22 Temmuz 2021

Kıbrıs-Afganistan bağı, dördüncü sac ayağı.

Bayram’da Kıbrıs müjdesinden doğalgaz bekleyenlere beklemedikleri bir cevap geldi. İçeriği avama değil, yenidünya düzeni kurucu heyeti azalarına dönük oldu bu defa. 

Neden Kıbrıs ve neden Afganistan? 

Çünkü Kıbrıs ve Afganistan, Türkiye Cumhuriyetinin başladığı ilk noktayla vardığı zirveyi gösteren iki ayrı birleşendir de ondan. 

Biri; kuzey-güney ve doğu batı ulaştırma hatları üzerinde Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarının kavşağında; Orta Doğu, İran körfezi, Kafkasya, Balkanlar ve Doğu Akdeniz’i kontrol edecek merkezdedir. 

Diğeri ise; Çin, Özbekistan, Tacikistan, Türkmenistan, Pakistan ve İran arasında Orta Asya ve Ortadoğu’ya giriş-çıkış için en uygun dönemeçte; İslam, Çin ve Hint kültürlerinin buluşma noktasındadır.

Kıbrıs, Osmanlıların fetih tarihi olan 1571 yılına kadar; Mısırlılar, Hititler, Akalar, Dorlar, Yunan kolonileri, Fenikeliler, Asurlular, Persler, Büyük İskender, Romalılar, Araplar, Bizanslılar, İngilizler, Cenevizliler, Memlukler ve Venediklilerce yönetildi.

Afganistan’a ise, MÖ 6. yüzyılda Pers İmparatorluğu, MÖ 4. yüzyılda Grek-Baktriya Krallığı,  aralarında Kidariteler, Ak Hunlar, Alkhonlar, Nezak Hunları, Zunbiller ve Türk Şahinlerin de bulunduğu birçok Budist hanedan hükmetti.

Afganistan’ın İslamlaşması 7. yüzyılda başladı; 9 ve 12. yüzyıllar da, çoğu Türk olan Seferî, Sâmânî, Gazneli ve Gurlu hanedanları sayesinde yayıldı. Türk soyundan gelen Harezmşah, Halaci, Timurlu, Ludî, Surî, Babür ve Safevî imparatorlukları dönemlerinde de Afganistan tamamen İslamlaştı.

Afganistan Gazi Mustafa Kemal için de çok önemliydi. 

1 Mart 1921 de Moskova’da imzalanan bir anlaşmayla Türkiye; İngiliz işgaline, Rus baskısına rağmen Afganistan devletinin bağımsızlığını tanıyan ilk ülke oldu. 

Sömürgeciliğe ve emperyalizme karşı iki devlet arasındaki bu ilk ittifak antlaşması; yeni kurulmuş Ankara Hükümeti’nin hukukî olarak yapmış olduğu ilk uluslararası siyasi antlaşmaydı aynı zamanda.

20 Mayıs l928 de Afganistan Kralı Emanullah Han Türkiye’ye gelerek Mustafa Kemal ile görüştü. Bu ziyaret sırasında iki ülke arasında kültürel, ekonomik ve askeri sahalarda antlaşmalar imzalandı.

Emanullah Han, Afganistan’da reformlara giriştiğinde M. Kemal'i örnek aldı. Afganistan’a Türkiye’den uzmanlar gitti.

İki ülke ilişkileri Atatürk döneminde zirveye çıktı. 

Atatürk'ten sonra da iyi ilişkiler durmadı, devam etti.

Aradan geçen zamana rağmen Türkiye-Afganistan ilişkileri ilk çizgisinden herhangi bir sapma göstermedi. 

Türk Silahlı Kuvvetleri Afganistan’daki görevi süresinde NATO birliklerine rağmen yardım ve destek faaliyetlerinde bulundu Afgan halkının gönlünde taht kurdu.

1992 yılında Birleşmiş Milletler kararıyla Somali’ye giren Amerika öncülüğünde NATO birlikleri içinde yer alırken yaptığı gibi.

2011’de Libya müdahalesinde NATO birlikleri içinde üstlendiği görev çok daha farklı değildi. 

Somali halkı Amerikan ve Birleşmiş Milletlere bağlı askeri birlikleri Somali’yi terke zorladı ama Türk Silahlı Kuvvetlerini bağrına bastı. 

Şuanda ise, Kızıl Denizin çıkışında Hint Okyanusu Arap Denizi ve Basra Körfezinin boğumunda Çin’den gelip Afrika’ya, Avrupa’ya açılacak Çin İpek yolunun deniz versiyonunun tepesinde Türkiye Cumhuriyeti deniz ve hava üslerine ev sahipliği yapıyor.

Libya da; Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de yalnızlığa itildiği, Antalya körfezinde kıstırılmak istendiği bir anda Türkiye ile el sıkıştı, deniz sınırlarını belirleyen anlaşmaya imza koydu, Türkiye’nin Libya savunmasında gösterdiği fedakârlıklara cömertçe bir karşılık verdi.

Aynı şey, belki de daha fazlası Afganistan’da yaşanacak; Afganistan, Türkiye’yi dünya siyasetinde, bölgesel güçler liginde bir üst sınıfa taşıyacak. Rusya, Çin, Hindistan üçgeninde denklemin göbeğine oturtacak, Orta Asya’da başsız kalan Türklere, öksüz kalan Müslümanlara lider yapacak.

Türkiye; Somali’ye, Libya’ya nasıl NATO’lu girdi yoluna NATO’suz devam ettiyse, aynısını Afganistan’da yapacak.

Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Afganistan’da kalmak için Amerika Birleşik Devletleri'nden talep ettiği üç şart da yerine gelecek:  

Diplomasi noktasında, diplomatik ilişkilerde Amerika Türkiye’nin yanında yer alacak.

Lojistik noktasında imkânlarını Türkiye için seferber edecek.

Hangi gücü varsa lojistik anlamda bunu Türkiye’ye devredecek. Bir de mali ve idari noktada sıkıntılar olacak. Bu noktada gerekli desteği Türkiye'ye verecek. 

Somali’den ve Libya’dan farklı olarak Türkiye, bu defa; tabiri caizse çayın taşıyla çayın kuşunu vuracak. 

Kıbrıs, Somali ve Katar’dan sonra dördüncü saç ayağını Afganistan’a Batı’ya rağmen ve de Batı desteğinde dikecek.  

Afganistan’da Taliban-Türkiye çatışması ön görenler; Türkiye-Afganistan ortak tarihçesini ya bilmeden konuşuyorlar ya da bu buluşmayı tehdit olarak algılayan güçlerin sözcülüğünü yaparak toplumda algı yaratmaya, Türk dış politikasını yıpratmaya çalışıyorlar.    

Milletlerin, devletlerin bir tarihi hafızası, bir siyasi geleneği vardır. Devlet aklı bu hafızaya, bu geleneğe göre hareket eder. 

Bunu bilmekte fayda var. 

Kıbrıs’ta Afganistan açıklaması; bu derin stratejinin normal seyrinde işlediğini göstermesi açısından önemlidir. 

Aklı yetmeyenler:

Gölge etmesinler başka ihsan istemez.

 
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement