Dolar (USD)
17.9319
Euro (EUR)
18.3693
Gram Altın
1034.7
BIST 100
2785.16
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE

01 Temmuz 2022

Yedi Askı Şiirleri

Şiir, insanın kendini var ettiği en önemli tecrübelerin başında gelmektedir. Şiir, boşlukta doğan bir ürün değildir. Şairler, yaşadıkları çağın ve toplumun ürünüdürler. Şiir, bir ölçüde bir toplumun duygularının ve düşüncelerinin şairde birikerek bir ifadeye kavuşmasıdır. Arapların erken dönemlerinde bedevi kabilelerin duyguları, düşünceleri ve yaşam tarzları Yedi Askı Şiirleri’nin şairlerinin şahsında birikmiş ve ifadesini bulmuştur.

Yedi Askı Şiirleri, boşlukta oluşan veya hemen uydurulabilen eserler değildirler. Yedi Askı Şiirleri, bedevi Arap kabileleri arasında var olan bir şaire sahip olma ve söylenen şiiri raviler aracılığıyla sözlü olarak gelecek kuşaklara aktarma geleneğinden beslenen ve bu gelenekten üretilen gerçek ürünlerdir. Yedi Askı Şiirleri, Ukaz gibi ünlü panayırlarda halkın önünde yapılan sunumlardan sonra kurulan jüriler tarafından en değerli şiirler olarak seçilmişlerdir. Bu şiirlerin keten bezinden yapılmış tomarlara yazıldığı ve bu tomarların altın suyuna batırıldıktan sonra Kâbe’nin duvarına asıldığı aktarılmaktadır.

Altıncı yüzyıldaki erken dönem Arap şiirinin en iyi örneklerini içeren Yedi Askı Şiirleri, Arap edebiyatında özgün bir yere sahiptir. Altıncı yüzyılda Arap yarımadasındaki en hâkim ve ortak lehçe ile yazılan Yedi Askı Şiirleri, Arap dilinin nahiv ve lügati başta olmak üzere edebiyatının oluşumunda hep ölçü alınmıştır. Başta Sibeveyh olmak üzere Arap dilinin gramer uzmanları, Yedi Askı Şiirleri’ni aslî kaynak olarak kullandıkları gibi, Kur’an tefsiri ve terimlerinin yorumlanmasında da müracaat edilen ana kaynaklardan biri olmuştur. Arap dilinin gramerinin örneklenmesinde ve Kur’an tefsirinin yapılmasında etimolojik olarak kaynaklık ettiği için bunlara şevahid denilmektedir. Filolojik ve teolojik açılardan kaynak olarak kullanılan ve şahit beyitlerden oluşan bir metni, Cahiliye ürünü olarak “ötekileştirmek” yerine önemli bir insani ürün olarak değerlendirmek lazımdır.

Yedi Askı Şiirleri şairleri arasında en meşhuru olan İmru’u’l-Kays’ın metninde şehvet, erotizm, acı ve intikam arzuları eşliğinde bedevi hayatın bir tasviri vardır. Yedi Askı şairleri arasında en genç yaşta (26) öleni olan Tarafe, sahip olduğu kişilik özellikleriyle ve bilgeliğiyle gurur duymaktadır. Kırk yıldan fazla süren Dahis ve Gabra, Yevm Ceble savaşlarına tanıklık eden Zuheyr, savaşı anlatmaktadır. Uzun bir ömür süren ve değişik yerlere seyahat etmiş olan Lebîd bin Rabî‘a’nin şiirinde hikmete, aşka ve gurura vurgu vardır. Seçtiği keskin kelimelerle meşhur olan Amr bin Kulsûm, metninde gururu öne çıkarmaktadır. Able’ye olan aşkıyla efsaneleşen Antara bin Şeddad’ın şiirini bir aşk hikâyesi olarak okuyabiliriz. el-Hâris bin Hillize aşka, kabile anlaşmazlıklarına ve kabileler arası intikam duygularına yer vermektedir.

Yedi Askı Şiirleri’nin ilk defa doğrudan Arapçadan yapılmış “şiirsel” tercümesi, Mehmet Hakkı Suçin tarafından Kırmızı Kedi Yayınları etiketiyle geçtiğimiz aylarda yayımlandı (Yedi Askı (Muallaklar), (Çeviren M. Hakkı Suçin), Kırmızı Kedi, 2022). Suçin, kitapta söz konusu muallakaların tercümesine yer vermeden önce, modern Arap şiirini dönüştüren şahsiyetlerden biri olan ve asıl adı Ali Ahmed Said olan Suriyeli şair Adonis’in metinlerinden derleme yapmak suretiyle “Cahiliye Şiirini Okumak” başlıklı bir “sunuş” yazısını da eklemiştir. Sunuş yazısında, Cahiliye şiiri hakkında Adonis’in ezber bozan değerlendirmeleri yer almaktadır. Adonis, bu metninde Cahiliye şiirinin bir medeniyet şiiri olduğu üzerinde durmaktadır. Suçin’in tercümesinde hem mana hem de ahenk unsurlarının başarılı bir şekilde yapılandırıldığı dikkatten kaçmaz. Türkçenin tarihinde belki de ilk defa klasik Arap şiirinden bu seviyede “yaratıcı” bir tercüme okuyucuya sunulmuş olmaktadır.

Yedi Askı Şiirleri’nde barış, adalet ve hürriyet gibi büyük medeniyet değerlerine ait nitelikli ve derinlikli bir kavrayışlar çağımızdaki şekilleriyle olmasa da bunların bedevi insanı kodları çerçevesindeki tezahürlerini şiirlerde bulmak zor değildir. Bu yönüyle şiirler yalnızca bedevi toplumunun antropolojisi değil aynı zamanda o dönemin Arap insanının –Adonis’in ifadesiyle– medeniyet şiirdir. Mehmet Hakkı Suçin’in şiirsel tercümesiyle yeniden hayat bulan Yedi Askı Şiirleri, hem bedevi hayatın eski çağlardan günümüze kadar etkili olan ruhunu ve zihniyetini anlamak hem de edebi değeri yüksek metinler olarak estetik haz duyabilmek için istifade edilecek önemli bir klasiktir.