29 Temmuz 2021

Mühürleri sökmeli

 

Yüce Rabbimiz, Bakara Suresinde kalpleri, kulakları mühürlenmiş, gözlerine perdeler inmiş şahıslardan bahsediyor… İnsanın bu üç kıymetlisi şer ve günah hususunda yolgeçen hanı; en ufak hareketle, heves ve ihtirasla sonuna kadar açılıyor ama Allah’ı ve Peygamberini razı edecek meselelerde nefis tarafından acımasızca mühürleniyor…  

En hassas olmamız gereken şeylerin mühürlü ve perdeli olması, bize unuttuğumuz araba ve ev anahtarı kadar endişe vermiyor ise; o göz – kulak ve kalp bize maneviyat ve Allah’ın rızasını kazandırmaz! Dışarı çıkarken defalarca kontrol ediyoruz; anahtar yanımızda mı diye. Demek ki inkârın ve günahın en büyük sebebi anahtarsız çıkmak; mühürlü kalp ve kulakla perdelenmiş gözlerle hakikatlerin dışında kalmaktır. Göz kulak ve kalp insanın saçından daha çok bakım, kıyafetinden daha çok ihtimam ister. Açık ve faal olması gereken merkezlerin kapalı ve mühürlü olması insanı her an karanlıklara doğru itiyor, Allah’ı bulmadığı için her şeyi karanlık oluyor;  düşüncesi, ilmi, tüm fiilleri ve ortaya koydukları… Kalp ve kulağa mühür vurulmasına, gözlere perdelerin inmesine sebep olan günahlardan korunmak, cihazların açık ve temiz olarak kullanılmasına çalışmak, gözün – kulağın ve kalbin veriliş gayesidir… Bu gayretin neticesi; hakikatlere vakıf olmak, Allah’ı tanımak ve neticesinde kemale ermiş bir imandır.  

“Evet, günah kalbe işleyip, siyahlandıra siyahlandıra, tâ nur-u imanı çıkarıncaya kadar katılaştırıyor.”Lem'alar.  Günah kalbi katılaştırıp, mührü yedikten sonra göz ve kulakta devre dışı kalmış oluyor. Allah’ı tanımak için görüp, Allah’ı tanımak için işitmiyor, tefekkürle kuvvetli bir iman sahibi olmaya çalışmıyor ve böylece Allah namına olmayan her şey hakikatlere vurulmuş birer mühür oluyor… 

Allah dostları, daima kulakların günahlardan temiz olmasına dikkat etmişler ve gözlerini de günahlardan temiz tutmuşlardır… Temiz kulak ile varlık âleminin tespihlerini dinlemişler; temiz göz ile mevcudattaki sâni-i hakîm-i zülcemâlin mühürlerini seyretmişlerdir... Bilmişler ki; günahla kirlenmiş kulak ve göz hakikatleri anlamaya, kavramaya daima engeldir ve o engel tehlikelere yol açıcıdır! 

Malzeme güzel olunca; yemeği de güzel oluyor… 

Bediüzzaman, gözleriyle ve kulaklarıyla öyle güzel malzeme toplamış ki... Tefekkürle hem mevcudatta ki, semadaki güzellikleri izlemiş hem de fıtri seslerini işitmiş... Zerreden yıldızlara kadar, yaratılan her şeyde, yüce Sanatkârı görmüş ve mevcudatın fıtri tespihlerini dinlemiştir... Göz ve kulak, bu şuurla malzeme sahibi, kalp harika bir iman sahibi olunca; düşünceler ve fikirler muhteşem oluyor, eserler muhteşem oluyor. Zaten tefekküre ve kuvvetli imana vesile olan her eser güzeldir. 

Bediüzzaman: “Hattâ kulaktaki zar, nur-u iman ile ışıklandığı zaman, kâinattan gelen manevî nidaları işitir.” İşaratü-l İ'caz. Evet, kâinatta her şey Allah’ı ilan eden manevi seslerle doludur. Bu kadar hakikati birlikte ilan eden sesleri işitmeye engel tek bir sebep var; kulağın küfürle – günahla kirletilmesidir... 

Allah dostlarının gözü ve kulağı temiz ve imanın nuruyla nurlandığı için; gözler kara deliklerin arkasında ki aydınlık hakikatleri görecek güçte bir teleskop; kulaklar atomların tespihini işitir şekilde hassas... 

Bediüzzaman, o muhteşem tespitin devamında: “Hattâ o nur-u iman sayesinde, rüzgârların terennümatını, bulutların na'ralarını, denizlerin dalgalarının nağamatını ve hâkeza yağmur, kuş ve saire gibi her nev'den Rabbanî kelâmları ve ulvî tesbihatı işitir. Sanki kâinat, İlahî bir musikî dairesidir. Türlü türlü âvâzlarla, çeşit çeşit terennümatla kalblere hüzünleri ve Rabbanî aşkları intıba' ettirmekle kalbleri, ruhları nuranî âlemlere götürür, pek garib misalî levhaları göstermekle, o ruhları ve kalbleri lezzetlere, zevklere garkeder.” Diyor.

İnsan neyi dinlediğini ve seyrettiğini iyi bilmez ve kafa arşivine güzel şeyleri istif etmez ise; ihtiyaç halinde, kuvvetli imana vesile olmayan çürük malzeme ile orta yerde kalmış olacaktır... Kasırgalar havadaki kayıtlı ses ve görüntüyü bozmaz, ölümde kafada kayıtlı olanı… Allah, kaydımızı temiz etsin, mühürlerimizi söksün… 

 

 
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement