29 Temmuz 2021

​Kabusa dönüşen 'pandemi sosyolojisi' ne zaman bitecek?

Pandemi öncesine gidelim…

Önceki yıllarda dil döküp okulun ve eğitimin önemini anlatmaya çalışan öğretmenler, her ne hikmetse toplum nezdinde bir karşılık bulmuyor, anlatmak istedikleri anlaşılmıyordu. Pandemi ile birlikte hem öğrenciler, hem veliler, hem iş ve siyaset dünyası, hem sanat ve diğer meslek grupları nezdinde öğretmenlerin ne anlatmak istedikleri anlamlı hale geldi; okulun ve eğitimin ne denli önemli olduğu ortaya çıktı. Eğitimciler nezdinde, pandeminin getirdiği tek yarar belki de bu oldu…

Önceki yıllarda bir hafta rahatsızlanan öğrencilerin öğrenme eksikliklerini gidermesi ve diğer akranlarına yetişmesi oldukça zor iken şu an günümüzde sosyolojik olarak 2 yıllık kaybın telafisini gidermeye, 3’ncü yılda da acaba okullar açılır mı kapalı mı kalır konusunu tartışıp çözüme kavuşturmaya çalışıyoruz. Sınırları ve koşulları ne kadar zorladığımızı anlatmaya çalışıyorum.

Pandemi döneminde veliler, öğretmenler, öğrenciler nezdinde çok ayrı sosyolojiler ortaya çıktı. Öğrenciler nezdinde; teneffüs zili çalmasıyla birlikte okuldan hızla kaçıp uzaklaşan öğrenciler şu an gönüllü olması koşulu getirilmesine rağmen okuldan çıkmıyorlar, çıkmak istemiyorlar. Okulun kendi iç dünyaları için ne denli önemli olduğu, varlıklarının tamamlanması için önemli bir yapboz parçası olduğunu fark ettiler. Üzücü olan ise, genelleyemesek de öğrencilerin kahir ekseriyeti okulu ders çalışmak için değil, sosyalleşmek için açılmasını istiyor olmaları. Burada eğitim üzerine kafa yoran uzmanlar ve yetkililer veya işin ehli kişiler için çıkarılması gereken büyük bir ders var esasında. İki yıl gibi uzun bir süre ayrı kalmalarına rağmen öğrencilerin derslerden ziyade sosyalleşmeyi tercih ediyorlar ise, ne yapıp etmeli dersleri bir şekilde sosyal oyun alanlarına, sosyal temalarla ilişkilendirmeye, sosyalite ile iç içe geçirmeye ve bu yönde yeni inovatif şeyler ortaya koymaya çalışmalıyız. Eğitimde kalitemizin artması; dersleri, müfredatı sosyal alanlar ile bütünleştirmemize bağlı olduğu gerçeğini unutmamalıyız.

Veliler nezdinde ise; kendileri ile birlikte zaman geçiren çocukların sosyal gelişimi için yeterli olmadıklarını, eksik kaldıklarını fark ettiler. Ya kendilerine çok özel ve çok uzun vaktiler harcayıp öncelikle kendilerini geliştirecekler ya da öğrencilerin doğal yapılarına uygun geliştirilmiş sosyal alanlar keşfedecekler; ki okul bu sosyal alan için en önemli ve en gelişmiş ortam olduğu bilimsel bir gerçeklik. Çocukları için okulun, akranlarının, oyun oynamanın ve sosyalleşmenin ne denli önemli olduğunu pandemiyle birlikte fark eden veliler, bu eksiklikleri mahallede komşu çocuklarıyla bir araya getirerek telafi edemeyecekleri, sadece ve sadece bir tek okul sosyolojisi içerisinde çocuklarına kazandırabileceklerini gördüler. Tabii bir de kendileri baş edemedikleri, sözünü geçiremedikleri çocuklarını öğretmene teslim edip yetiştirmenin önemini kavrayıp önceki yıllarda öğretmenlere neden değer vermedikleri için vicdan yaptıklarını da söylemek mümkün. Pandemi sayesinde değeri daha da anlaşılan öğretmenlere, uygulanan şiddet, bu vesile ile azalır mı, ne dersiniz?

Öğretmenler nezdinde ise; çocukları gibi görüp bağırlarına bastıkları öğrencilere olan özlemleri gün geçtikçe artıyor. Evli olan öğretmenler belki bir nebze çocukları sayesinde bu duyguyu yaşıyorlardır diye düşünenler olabilir ama yanılıyorlar; okuldaki öğrenci kokusu, sevgisi, hasreti ile kendi öz çocuklarına olan bu duygular çok daha farklı; birbirlerinin yerine geçemez ve dolduramazlar. O nedenle önceden belki rutin bir hale gelen okul-ev gidiş gelişleri, şu günlerde çok daha özlenir ve çok daha anlamlı hale gelmiş durumda. Okul artık eskiden taşıdığı anlamdan çok daha fazla bir anlam taşıyor öğretmenler dünyasında. Eminim ki okulların açılmasıyla birlikte, biten pandemi sosyoloji sonrası, öğretmenler öğrencileri ile iletişimlerini ders programları ile sınırlı tutmayacaklardır.

Yöneticilerin de okulların boş kalması nedeni ile çok zorlu bir psikolojiyi yaşadıkları ve öğretmenleri özlediklerini biliyoruz, duyuyoruz. Acaba, pandemi sonrasında yöneticiler ile öğretmenler arasındaki iletişim farklı bir boyut kazanabilir mi? Daha içten, daha samimi, resmiyetten uzak… Ne dersiniz?

Kabusa dönüşen pandemi sosyolojisi bir an evvel bitmeli… Bitmeyecek olsa da, bu sosyolojiye rağmen okullar açılmalı, hasret bitmeli…

 
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement