Dolar (USD)
18.4592
Euro (EUR)
17.7174
Gram Altın
966.95
BIST 100
3265.64
02:17 İMSAK'A
KALAN SÜRE
HB web

27 Haziran 2022

'Z Kuşağı' kavramı bir algı operasyonudur

Batı’da ortaya çıkan bazı kavramlar bizde de hemen yer etmektedir. Bunların çoğunu eleştirmeden ve tenkit süzgecinden geçmeden, kabul ediliyor. Bir de bunlara bilimsel söylemlerle sunulunca, karşı çıkmak bilime karşı çıkmak diye algılanıyor. Ancak unutulmamalıdır ki, bilim de siyasete alet olmakta ve manipülasyon yapılmaktadır. Zira bilim kutsal bir olgu olarak kabul edip, her dediğini gerçek kabul etmek, gerçek anlamda bilimselliğe aykırıdır. Zira, bilim sorgular, o kadar ki, bilim bilimsel görüşleri bile sorgular.

Yukarıda bahsedilen kavramlardan biri de Z kuşağı adlandırmasıdır. Burada Z kuşağı var mı yok mu tartışmasına girmeyeceğiz. Ancak buradaki temel sorun, Z kuşağı adı altında bizden bağımsız ve geçmişten koparılmış bir nesil algısı oluşturulmaya çalışılmasıdır.

Her kuşak, bir öncekinden farklıdır. Ama bu fark bazı dönemlerde çok açık, bazı dönemlerde ise öncekinin devamı niteliğindedir. Tarihsel süreçte her kuşak, kendilerinden sonra gelenleri kötü olarak tanımlamıştır ama hiç de öyle olmamış, insanlık sürekli tekamül etmiş, sadece alışkanlıklar değişmiştir.

Z nesli şimdiye kadar görülmedik baş döndürücü bir teknolojik gelişme ve dönüşüm çağında doğdular ve bu teknolojiyle büyüdüler. Hızlı gelişmelere paralel olarak kısa zamanda ve sonuç odaklı düşünüp, hareket ediyorlar. Merhum Sezai Karakoç’un dediği gibi; Z nesli diyerek, onları bizim kategorimizin dışına itmemek gerekir. Bu "ALGI OYUNUNA" kapılmamak lazımdır. Baş döndüren teknoloji bu kuşakta her şeye hakim olmaya çalışmaktadır: Emniyet açıklamasına göre, Türkiye’de 12 milyon 479 bin Twitter hesabının %23’ü bilgisayarlar tarafından yönetilen bot hesap. Bir ayda sosyal medyada ana gündem olan 10 etiketle ilgili atılan tweetlerin %52’si bot hesap. Gençlerin bu konuda uyanık olmalarını sağlamak gerekir.

Daha önce de dediğimiz gibi; Milli Eğitim Bakanlığı, Kültür Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Medya ve İletişim Bakanlığı beşlisi oluşturulup bu beş bakanlığın üst koordinasyonunun da bir merkezden senkronize çalışabileceği sistemi kurmalıyız.

Bu nesil, bizden tamamen farklı değildir. Onların da maddî ve manevî ihtiyaçları var. Din ve ahlak onlar için de gereklidir. Yani robot bir nesil değildir, iletişim ve etkileşim çağında yaşadıklarını çok iyi biliyorlar. Ancak şu gerçeği de göz ardı etmeyelim ki; Z Kuşağı olarak tanımlanan kuşak, bizim çocuklarımızdır. Onları biz büyüttük. Bizden ne gördülerse onu yaşıyorlar. Ne ekersen onu biçersin.

Çocuk eğitimi; 1. Anne karnında başlar, 2. Eğitimin en az %70'i çocuk 5 yaşına geldiğinde bitmiş olur, 5 yaşından sonra öğrenme vardır. 3.Çocuklar sözle değil, gözle eğitim alır. Çocuğa rol model olacak aile lazım. Bu nedenle biz çocuk terbiyesinden daha ziyade, ana baba ve öğretmen terbiyesine odaklanmalıyız.

Yıkıcı siyasetin her şeye bu kadar hükmettiği bir toplumda sağlıklı birey yetiştirmek çok zordur. Çocuğun gözünün içine baka baka ve çocuğunu yanında, herkese ve her konuda sürekli veya kolayca yalan söyleyebilen bir aile ve öğretmen çocuğa dürüstlük öğretemez. Hırsızlığını/Ahlaksızlığını/vs kötülüklerini herkesin gördüğü ve bildiği kişiye şu veya bu sebeple sahip çıkan, bu fiilleri hoş gören bir aile ve öğretmen çocuğa ahlak/dürüstlük/vs öğretemez. Televizyonda prime time yayınlarda ahlaksızlığı, israfı, şaşaalı vs yaşamı evinde aile ile birlikte izleyen bir aile ve öğretmen çocuğa ahlaklı/kanaatkar/mütevazi/vs olmayı öğretemez. Faize ve diğer haramlara elini ateşe uzatır gibi değil de cennet meyvelerine uzatır gibi iştiyakla uzatan bir aile ve öğretmen çocuğa haram helal hassasiyetini öğretemez. Ağzından küfür eksik olmayan bir baba ve öğretmen çocuğuna edep öğretemez. Evinde rüşvet pazarlığı yapan veya yaptığı pazarlığı anlatan bir aile ve öğretmen çocuğa helal/haram hassasiyet öğretemez.

Evde veya okulda maddî veya psikolojik baskı/şiddet görüp kişiliği zayıflayan çocuktan güçlü bir şahsiyet çıkmaz. Hayatında haksızlık gören, görüşlerine itibar edilmeyip yapacağı her şey -fikri bile alınmadan- dikte edilen çocuktan kişilikli bir şahıs çıkmaz. Verdiği sözü tutmayan bir veli veya öğretmen dürüstlük öğretemez. Aileler ve okul neyse çocuklar da odur. Çocuğun hangi okula gittiği değil, okulda hangi dersi gördüğü de değil, okuldaki hocaların ne kadar görgü, kültür, adabı muaşeret, vs özetle medeniyet seviyesinin yüksek olduğu önemlidir. Çocukların, yanlışlarını gördüğü/düzelttiği bir okul/aile değil, aile ve hocanın çocuğa ufuk açtığı, eylem ve söylem tutarlılığı ile rol model olduğu bir yapı tekamülün ifadesidir. Yoksa okun yaydan çıktığı gibi gençlik elinizden çıkar gider… Biz önce ahlaklı aile ve eğitimciler yetiştirmeliyiz. Sonra çocuklar kendiliğinden düzelir.

Kur'an-ı Kerim'in duvarda asılı olduğu odada ayağını uzatıp yatamayan bir milletin evlatları olarak, Kur’an-ı Kerime tekme atacak seviyeye kadar geldiysek, kadim medeniyetimizin ihya ve inşası yolunda ne eksiğimiz var, nerede yanlışlar yaptık, neyi düzeltmeliyiz, bunu çok düşünmeli ve sorgulamalıyız. Buna da eğitimcilerin eğitimi ile başlamalıyız...

Z nesli gençler ulaşılmaz değildir, ancak çağın metotları doğrultusunda onlara insani/ahlakî ilkeleri, sabırla ve dikkatle telkin etmeliyiz. Ama en önemlisi biz onlara güzel örneklik etmeliyiz. Teknoloji ruha hitap etmez. O ancak maddî ve manevî bütünlük ile mutlu ve tatmin olur.

Eylemleri ile söylemleri zıt kişilerin topluma verdiği zararlar ortada... Biz önce kendimizi kurtarmaya, kendi nefsimizi ıslah etmeye, kusurlarımızı tedavi etmeye odaklanıp bütün himmetimizi buna teksif etmeliyiz. Bunu yaparsak ROL MODELLER oluşur ve toplum kendiliğinden düzelir. Kendi nefsini ıslah edemeyen, başkasını ıslah edemez...

 
Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement Advertisement