26 Temmuz 2021

​Küresel Dengeler Değişirken Türkiye

Dünya siyasi ve iktisadi dengesini aramaya devam ediyor. Özellikle küresel finansal kriz sonrasında iyice bozulan ekonomik denge, giderek “Batı”dan Doğu”ya doğru kayıyor. Çin’in nüfus avantajını kullanarak dünya üretim merkezi haline gelmesiyle birlikte ekonomik olarak önemli bir güç haline gelmesi, bu dengenin kaymasındaki en önemli etkenlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Rusya’nın askeri gücünü kullanarak küresel meselelerde aktif rol almasının yanında Çin’in ekonomik ve buna bağlı olarak kullandığı siyasi gücü küresel dengelerde özellikle 2000’li yılların başlarına göre önemli değişimlere yol açtı.

Türkiye'nin başta savunma sanayiinde yakaladığı yerlileşme ve millileşme atılımıyla birlikte özellikle 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında teröristlerin ve hainlerin devlet ve askeri kadrolardan temizlenmesiyle bölgesinde daha aktif rol almaya başladı. Bu aktiflik eski ve mevcut küresel güçleri oldukça rahatsız etti. Türkiye'nin bölgesinde ve küresel meselelerde daha aktif söylem ve eylemlerde bulunmasıyla küresel güçler Türkiye'ye karşı ekonomik ve siyasi operasyon yapmaya başladı. Halk Bank davası, Brunson krizi, S-400 alımı, FETÖ ve PKK/PYD terör örgütleriyle mücadele etmemiz, Katil Esed’e dur dememiz gibi çeşitli bahanelerle Türkiye'nin önünü kesme çalışmaları başlattılar. Ancak Türkiye güçlü siyasi iradesi ve askeri hamleleriyle yoluna devam edeceği mesajını verdi.

Küresel siyasi ve ekonomik dengeler değişirken Çin’de ortaya çıkıp tüm dünyaya yayılan COVID-19 salgını da küresel siyasi ve ekonomik dengeleri iyide bozdu. Küresel talebin aniden daralması ve aşılamanın artmasıyla birlikte aniden talebin hızla artması hammadde ve üretim sürecini adeta alt üst etti. Bu dönemde bazı küresel meseleler soğusa da gevşemenin yaşandığı bugünlerde yeniden ısınmaya başladı.

Bu süreçte Türkiye 2023 hedefleri ve 2053 ve 2071 vizyonları doğrultusunda ilerlemeye devam ediyor. Milli muharip insansız savaş uçağı projesi bunlardan belki de en önemlilerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Hali hazırda milli muharip insanlı uçağın çalışmaları devam ederken bu yönde adımlar atılması Türkiye'nin yüksek teknolojili üretim konusunda attığı çok kritik adımlardır. Bu adımlar Türkiye'nin ekonomik anlamda güçlenmesini sağlayacak olup bununla birlikte bölgesel ve küresel siyasi meselelerdeki aktifliğini de artıracaktır.

Türkiye'nin küresel siyasi meselelerde daha aktif olması tüm dünya müslümanları ve mazlumları için elzemdir. BM Güvenlik Kurulu'nda hiç bir Müslüman ülkenin olmaması bu ülkelerin birbirlerini sürekli veto etmesi, bu kurulun hiç bir işe yaramamasına neden olmaktadır. Ancak güçlenen Türkiye müslümanların ve mazlumların haklarını savunma konusunda önemli rol oynayacaktır. Bunlardan belki de en önemlisi küresel salgın döneminde aşılamanın hızla artmamasının nedeni olan aşı tedarik problemidir. Türkiye’nin yerli ve milli olarak geliştirdiği aşının tüm insanlığın kullanımına verilmesi salgının etkilerinin daha hızlı yavaşlamasına neden olacaktır. Aynı şekilde Türkiye'nin askeri anlamda, savunma sanayi olarak yerli ve milli üretiminin artması Azerbaycan, Libya ve Suriye'de olduğu gibi gerek Türkiye'nin gerekse dost ve kardeşlerimizin haklarının korunmasında önemli rol oynayacaktır.

Türkiye'nin attığı tüm bu adımlar Türkiye'nin ekonomik anlamda da gelişmesini sağlayacaktır. Özellikle döviz kurunun yükselmesiyle ve ithal ürünlerin daha pahalı hale gelmesiyle birlikte yerli sanayimiz hızla büyümeye başlamış ve bunun sonuçları da sanayi üretimi endeksinde görülmeye başlamıştır. Küresel talep patlaması nedeniyle oluşan hammadde problemine bağlı olarak daha fazla büyüme potansiyeline sahipken daha sınırlı ve yine de oldukça yüksek bir büyüme gösteren Türk sanayisi istendiğinde üretemeyeceği şeyin olmadığını da göstermiştir. Artan yüksek teknolojili üretimle birlikte katma değer artışı Türkiye'nin kişi başı milli gelirini de artıracaktır.

Küresel ekonomik ve siyasi dengeler değişirken Türkiye'nin bölgesel ve küresel gücü doğrultusunda hamleler yapmaktadır. Türkiye güçlendikçe kendi çıkarlarını ve haklarını korurken dost ve kardeş ülkelerin de çıkarlarını koruma konusunda adımlar atıyor. Bunda Türkiye'nin gücüne artı güç katmaktadır.

 
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement