Dolar (USD)
17.9362
Euro (EUR)
18.2712
Gram Altın
1024.35
BIST 100
2913.3
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

24 Haziran 2022

Şehir psikolojidir!

İnsanlığın yarısından fazlası, bugün şehirlerde yaşamaktadır. Şehir, insanlığın en kompleks, gizemli ve yaratıcı icadıdır. İnsan, icat ettiği şehre kendisine dair her şeyi katmıştır. Tarih boyunca şehirler, kendilerini inşa eden insanların duygularını, kişiliklerini ve psikolojilerini etkilemişlerdir. Tarihte yaşanan Atina ve Sparta arasındaki rekabet ve çatışma, iki farklı şehrin şekillendirdiği iki farklı insan kişiliğinin çatışmasından ve rekabetinden başka bir şey değildir. Atinalılar, demokratik bir kişiliğe sahip iken Spartalılar militarist ve otoriter kişilik özelliklerini taşıyorlardı.

Şehir, insanın duygularını, düşüncelerini ve davranışlarını derinden etkilemektedir. Felsefe ve hikmet, insanı, ilk önce kendini tanımaya (Nosce Te İpsu)m davet etmektedir. Günümüzde insanın kendini tanıması için şehrini tanıması gerektiği şeklinde, kadim bilgeliğin daveti güncellenmelidir. Şehrini tanıma bilincini yitirmiş modern insan, aslında kendini tanıma bilincini yitiren çocuksu bir varlık düzeyine düşme tehlikesiyle karşı karşıyadır. Modern insan şehirde yaşamasına rağmen, yaşadığı şehrin cahili olarak günlerini harcamaktadır.

Şehir, apartmanlardan, sitelerden, işyerlerinden, sokaklardan ve kalabalıklardan ibaret cansız bir nesneler ve canlılar yığını değildir. Şehir, içinde barındırdığı bütün canlılarla ve cansızlarla, zihinlerimiz, duygularımız, düşüncelerimiz ve davranışlarımız üzerinde derin etkiler bırakmaktadır. Şehir, psikolojimizi şekillendiren canlı ve dinamik bir olgudur. Şehrin psikolojimizi şekillendirmesinin ve inşa etmesinin hikayesi gizemlidir. Psikoloji olarak şehrin hikayesini anlatmak ve anlamak, imkansızdır. Şehir, hepimizin içinde görünmez ve fark edilmez bir dünya oluşturur. Şehirde yaşadığımızı sanırken aslında şehir, iç dünyamızda, ruhumuzda, zihnimizde kendisini yaşatmaktadır. Şehri canlı bir psikoloji olarak ele almadan, şehir planlamacılarının, psikologların, sosyologların ve sosyal bilimcilerin, insan ve şehir anlayışları hep eksik kalacaktır. İnsanın duygularını ve davranışlarını derinden etkileyen şehri idrak etmek, insanı idrak etmektir.

Şehir cansız nesneler yığınından, beton ve taş yapılardan oluşmamaktadır. Şehir, insandır. Şehirler, insanların kişiliklerini, kimliklerini ve sosyal ilişkilerini kendinde taşımaktadır. Şehir, insan sayesinde kimliğe, kişiliğe, ilişkilere ve değişimlere sahip canlı bir olguya dönüşmektedir. Şehri psikolojik kimliğinden, şeklinden ve muhtevasından soyutlayarak onun yaşam döngüsünü, dinamizmini ve coşkusunu ihmal etmek, şehre ve insana yabancılaşmak ve yozlaşmak şeklinde bir sonuç doğurmaktadır. Şehirde yaşamak, şehri psikolojiyi şekillendiren duygusal ve sosyal bir tecrübe olarak yaşamak demektir.

İnsanlık, şehirlere bütün psikolojik, sosyal, manevi, felsefi, sanatsal, ahlaki, ekonomik ve kültürel mirasını yatırmaktadır. İnsanlığın bütün psikolojik, zihinsel ve psikolojik gelişimini sergileyen müzeler, şehirlerdir. Bizden önce yaşamış toplumların psikolojik ve insani miraslarını görmek için onlardan günümüze kalan antik kentlerini gezmeye devam ediyoruz. İnsan atalarımızın bize bıraktığı psikolojik mirası, bugün şehirlerimize taşıyoruz. Şehirde meydana gelen değişim, insan psikolojisinde meydana gelen bir değişimin ve gelişimin meyvesidir.

Günümüz insanı, şehir insanıdır (homo urbanicus). Şehirler, psikolojimizin, duygularımızın, düşüncelerimizin, zevklerimizin, heyecanlarımızın ve umutlarımızın geldiği modern seviyeyi yansıtan olgulardır. Şehre psikoloji olarak bakmak ve yaşamak, insanların birbirini anlamasını, birbirine ulaşmasını, iletişim ve etkileşimde bulunmasını sağlamaktadır. Şehre psikoloji olarak bakmak, insani ilişkilerimizde yaşadığımız kırgınlıkları, insanlar arasında ördüğümüz duvarları, gettolar ve gecekondular yoluyla birbirimize kurduğumuz hapishaneleri aşmaya yardımcı olabilir. Şehri psikoloji olarak anladığımız ve anlamlandırdığımız takdirde birbirimizi daha iyi anlama yollarını bulma potansiyelimizi ve kapasitemizi geliştirme imkanı bulabiliriz.

Bugün akıllı, sağlıklı ve yeşil şehirlerden söz ediyoruz. Şehirlerin teknolojisini, kültürünü veya kirliliğini çok konuşuyoruz. Şehirler, kendi içinde barındırdığı insanlarla sahici anlamda şehir kimliğini kazanmaktadır. İnsan olmadan şehrin teknolojisini, kültürünü, kirliliğini veya ulaşımını konuşmanın hiçbir anlamı, değeri ve işlevi bulunmamaktadır. Şehri, insanla birlikte konuşmak ve anlamak lazımdır.