‘Senin Bir Sanatın Var!’

Programın Aksatılması

Bienalin olanca güzelliğine rağmen, eksiklikleri de vardır. Daha iyisinin olması için bunları bilmek gerekiyor. Organizasyonda çeşitli aksaklıkların olduğu görülmektedir. Bunlardan en öne çıkanı bazı sergilerin belirtilen zamandan önce kapatılması, eserlerin toplanması ve bu mekânlara giden yerli ve yabancı turistlerin eli boş dönmesidir. Bazı sergilerin bir hafta öncesinden kapandığı görülüyor. Konu nettir: Verilen sözde durmamayı, hatta yalan söylemiş poziyonuna düşmeyi getiren böylesine bir disiplin dışına çıkmayı, bunca iddiası olan bir Bienale reva görmek kabul edilemez.

Beyazıt Hamamı hat eserleri sergisi, Bozdoğan Kemeri, Arkeoloji Müzesi ve Çinili Köşk, Marmara Üniversitesi Cumhuriyet Müzesi, Süleymaniye Salis Medresesi ve Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi açıklanan tarihten önce sergilerine son veren mekânlardır. Bunlar, görerek ve duyarak tespit edebildiklerim, belki daha başkaları da vardır. Tüm sergilerin ne zaman sona erdirildiği Bienal yönetimi tarafından kontrol edilmeli ve bunların tekrarlanmaması için gereken önlemler alınmalıdır. Bu değerli Bienal kişilerin keyfiyetine göre sabote edilemez.

Sanata ve sanatseverlere yönelik bu hatanın kabul edilmesi mümkün değildir. Bienal organizatörleri ve yöneticileri bu olumsuz durumu bundan sonraki Bienallerde yaşanmaması için, bütün süreçleri dikkatle takip etmek, alt-paydaşları ile konuşmak, sanatçı, sanat eseri ve sergi sözleşmelerinde bu hususta net bir kırmızı çizgi çekmek zorundadır. Kimsenin böylesine değerli bir Bienali daha ilk yapılışında itibarsızlaştırmaya hakkı yoktur.

İşin bir diğer tarafı, Bienaldeki bu aksaklıklar 11-12 Mayıs 2018 tarihlerinde yapılan İstanbul Kültür Çalıştayı günlerine denk geliyor. Açık söylemek gerekirse, elindeki hazır açılmış Bienal sergilerini bile, sanata ve sanatseverlere saygısızlık yapmak pahasına söylenen tarihe kadar açık tutmakta zorlanan bir sanat yönetimi anlayışıyla, Çalıştayın bütünlüğünde ortaya konulan önerileri yapabilmek çok mümkün değildir. Bu konuda, gerek kamu yöneticilerinin gerekse Bienal yöneticilerinin, toplamda tüm sanat etkinlikleri yöneticilerinin daha hassas bir şekilde hareket etmesi kültür ve sanat faaliyetlerimizin başarısı için elzemdir.

Güvenlik İhmali

Gezdiğim sergilerde güvenlik açısından bir zafiyet olduğunu, kamera ve her sergi bölmesinde bir kişinin bulunması gibi eserlere zarar vermeyi engelleyecek önlemlerin yeterli oranda alınmadığını müşahade ettim. Elbette burada gelen ziyaretçilere güven duymaya dayalı iyi niyetli bir yaklaşım görülmektedir. Ancak, maalesef ki bunun istismar edilebileceğini hatırda tutmak gerekir. Aylarca, bazen yıllarca süren emeklerle üretilmiş sanat eserlerinin bulunduğu bir bienalde güvenlik uygulamasına daha fazla dikkat etmek gerekir.

Bienal Sergilerini Ücretli Gezmek

Ayasofya ve Yerebatan Sarnıcı Bienal sergileri müze ücreti mukabilinde olduğu için birçok kişi bu mekânların kapılarından dönmüştür. Şunu düşünmeliyiz, Bienal sebebiyle ücret talep edilmemeli mi, yoksa Bienal aracılığıyla girişler teşvik mi edilmeliydi? Eğer, sergi mekânlarına girişten dolayı ücret alınacak idiyse, Bienale özgü bütün mekânlara ücret ödemeden giriş imkânı veren bir giriş kartı hazırlanabilir veya Bienal takipçilerine bir indirim olanağı sunulabilirdi. Ücretli mekânlarla anlaşılarak onları da kapsayan bir “Bienal Kartı” uygulaması yapılabilirdi. Bu anlamlı ve değerli olurdu. Bu Bienal kartı ile ücretli etkinliklerin de ücretsiz olması gibi bir yaklaşım geliştirilebilir, böylece kartın ücreti de uygun olur, hem girilen mekânların ücretlerine mukabil bir rakam ortaya çıkar hem de etkinliklerin ücret talepleri karşılanabilirdi. Bir sonraki Yeditepe Bienalinde bunun mutlaka çözülmesi gereken bir sorun olduğu görülmektedir.

Bienalin Kurumsallaşması

Bienalin başarılı, kalıcı ve sürekli olması için kurumsallaşması ve kurumlaşması zorunludur. Sistem ve düzen, kalite ve beceri, misyon ve vizyon sahibi bir Bienal ancak bu şekilde var olabilir. Bu hem uygulama sürecinde yaşanan aksaklıkların olmaması, hem de yapılacak yeni bienallerin kalitesi için zorunlu tek seçenektir. Kurumsallaşamayan bir anlayışın, sürekliliği olan, kalitesi yüksek ve kalıcı olan sanatsal çalışmalar, faaliyetler veya bienal gibi büyük sanat etkinlikleri yapmasını beklemek ciddi bir hata olur. Bu değerli Yeditepe Bienali fikrinin, acemi hatalara, profesyonel olmayan anlayışlara, kişilerin inisiyatifine kurban edilmesi kabul edilemez. Bunu engellemenin tek yolu kurumsallaşmak ve kurumlaşmaktır. Bunun aksi bir durumun bu ülkenin kültür ve sanat hayatına karşı ağır bir vebali vardır. Kimsenin böyle bir vurdumduymazlığın olmasına izin vermesi, kabul edilemez.

Bienalin kurumsallaşmasının ayrı bir organizasyon, kurum ve yapı ile desteklenerek yürütülmesi esas olmalıdır. Bienalin siyasi süreçlere bağlı olarak dalgalı bir seyir izlemesinin önüne ancak bu şekilde geçilebilir. Bunun çok önemli olduğunu söylemeye gerek yoktur. Cumhurbaşkanlığı, Fatih Belediye Başkanlığı ve Klasik Türk Sanatları Vakfı bütünlüğünden oluşan, desteklenen ve yürütülen, bununla birlikte ayrı bir başkanı, yardımcıları, birimleri, sekreteryası, ofisi ve diğer alt yapıları olan bir kurumsal yapılanma gerçekleştirilmelidir. Bunun medeniyetimize, kültürümüze, sanatımıza ve ülkemize hizmeti çok büyük olacaktır.

Bienal Web Sitesinin Canlılığı

Web sitesi mutlaka daha canlı hale getirilmeli, Bienal ile ilgili programlardan anlık bilgiler, sergilerle ilgili yapılan gazete haberleri, söyleşiler, paylaşımlar, serilerden canlı fotoğraflar, katılımcılarla yapılmış kısa söyleşiler ve sosyal medya aktarımları internet ortamında sürekli aktarılmalıdır. Bienalin basılı, görsel ve sosyal medya ekibi güçlendirilmelidir. Sanat, ancak yaygınlaştırıldıkça topluma ulaşabilir. Bunun yapmanın en güçlü yolu medya olanaklarını etkin biçimde kullanmaktır.

Bazı Sergilerin Sürelerinin Uzatılması

Bazı sergilerin süresi Bienal tarihiyle kısıtlanmak yerine uzatılabilir ve daha geniş toplum kesimlerine ulaşmaları sağlanabilir. Örneği, özellikle Nurosmaniye Cami Mahzenindeki serginin mümkün olsa Ramazan ayı boyunca açık olması çok güzel olurdu. Aynı durum İslâm Eserleri Müzesi, Yerebatan Sarnıcı, Darphane-i Amire ve tabi özellikle Ayasofya için çok ama çok güzel bir hareket olurdu. Sanatı topluma sevdirmek, onu sürekli gündemde tutmakla olur. Sanat için harcanan hiçbir maddi kaynak boşa gitmez. Yeter ki işin ehli olanlar bu işte söz sahibi olsunlar.

