Dolar (USD)
17.9613
Euro (EUR)
18.2698
Gram Altın
1023.85
BIST 100
2913.3
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

17 Haziran 2022

Köyleri ayağa kaldırmak zorundayız

İbrahim Balcı yazdı...

Evet, köyleri ayağa kaldırmak zorundayız.Bu hayat pahalılığı altında ezilen vatandaşlara yeni projelerle yeni bir çıkış yolu sunabiliriz.Ciddi projelerle köyü ve şehri kurtarmak zorundayız.Tabii önce köy okulları aktif hale getirmeli,4+4+4 ten vazgeçip mecburi eğitimi dört yıla indirmeliyiz.Köyde kalacak gençler olacak,çıraklık yapacak gençler olacak,bu gençler otuzundan önce evlenip nüfusun genç kalmasını sağlayacak.

Milli Eğitim Bakanı Mahmut Özer,Mayıs ayında bir açıklama yaptı,bizi umutlandırdı.Özer:’’Köy okullarını Ramazandan sonra köy için aktif birimler olarak kullanacağız.Dört bakanlığın işbirliğiyle tarım,hayvancılık gibi alanlarda halk eğitim kursları ve yaz kampları gibi faaliyetler düzenleyeceğiz.’’ dedi.Güzel.Bekliyoruz.Vahim olan köyde kimse kalmadı.40 yıl önce şehir nüfüsü %20 iken,bugün şehir nüfusu %92 .Köy ile şehrin düzeni altüst oldu.28 Şubat’ta sekiz yıllık zorunlu eğitim ile köy okulları kapatılıp ‘’Taşımalı Eğitim’’ e geçilerek köyde kalanlar da göçe zorlandı.Büyükşehir yasasıyla köylerin mahalle olması,beklenenin tersine göçü daha bir zorladı.Büyükşehir yasası ile basit köy yapılanmaları için akıl almaz bürokratik engeller çıkıyor,ve astronomik rakamlar isteniyor.Bu da işin cabası.

13 Aralık 2021 tarihli gazetede: ’’Köy Okulları Yeniden Açılmalı’’ yazıma sosyoloji profesörü arkadaşım sitem ediyor:’’Köy Eğitim Enstitülerini mi özledin’’ diyordu.Tabii derdim bu değilde,yazıda böyle bir şey de yoktu.Bu vesileyle ‘’Köy Eğitim Enstitülerine’’ değinmek gerekiyor. Hasan Ali Yücel’in projesi olarak biliniyor,ama projeyi hayata geçiren İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç’tur.Yüksek öğrenimini Almanya’da yapmış, sık sık Almanya ile temas halindeydi.Aslında Köy Eğitim Enstitüsü Almanya tarafından Türkiye’ye önerilmiş bir kalkınma projesidir.Sömürgecilikte geç kalan Almanya,Osmanlı ile bu amacına ulaşacağı düşüncesiyle sıkı temas halindedir.Bu durum Cumhuriyet döneminde de devam etmiştir.Son elli yılda Türkiye’de ki Alman vakıfları ile vahşi bir biçime dönüşmüştür.

Alman Projesi Köy Eğitim Enstitüleri,Tonguç eli ile inşa edilirken,devrimleri Sovyetik yapıda inşa eden kadrolar bu projeyi de Sovyetik yapıya dönüştürdü.Karma eğitim diyerek oluşturulan yapı halkı galeyana getirdi.Halkın değerlerine ters düşen yapı inkarcılığın fideliği oldu.17 Nisan 1940’da kurulan bu Enstitüler’de 1950’de karma eğitime son verilmiş,1952 ‘de de kapatılmıştır.Konuyu Bekir Karlığan’ın değerlendirmesiyle noktalayalım:’’Köy Eğitim Enstitüleri ve İmam Hatipler çok önemli projelerdi ama değerlendirilemediler.’’

Başa dönersek;karma eğitim ve mecburi eğitim Türkiye’ye uygun bir eğitim olmadığı bir çok denemeyle tescillendi.Ama hâla inat ve ısrar ediliyor.Bu inada ve bu ısrara gerek yok.Zararın neresinden dönülürse kârdır.

28 Şubat’ın armağanı sekiz yıllık zorunlu eğitim yanlıştı.On iki yıllık zorunlu eğitim ise katmerli yanlıştır.4+4+4 Zorunlu eğitimini ‘’Hafızlık yaptırıyoruz.’’ sosuyla soslayıp savunmamının hiçbir manası yok.Hem Kuran’-ı anlamayan , ahkamı ile amel etmeyen bunca hafıza ne ihtiyacımız var ?

4+4=8 sistemine;4+4+4 sistemini ekleyerek ne yaptık ? Bu iki sistemin de sonu üniversiteye çıkar.Ortaya çıkan manzara nedir: 4+4+4+4 = 16 yıl.16 yılın sonunda Enver Usta’yı bitirmiş tığ teber şah-ı merdan bir genç.Ne genci, yirmi üç yaşında bir yetişkin;sağına,soluna,önüne bakınıp duruyor.Teknik eleman,ara eleman ve çırak arayanlara geçmiş olsun.Sağ olsun Suriyeliler ve Afganlılar.Anne ve baba; kızının ,oğlunun mürüvvetini bekliyor;heyhât. Delikanlılar; evlenecek kız yok diyor.Kızlar;ben erkeğin kahrını niye çekeyim diyor.Evleniyorlar,gemi su alıyor,yürümüyor.Görüldüğü gibi sosyal olayların bir tek nedenle izahı mümkün değil.Görünür problemleri besleyen onlarca sebep var.

Arkadaşıma köyleri şenlendirmemiz için yapılması gerekenleri sıralarken, o ‘’Mümkün değil’’ dedi.Niye dedim.’’Esas problem hanımlarımız’’ dedi.’’Onları köyde çalıştıramazsın.Bulaşıkları bulaşık makinasına,çamaşırları çamaşır makinasına atıp tv dizisini izlemeye oturuyor.Kalan boş zamanında ise arkadaşlarıyla o dizinin çekiştirmesini yapıyor.Ve köydeki kızlar köyün delikanlıları ile evlenmeyi kabul etmiyor.’’ Apışıp kaldım.Yukarıdan beri bana göre ilginç önerilerin hepsini taca attı.Buyrun,siz ne dersiniz?