20 Ekim 2021

​İyi ki varsın Milat

 

Türkiye’de basın hayatı 1940’lı yıllara kadar gazete ve dergilerle devam ederken, 1950’lerin sonunda radyo, 1968’in başında da “Peki Zeki Müren de bizi görecek mi?..” esprisine sebep olan siyah-beyaz televizyonların hayatımıza girmesiyle birlikte, basın sektörü yavaş yavaş değişime uğramaya başladı. TRT tarafından gerçekleştirilen kısıtlı yayın saatleri TV’ye olan ilgi arttıkça hayatın merkezine oturmaya başladı. 12 Eylül 1980 Darbesi ile büyük bir kırılma yaşayan Türkiye, Başbakan Turgut Özal’ın radikal kararlarıyla yeni bir sürece evrildi.

Siyah-beyaz yayınlar renklenirken, özel TV’lerin önü açıldı. Bu renkli değişime rağmen “Dördüncü Kuvvet; Medya” olma özelliğini devam ettiren gazeteler, 1993 yılından itibaren internetin hayatımıza girmesiyle birlikte gücünü yitirmeye başladı.

Kartel Medyası”nın tencere tava kampanyaları ile gazeteleri zücaciyeci dükkanına çevirerek günü kurtarmaya çalışması problemleri perdelemekten öteye gitmedi.

Reklam pastası”nı önce TV’lere, daha sonra da internet mecrasına kaptırmaya başlayan gazeteler, 2001 kriziyle birlikte büyük bir çıkmaza sürüklendi. “Reklam patronun baş makalesidir, o gelirse bütün haberler çöpe gider” anlayışı daha da önem arz etmeye başladı.

 

Medya Sihirbazı” Murdoch’ın önlenemeyen yükselişi

 

Hızlı dijitalleşme bir taraftan gazetelerde tiraj kaybına sebep olurken, diğer taraftan gazetelerdeki birçok basın emekçisini işsiz bıraktı. Yazılı basındaki bu olumsuz hareketliliği izlemeye alan doğma Avustralyalı büyüme ABD’li “doyumsuz” medya patronu Rupert Keith Murdoch, küresel kriz depremiyle sarsılan medya dünyasının aksine bu risk dolu ortamda bile büyümekten geri durmadı. Murdoch’ın “News Corp.” medya grubu, dünya nüfusunun üçte ikisine ulaştı.

Medya Sihirbazı” Rupert Murdoch’ın dönem dönem basın sanayii adına ortaya koyduğu kehanetlerine kilitlenenler ölümcül tespitleri umursamazca izledi. Peki Murdoch’ın özellikle yazılı basını hop oturtup hop ayağa kaldıran kehanetlerinin özeti neydi?..

Gazeteleri “nesli tükenmekte olan canlılar” sınıfına dahil eden Murdoch, “Aslında demode olan gazeteler değil, değişime ayak uyduramayan gazete patronları, editörler ve muhabirler. Hızla değişen şartlara rağmen ‘tek tip’ gazetecilikte ısrar ediliyor. Bugün para ve tiraj kaybeden, çalışanlarının bir kısmını işten çıkaran gazeteler, birkaç ödül almış gazetecileri tercih ediyor. ‘Tek tip’ gazetecilik devri ‘demode’ oldu. Artık orta yaşlılarla ‘Z Kuşağı’ aynı zevkleri paylaşmadığı gibi haber tercihleri de farklılık arz ediyor.

Okuyucu yazarların kendini tatmin ettiği, dar bir kitleye hitap eden haber ve makaleleri değil, toplumun meselelerini düşünerek yazan gazeteci istiyor. Çünkü bankalar, telefon ve pazarlama şirketleri, interneti çok güzel kullanarak iş hacimlerini büyütürken gazete patronları bu değişimi gör(e)medi. Medya baronlarının sonunu internet getirecek. 10 yıl içerisinde önemli gazeteler okuyucuya dijital olarak ulaşacak...

Gelinen noktada Murdoch’ın kehanet olarak irdelenen beyanatları gerçekleşti mi?.. Büyük oranda evet. Bu bağlamda Dinç Bilgin’i, Aydın Doğan’ı, Cem ve Hakan Uzan’ı, Mehmet Emin Karamehmet’i hatırlayan var mı?.. Şu anda “ana akım medya”yı temsil eden bu isimlerin yerinden yeller esiyor.

Yerinden yeller esen sadece patronlar mıydı?.. Hayır!.. Bir döneme damgalarını vuran Bulvar, Meydan, Tercüman, Yeni Yüzyıl, Yeni Binyıl, Son Çağrı, Radikal, Millet, Bugün, Vatan, Habertürk, Star, Güneş, Ortadoğu gibi birçok gazete kapandı, fikir hayatımıza yön veren onlarca dergi yayım hayatına son vermek zorunda kaldı.

Sözün özü; geleceği okuyamayan ve “Dijital Çağ”a ayak uyduramayana hayat hakkı yok!..

 

Koronavirüs pandemisi gazetelere büyük darbe vurdu

 

1994’te başlayan 2001’de devam eden kriz 2020’de Yeni tip Koronavirüs (Covid-19) pandemisiyle iyice tüy dikti. Pandemi döneminde uygulanan kısıtlamalar sebebiyle çoğu okur gazetesine ulaşmakta güçlük çekerken, gazetelerle olan ünsiyet zayıfladı.

Koronavirüs salgınının dünyayı esir almasıyla birlikte etki gücünü iyiden iyiye internet medyacılığına kaptıran yazılı basın, değişik sosyal medya platformlarının (Facebook, Instagram, WhatsApp, Twitter, YouTube...) anlık veri aktarımı ataklarına cevap vermek şöyle dursun, artan maliyetlerin altında ezilmeye başladı.

Millî kültür ve özümüzü ifsad eden “sosyal medya bataklığı” her geçen gün geleceğimizi yozlaştırıp, fikir ve düşünce coğrafyamızı çölleştirerek ölümcül darbelere maruz bırakmaktı. “Z Kuşağı” ise kağıt üzerinden enformasyona yabancıydı, daha da yabancılaştı.

Bu döneminde etkisi ve satışları iyice dip yapan yazılı basın, eskiden hem masada hem sahada verdiği mücadelesini artık “internet” üzerinden iletişim kurarak okuyucuyu enforme etme dönemine evrildi. Artık gazete mutfakları fikirlerin tartışıldığı, pişirilip manşete çeldiği yer olmaktan ziyade her gazete emekçisinin evi birer “home ofis”e dönüştü.

 7777_90fb1f6158af5ebac72e30eefbc67990.JPG

“Dijital Çağ” eskiye dair ne varsa silip süpürüyor

 

Alınacak önemli bir kararda gazetecileri çağırıp demeç veren politikacılar bile kamuoyunu sosyal medya üzerinden bilgilendirmeye başladı. Hatta bakanların istifa mekanizması bile sosyal medya üzerinden yapılır hale geldi.

Gerçekten de gazetecilik, bütün sıkıntılara rağmen “milenyum”dan önce daha güzeldi. Her gazete özel çıkardı; şimdi artık gazetelerin ne bu imkânı, ne de bu imkânı vücuda getirecek güçleri var.

Pandemiyle birlikte şaha kalkan “Dijital Çağ” eskiye dair ne varsa tepetaklak etmeye başladı.

Kabul etsek de, etmesek de artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak!..

Peki dün başlayıp bugün devam ettirdiğimiz “basın tarihi”yle ilgili yazıları durup dururken mi kaleme aldık?.. Tabi ki de hayır.

Bugün bütün zorluklara rağmen dimdik ayakta duran “Yeni Türkiye’nin GeleceğiMİLAT gazetemizin yayım hayatına başlayışının 11. kuruluş yıldönümü.

 684845_d604ec6a49fbee8390fe1a6a90310da0.JPG

Adakoğlu “bir hayalim var” diyerek yola çıktı

Gelin biraz “Yeni Türkiye’nin GeleceğiMilat’ın 11 yıl önce başlayan yol hikâyesine göz atalım...

Ali Adakoğlu gençlik yıllarında “Bir hayalim var” diyerek kutlu bir yolculuğa çıktı. “Hacerü’l-esved” karşısında duaya dönüşen İstanbul’da üniversite okuma isteği Adakoğlu’nu bir süre sonra İstanbul Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü’ne kaydettirdi. Okulun bitmesiyle birlikte Millî Gazete’nin mutfağında pişmeye başlayan Adakoğlu, bir müddet sonra gazeteci olarak mesleğe ilk adım attığı Vakit gazetesine dönerek burada 10 yıl Haber Müdürlüğü yaptı. Sonrasında dönemin en çok satan dergilerinden Gerçek Hayat serüveni başladı. Ardından dergiyle birlikte “sekizsutun.com” internet sitesini de alarak yayın hayatını sanal mecrayla birlikte devam ettirdi. Fakat siyasal fay hatlarının kırılganlığının arttığı “tavır” gazeteciliğine ihtiyaç duyulduğu bir zaman diliminde dava ve yol arkadaşlarıyla birlikte Milat gazetesini çıkarmaya karar verdi.

Tarihler 20 Ekim 2011’i gösterdiğinde Ali Adakoğlu “bir hayalim var” diyerek çıktığı yolda artık “tavır” gazeteciliğine yön vermek için kolları sıvadı. Neye tavır; haksızlığa, hukuksuzluğa, zulme, sömürüye, hırsızlığa, arsızlığa...

Türkiye’nin Yeni Geleceği” Milat gazetesi ilk “Allah’tan korkun” manşetiyle dikkatleri üzerine çekerek yazılı basına yeni bir soluk getirdi. Basının kriz üzerine kriz yaşadığı bir dönemde “bizim de bu memlekete dair söyleyeceklerimiz var” diyerek çıktığı yoldan dönmeyen Adakoğlu, büyük bir mücadelenin içine girdi. Bir müddet sonra Milat’a kardeş Yenisöz gazetesi de eklendi.

 gazete hazrlnrkn_4362726a093011299c8385ba2a66ddf9.JPG

Milat tavır gazeteciliğiyle Türk basınına örnek oluyor

İşte 11 yıl önce bugün “Allah’tan Korkun” manşetiyle PKK’nın Hakkari Çukurca’daki hain saldırısına dikkat çekerek, “Yeni Türkiye’nin Geleceği”ne dair sözü olanların Milat’ı olacağının ilk işaretini verilmişti. Milat, bir taraftan Türkiye’deki derin yapıların antidemokratik oyunlarını deşifre ederek boşa çıkarırken, diğer taraftan ise Batı’nın hegemonyası altında âdeta “çağdaş köle” prangasıyla terbiye edilmeye çalışılan İslâm coğrafyasının “ruh haritası”nı analiz ederek kamuoyunu aydınlattı. Türkiye, devrim niteliğindeki değişimleri “Milat farkı”yla tarihe not düştü.

Milat; öncelikle “Yeni Türkiye’nin Geleceği”nin sesi, fakat aynı zamanda “iletişim misyonu”nda ne derece önemli bir görevi yüklendiğinin de farkında. İlk nüshasının yayımlandığı 20 Ekim 2011’den beri çizgisinden taviz vermeden, gül kokusuna ulaşmak için dikenli yollarda yürüyerek “Doğu ve Batı”yı İslâm Medeniyeti’nin zengin kültürüne, yaşam menbaına davet etmekte.

Tiraj ve reklam kaygısı gütmeden...

Rakipleri safdışı bırakma telaşına düşmeden...

Yandaş”laşma ve “kartel”leşme hırsına kapılmadan...

Özel hayatlara tecavüz etmeden...

Mafyalığa, hortumculuğa, vurgunculuğa meyletmeden...

Dünyadaki “bütün tüyü bitmedik yetimin hakkını koruma” ahdinden ödün vermeden...

İktidar” veya “muhalefet” gruplarının veryansınlarına aldırış etmeden...

Sadece doğru haber verme tavrıyla çıkmaya gayret ediyor. Sizlerden alacağımız güçle, hep birlikte daha nice güzel yıllara...

İyi ki varsınYeni Türkiye’nin GeleceğiMİLAT.

 

 

Hamiş:

Osmanlı Devleti’nin ilk yayım organı Takvim-i Vekayi’den (1831) sonra 21 Ekim 1860’ta Agâh Efendi ve İbrahim Şinâsî tarafından yayımlanan ve sahibi Türk olan ilk özel fikir gazetesi Tercümân-ı Ahvâl’in çıkış günü Türk basınınca “Gazeteciler Bayramı” olarak kutlanmaya başlandı. Bu vesile ile bütün meslektaşlarımızın “Gazeteciler Bayramı”nı tebrik ediyoruz.

 

 
Advertisement Advertisement Advertisement