Mekânların Artırılması

Yeditepe Bienali’nin, tarihi yarımadadaki, Suriçi İstanbulundaki daha fazla mekâna yayılması mümkündür. Mekânlara dağılan eser sayısı azalabilir, ancak mekân-eser bütünlüğü daha üst seviyeye çıkarılarak, bütün tarihi, coğrafyayı ve mekânı kuşatan bir “sanat eylemi/performansı” gerçekleştirilebilir. Her mekânın tanıtım broşürleri ilgili mekânın özel broşüründe daha detaylı ve eserin özellikleri ile kesişmiş biçimde verilebilir. Mekân-eser birleşimi üzerinden tefekkür olanakları sonsuz biçimde genişletilebilir. Bütün bunlar, bizatihi “Sanat Eseri Olarak İstanbul” yaklaşımını güçlendiren düşünsel ve sanatsal iklimi besleyecek çok önemli bir sanatsal süreçtir.

Bienal Rehberlik Turları

III. Milli Kültür Şûrası’nda (3-5 Mart 2017)[1] ve İstanbul Kültür Çalıştayı’nda (11-12 Mayıs 2018)[2] gündeme gelen bir konu var; “tematik rehberlik”. Yeditepe Bienali, gerek mekânları gerekse sanat eserleri ile, toplamda ise Suriçi İstanbul’un en nadide mimari yapılarında gerçekleştirilmesi sebebiyle sanatsever yerli ve yabancı turistlerin yoğun ilgisini çekecektir. Bienal kapsamında düzenlenecek turlardan İstanbullu sanatseverler de faydalanacaktır. Bilgilendirme cihazları gibi çeşitli materyallerle de desteklenebilecek Bienal için bu kapsamda çeşitli tanıtım, aktarım ve rehberlik uygulamaları gerçekleştirilebilir. Mekânlara-sergilere göre tasarlanan “sanat turu” hizmeti verilerek İstanbul’un değerlerinin tanınması, korunması ve paylaşılması adına çok önemli bir katkı sağlanabilir. Bu kapsamda ilköğretim, lise ve üniversitelerin kültür birimleriyle ortak çalışmalar yapılıp sergiler öğrencilerin katılımının esas olduğu turlarla gezilebilir. İşte bunu yapabilmek bu ülkenin sanat birikimini geliştirmenin en güçlü adımıdır. Çocukları, gençleri, toplumu sanata yakınlaştırmadıkça sanata dayalı üretimin ve tefekkürün gelişmesini beklemek hayaldir. Yeditepe Bienali, böylesine bir sanat anlayışını topluma yaymak için çok büyük bir olanaktır. Bunu kıymetini bilelim, değerlendirelim, gerçekleştirelim.

Yeditepe Bienali ve İstanbul Bienali

Yeditepe Bienali bu toprakların, bu coğrafyanın, bu tarihin taşıdığı medeniyetin bienalidir; İstanbul Bienali Batı topraklarının, Batı coğrafyasının, Batı tarihinin taşıdığı medeniyetin bienalidir.

Yeditepe Bienali Suriçinin, kadim İstanbul’un, Fatih’in, Üsküdar’ın, Eyüp’ün, eski İstanbul’un, geleneksel İstanbul kimliğinin, kültürünün ve değerlerinin bienalidir; İstanbul Bienali, Surdışının, modern İstanbul’un, Galata’nın, Beyoğlu’nun, Osmanbey’in, yeni İstanbul’un, çağdaş İstanbul kimliğinin, kültürünün ve değerlerinin bienalidir.

Yeditepe Bienali İslâm-Selçuklu-Osmanlı kültür ve medeniyet birikiminin aynası; İstanbul Bienali Yunan-Roma-Batı Medeniyet birikiminin aynasıdır.

Kendinizi nerede görüyorsanız o bienale aitsinizdir, ya da illa birini seçmek durumunda değilsinizdir ikisine de gidersiniz, bir üçüncü şık ise melez bir kültür ve medeniyet anlayışına dayalı tarih, kültür, medeniyet ve buna bağlı sanat anlayışı içerisinde olabilirsiniz. Bu seçeneklerin hepsi, bugün artık mümkün hale gelmiştir.

Medeniyetimize Ait Sanatın Özgüvenini Yaşamak

Bu bienal ve onu oluşturan sanat yaklaşımı için Türkiye çok geç kalmış durumdadır. Bu bienal, kendi sanatımıza yönelmek için devrimsel bir değişim ve hareket olmuştur. Ülkemizin sanatçılarını daha yakından tanıma, onların el emeği ve göz nuru sanatsal üretimlerini böylesine müthiş bir mimari, düşünce ve tefekkür atmosferi içinde görme, “Benim sanatım çok değerli!” diyebilme özgüvenini ve anlayışını vermesi açısından, çok, ama çok önemli bir adım olmuştur. Bienal, kadim ve geleneksel sanatlarımıza bambaşka açılarla bakmayı sağlamış, bize, sanatsal zenginliğimizin hayatın her anındaki yansımalarını gösteren büyük bir ayna işlevi görmüştür. Kamu ve sivil kişi ve kurumların, yüzlerce sanatçının ve onlarca kişiden oluşan bir ekibin hazırladığı bu program “Benim Medeniyetim, Benim Sanatım!” anlayışını zihinlere ve gönüllere nakşetmekte başarılı olmuştur.

“Senin Bir Sanatın Var!”

Seni sen yapan, sana sen hatırlatan, sana mânâyı, inancı, imanı, inanmayı, kemâli, kâmil insan olmayı, yaşamın anlamını, hülasa varlığın sonsuzluk içindeki tevhidini, bu tevhid anlayışına ulaşma yollarını, varlığı anlamlandırma becerisini sağlayan, seni insan olarak bu dünyada zirveye çıkaran, velhasılı kelâm sana Rabbini hatırlatan “Senin Bir Sanatın Var!”. Sanatına, tarihine, coğrafyana, kültürüne, medeniyetine ve bunların bütünlüğünden oluşan kimliğine sahip çık! Sen onlardan vazgeçtiğin gün, tüketimin, paranın, malın, cilalı yaşamların, yani maddenin ve kapitalist sistemin insanı yutan, değersizleştiren, yok eden çarklarının hem kölesi hem kurbanı olursun! Sen biriciksin, biricik olanla bütün olmalısın! Bunun en güzel yollarından bir tanesi “tevhid” bayrağını taşıyan sanat ve tefekkürle hemhâl olmandır. Sanatını tanı, kendini tanı, Rabbini bil!

Gelecek Bienal Heyecanla Bekleniyor

İlk olması sebebiyle bir ölçüde hoş görülebilecek bu bienaldeki olumsuzlukların, aksaklıkların ve profesyonel dışı uygulamaların bundan sonraki Yeditepe Bienali’nde yaşanmamasını diliyorum. Bienalde emeği geçen başta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Cumhurbaşkanlığına olmak üzere, Fatih Belediyesi Başkanı Fatih Demir’e, Klasik Türk Sanatları Vakfı Başkanı Ahmet Özel’e, Bienal Kuratörü Serhat Kula’ya, Bienal ekibine, her biri büyük bir el emeği ve göz nuru olan sanat eserlerini üreten sanat üreticilerine, sanat ustalarımıza ve sanatkârlarımıza, Bienale sponsor olan tüm kamu ve sivil kişi ve kurumlara, program için çalışan bütün personele ve projede küçük-büyük emeği geçen herkese, bizim kültürümüz ve medeniyetimiz adına derinden teşekkür ediyorum.

Türkiye’nin her alanda yaptığı atılımların sanata da yansıması ancak bu türlü kalitesi olan, içeriği dolu ve niteliği yüksek sanat programları, etkinlikleri ve faaliyetleri ile olacaktır. Türkiye bunu başarabilecek güçtedir. Sanatçı katılımının, mekân çeşitliliğinin ve sanatsal kalitenin artacağı şimdiden görülebilen Yeditepe Bienali’nin bir sonraki sergilemelerini bu duygu ve düşünceler içerisinde heyecanla bekliyorum.

 

[1] Şûra ile ilgili yazılarım için bakınız: “Dünyanın iyiliği için Türkiye”; “Amaç ‘ortak gelecek vizyonu’ sağlamak”; “ ‘Kültür ve Turizm Bakanlığı’ neden var?”; “Asıl sorumluluk ve görev şimdi başlıyor” (III. Millî Kültür Şûrası Yazı Dizisi 1-4), Milat, 12-13-14-15 Nisan 2017.

[2] Çalıştay ile ilgili yazım için bakınız: “İstanbul Kültür Çalıştayı”, Milat, 16 Mayıs 2018

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.