Dolar (USD)
17.9432
Euro (EUR)
18.2774
Gram Altın
1023.73
BIST 100
2913.3
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

28 Haziran 2022

Gençler ne istiyor

Gençlik bir milletin geleceğidir, geleceğe ait ümitleridir, beklentileridir.

Gençlik bir milletin yaşadığı zamanda gücüdür, güvenidir.

Gençlik bir milletin hayat kaynağı olan can damarıdır.

Gençlik bir milletin duruşudur, şahsiyetidir, haysiyetidir.

Gençlik bir milleti ayakta tutan en önemli değerlerden biridir.

Gençlik bir milleti geleceğe taşıyan en önemli köprülerden biridir.

Geleceğe emin adımlarla yürümek isteyen toplumlar önce gençlerini yetiştirmeli ve sonra onlara geleceği teslim etmelidirler.

Yüce Mevla’mız dünyevi ve uhrevi sıkıntılardan ilk korumamız gereken kişileri sıralarken kendimizden sonra çocuklarımızı, yani gençlerimizi zikretmiştir. Yüce Mevla “Ey iman edenler! Gerek kendinizi ve gerekse evladüıyalınızı öyle bir ateşten koruyun ki onun yakacağı, insanlar ve taşlardır.” (Tahrim/6) buyururken gençliğin kıymetini, ruhen ve bedenen yetiştirilmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koymuştur.

Gençliğini iyi yetiştiremeyen toplumlar huzursuzdur. Her ortamda gençlerden şikâyet eder dururuz. Doğduğu ve büyüdüğü yıllara göre gençleri kuşaklara ayırırız. X kuşağı, Y Kuşağı ve Z kuşağı. Sonra o kuşaklara bazı özellikler sıralarız. Uyumlu, kanaatkâr, otoriter, saygılı, kuralcı, başarılı, çalışkan, şüpheci, rekabetçi gibi vasıflar atfederiz onlara. Genellikler “Ne olacak bu gençliğin hali” diye serzenişte bulunuruz. Bu gençlerin bizim çocuklarımız olduğunu ve onların yetişmesinde en önemli unsurun biz olduğumuzu göz ardı eder, bütün suçları onlara yükleriz. Yaşımız ne olursa olsun gençlerden bizim yaşımıza göre hareket etmesini bekleriz. Biz onların yaşındayken yaptıklarımızı unutur, onlardan yaşlarının üstünde hareketler bekleriz.

Ensar Vakfı olarak “Gençlik Arama Konferansı” adı altında yapılan bir ankette gençlere yirmi soru yöneltildi ve bu sorulara verdikleri cevaplar üzerinden gençlerin ne istediği sonucu çıkarıldı.

Öncelikle gençler kendilerine değer verilmesini istiyorlar. Kendilerini değerli hissetmek, bir birey olarak toplumda, ailede ve ortamlarda adam yerine konulmak herkesten önce gençlerin hakkıdır. Adam yerine konulmayan, bir değer atfedilmeyen gençler kendilerini adam yerine koymayanları zaten başta silecek ve o da onlara değer vermeyecektir. Değer görmek istiyorsan önce sen değer vermelisin. Daha özeli değer verdiğin kadar değerlisin.

İkincide gençler kendilerinin sonuna kadar dinlenilmesini istiyor. “Sen ne bilirsin, sen ne anlarsın” diyerek ötekileştirdiğimiz ve dinlemeye değer görmediğimiz gençler aynı tavrı bize gösterecek ve bizi dinlemeyecektir. Herkesin bir fikrinin olduğunu ve onun için özel olduğunu bilerek herkesin fikrine saygı göstermek gerekir. Yani dinle ki dinlenesin.

Üçüncüde evladın şunu yap, bunu yap tarzında emir verme yerine “Beraber ne yapabiliriz” diyerek onlarla iş birliği içinde hareket etmemizi istiyorlar. Üstten bakan bir anlayış yerine arkadaşça bir tavırla birlikte hareket etmek onları bize yaklaştıracaktır.

Dördüncüde fıtraten ve fikren içinde olabilecekleri ve kendilerinin katkı sunacağı projelerde yer almak istiyorlar. Üreten kişi olmak, üretebileceğini göstermek ve ürettiğiyle topluma katkı sağlayan birey olmak gençlerin arzu ettiği şeylerden birisi. Biz onları sadece tüketen diye görüyoruz ama onların içinde aksine tükettiğinden daha çok üreten bir arzunun olduğunu görmek istemiyoruz.

Beşinci olarak ise tüm bunları yaparken bir sevgi dili, bir gönül dili kullanılmasını, peygamberi metot olan “Kolaylaştırın güçleştirmeyin, müjdeleyin nefret ettirmeyin” prensibiyle hareket edilmesini ve asla adalet duygusundan taviz verilmemesini bekliyorlar.

Bu anlayışla yaklaşacağımız gençler yerdiğimiz değil övdüğümüz ve arzu ettiğimiz gençlik olacaktır vesselam.