Dolar (USD)
15.5709
Euro (EUR)
16.2696
Gram Altın
900.455
BIST 100
2422.46
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

30 Aralık 2021

Spil Dağı'nın Eteklerindeki Şehzadeler Şehrinde Bir Aksakallı: Murat Kaya

Yıllar önce İstanbul’dan Manisa Celal Bayar Üniversitesi’nde akademisyen olarak istihdam edilmek üzere Manisa’ya geldiğimde bir kış günüydü ve etrafta az da olsa kar vardı. Spil Dağı tüm haşmetiyle karlıydı. Kar buralara, ovaya çok yağmaz denmişti. Ege’ydi burası. Yüksek yerler hariç kar düşmezdi zeytin ve üzümün bol olduğu ama sanayileşmeye kurban edilmiş bu kadim münbit (verimli) topraklara.

 

Spil Dağı’nı askerlik yaptığım İzmir Narlıdere’ye İstanbul’dan gelip geçerken görmüştüm uzun yıllar önce ve Manisa da dağın eteklerinde küçük ve şirin bir yer olarak uzaktan görünüyordu. Yıllar sonra takdir-i ilahi yolumuz buraya düşmüştü.

 

Hiç tanımadığım bu şehirde ikamet etmek için ev ararken Laleli isimli bir semtte bana eşlik eden arkadaşım beni semtin tam ortasında ve cadde kenarında bulunan güzel bir pastaneye götürmüş:“Hocam burada dinlenelim biraz ve çay içelim, buranın çayı güzeldir” demişti.

 

Bardaktan boşanırcasına yağan yağmurlu bir günde içeriye girdik ve birazdan çaylar geldi. Gerçekten de çay güzeldi, demiyle suyuyla. Manisa’daki ilk çayımı burada içmiştim. Zaman içinde işletme sahibi Murat beyle de tanıştık, dost olduk.

 

Bugün burada, bu köşede “köşe sohbetleri” tarzında yeni bir yazı serisini de başlatmış oluyoruz. Halkın içinde, farklı meslek gruplarına ait, duruşlarıyla, varlıklarıyla çevrelerine ışık olmuş, örnek olmuş, önder olmuş, destek olmuş kişileri hayata bakışlarıyla, tecrübeleriyle sohbet havasında siz okuyucularımızla buluşturmayı düşünüyoruz.

Bunlar “güzel insanlar” olarak içimizde, her yerdeler aslında. İşte bunlardan birisi: Murat Kaya. Manisa’dan bir portre. Bakalım neler çıkacak sohbetimizden. Buyurun efendim.

murat_966a0195cf05d35d21ef56fbef793653.jpg

Murat bey yılların esnafı. Şehzadeler şehri Manisa’nın Laleli semtinde esnaf. Pastane işletiyor. Çekirdekten işinin ustası. 9 yaşında başladığı bu meslekte 30 m’lik kiralık bir dükkândan bugün 1440 m’lik kendi mülkünde her sabah 04.00 itibariyle üretimin bizzat başında bulunarak müşterilerine hizmet veriyor. Bu girişi neden mi yaptım? Manisa’da en güzel çayı burada içtim, fırın ve pasta ürünlerinden tüm temizliği ile yine burada yedim çünkü.

 

“Hiç bir zaman yazlık, yayla evi veya son model jipler almadım. Kazancımı işime geri yatırıyorum. İşimi çok seviyorum”.

 

Kendini yetiştirmek için çeşitli kurslara da devam etmeyi ihmal etmiyor Murat bey. Kurslar derken tabi ki ilk önce akla mesleki kurslar ve eğitim geliyor ama işin bir de diğer yönü var. Murat bey hayata dair kendisine faydalı olacağına inandığı hemen her kursu, semineri ve eğitimi takip ediyor.

 

Bir tane örnek vermek gerekirse, Manisa OSB Bölge Müdürlüğü’nde düzenlenen ‘Güneş Enerji Sistemleri’ eğitimine katılarak işletmesinin çatısına sempte güneş panelleri kurarak, bu yenilenebilir enerjiyle enerjiyi maliyetsiz hale dönüştürmüş. Tabi ki bu durum maliyet hesaplamalarında müşterilerine de avantaj olarak geri dönüyor.

 

“Bilimselliğin desteği olmazsa güzel iş olmaz” diyor ve yaklaşık 25 yıldır da işyerinde aktif (vardiyalı) mühendis çalıştırıyor.

 

Teknolojiye olan merakı Murat beyi ülke içerisinde ve yurt dışındaki fuarlara götürüyor. Mesela Almanya’da katıldığı bir fuardan imalat üretiminde son derece yardımcı makineler almış, yine İtalya’dan da öyle…

 

Son yıllarda ülkemizde de üretimi yapılan bir baklava makinesi alarak, saatte 80 tepsi yufka alabildiklerini, bu makine ile üretimin önünün açıldığını anlatıyor şevk ile…

 

“Öğrenmenin yaşı yok hocam. Yeter ki isteyin ve hedefinizi belirleyin”.

 

Sonbahar, şairin dediği gibi bir sanatsa diğerleri sadece mevsim mi? Bize göre hepsi mevsim ve hepsi de sanat. Allah’ın ne kadar büyük bir sanatkâr olduğunu her mevsimde görüyoruz. Her biri ayrı bir sanat eseri. Her biri ayrı karakterde. Tıpkı insan gibi. Her insan da mevsimler gibidir. Kiminde kışı, kiminde baharı yazı, kiminde ise kışı görürsünüz. Çok az insanda ise tüm mevsimleri bir arada bulabiliyor ve her mevsimi tam kıvamında yaşadığını görebiliyorsunuz. Benim gibi J

 

Sonbahar Ege’de bir başka güzel. Tabiat hala canlı ve rengarenk. Sarının binbir tonunu burada görebilirsiniz. Manisa’da bu satırları yazarken yemyeşil bir coğrafyanın sonbaharı yaşayan ağaçları yapraklarını birer birer toprağa düşürüyordu.

 

Aksakallılar Geri Gelmeli

 

Murat bey inancından aldığı ahlaki duruşu her zaman işine ve çevresine yansıtıyor. Onun bu duruşunu bilen müşterileri yer yer özel hayatlarına dair kendisine danışıyor ve yardım da istiyorlar. Bir müşterisinin hayatının siyah bir renge dönüşmesini ona yaptığı tavsiyelerle yeniden rengârenk bir hale getirdiğini tüm mütevazılığı ile anlatıyor.

 

“Hocam, biz burada sadece esnaflık yapmıyoruz. İnsanlara gündelik hayatlarında aşamadıkları iş veya ailevi meseleler konusunda da manevi destek veriyoruz. Oluşabilecek birçok üzücü duruma bu yöntemle Allah’ın yardımıyla mani olduk”.

 

TRT Belgesel kanalında seyrettiği Kırgızistan’daki halkın sorunlarını anlatıp, verdiği kararlara saygıyla uyulan aksakallılardan çok etkilenmiş. Bizde hala ülkemizin özellikle doğusunda bu güzel geleneğin az da olsa devam ettiğini ve bunun birçok ciddi sorunu engellemede önemli olduğunu söylüyor.

 

 

Verimlilik ve Kalite

 

Murat bey bir işletmeci ve bunun sıkıntılarını da yaşayan bir insan.

 

“Kemal Sunal ve Aziz Nesin işçi haklarını işlerken iş verimliliği ve kalite konusuna hiç değinmediler. Dikkatle baktığınızda filmlerde hep işçi haklı, patron ise haksızdır. Fabrika düşmanlığı yapılmaktadır bu filmlerde. Patron iflas ediyor. Patrona sadaka veriyorlar ve dalga konusu oluyor.”

 

“Türkiye’nin kalkınması, sanayileşmesi gereken yıllarda bu tür filmlerle Türkiye’nin önü toplumsal temelde film sektörü kullanılarak engellenmiş oldu.”

 

“Uluslararası büyük firmalardaki uzun soluklu istikrar ve devamlılık bizde yok nedense. Adam gelip senin firmalarını satın alabiliyor.”

 

“Firmaların sahipsizlik sorunu var. Odalar çok büyük bir kambur. Bir kanun maddesinden oluşan mağduriyetimi yazdım. Oda “ilgili bakanlığa gönderdik” dedi. Bakanlık geri dönüşü yapmış odaya, oda da bana aktardı. Sorun çözüldü mü, hayır! Oda sekretarya işi gördü. Taraf olmadı.”

 

“Bürokratik tıkanma ve engel hala var Türkiye’de. Arge birimleri çözüm üretmiyor. Atıl vaziyette. Mikrobiyolojik inceleme ve analizde küçük firma ile büyük firma aynı terazide tutuluyor. İşte bu çok yanlış.”

“Katı atık toplama ücretinde büyük şehirde fark alıyorlar. Alınan rakamın maliyet üstü olması konusuna itiraz ettik. Mahkemede kazandık. Esnaf odaları aidat almak dışında hiçbir şey yapmıyor. Ticaret odası yine de biraz çalışıyor. TESK hiçbir şey yapmıyor. Odalar birliği görevini yapmıyor.”

 

“Esnaf kanununda küçük işletmeler büyük işletmelerle bir tutuluyor. Bir esnaf 3 kişiye kadar sayı konulunca 3 kişiyi aşınca sanayi tipine giriyor, iş kanununa tabi oluyor. O zaman da küçük işletme tıkanıyor. Eski kanunda istihdam etme imkânı daha fazla oluyordu. Bankalar sanayi tarzı çalışır. Saatle çalışır. Esnafta ise işin niteliğine göredir bu durum.”

 

“Her şey küçükten başlar. Küçük esnaf ne kadar sağlam olursa büyüme de o kadar düzgün olur.”

 

Ve en büyük sorunlardan birisi de, işini isteyerek, severek ve sahiplenerek yapan eleman bulma sıkıntısı.

 

“İşini düzgün yapacak istekte usta dâhil eleman bulmakta zorlanıyoruz.”

 

“Toplum olarak cinnet geçiriyoruz. İnsan merkezli ve dinimizden, örfümüzden, ananemizden beslenmeyen, sevgi ve saygıdan uzak bir eğitim sistemiyle kişisel ve toplumsal hiçbir soruna merhem olamayız.”

 

Küçük yaşlardan beri kendini hep bir ileri noktaya götürmek için uğraşan bir portre sundum sizlere. Hayata, insana dair sorunlara çözüm önerileri sunan bizden, içimizden bir insan portresi bu. Dert çok ama köşemizde özetleyerek verdik. Bu tür hayat tecrübesi olan, çevresine faydalı olmak için yaşayan insanlarımızın sesini, sözünü dinlemeliler yerel ve ulusal çapta ülkemizi yönetenler.

 
Advertisement Advertisement
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement