6 puan azalarak 52,4'e geriledi.

Büyümenin öncü göstergelerinden biri olan PMI verisindeki bu gerileme Türkiye’nin ihracatına da yansıyacaktır. İkinci çeyrek büyüme rakamları henüz açıklanmasa da başta sanayi üretimi olmak üzere öncü veriler büyümedeki güçlü seyrin devam ettiğini gösteriyor. Yılın ikinci yarısında ise küresel çapta artan resesyon riski artıyor.

Bu beklentiye de metinde şu şekilde yer verilmiş; ‘...Kapasite kullanım seviyeleri ve diğer öncü göstergeler yılın başındaki güçlü büyümenin dış talebin de olumlu etkisiyle ikinci çeyrekte sürdüğüne işaret etmektedir. Büyümenin kompozisyonunda sürdürülebilir bileşenlerin payı artarken, cari işlemler dengesinde turizm kaynaklı iyileşmelerin yanında enerji fiyatlarından kaynaklanan riskler devam etmektedir.’

Dikkat çeken bir diğer söylem de şöyle ifade edilmiş; ‘..Kurul, güçlendirdiği makroihtiyati politika setini kararlılıkla uygulayarak gerekmesi durumunda ilave tedbirleri uygulamaya alacaktır. Değerlendirme süreçleri tamamlanan teminat ve likidite politika adımları para politikası aktarım mekanizmasının etkinliğinin güçlendirilmesi için kullanılmaya devam edilecektir..’

Bu ifadeden de finansal istikrarı sağlamak amacıyla zorunlu karşılıklar, kredi kartlarına ilişkin değişiklikler, gelire endeksli devlet iç borçlanma senedi (GES) gibi faiz hariç araçların etkin bir şekilde kullanılacağı anlaşılıyor.