Ortadoğu kısa süredir yeni ve önemli bazı gelişmelere tanıklık ediyor. Suudi Arabistan'da başlayan sözde “yolsuzluk” operasyonları ve akabinde Suudlu yetkililerden gelen İran ve Lübnan özelinde ki sert açıklamalar bölgede yeni ayrışma ve beraberinde yeni ittifakların habercisi niteliğinde...

Şimdiye kadar birbirini diplomatik anlamda tanımayan Suudi Arabistan ve İsrail arasında gözle gözükür bir ahenk söz konusu. Mayıs ayında Trump'ın peşipeşine ziyaret ettiği iki ülke bu tarihten itibaren önceki dönemlerde görülmemiş şekilde yakınlaşmaya başladılar. Karşılıklı gelen açıklamalar ve özellikle İsrail basını takip edildiğinde “İran yayılmacılığını engelleme” bahaneli bir ittifak kuruluyor demek yanlış bir analiz olmayacaktır. Hatta İsrail basınında iddialı analizlerde yapılıyor. Örneğin Haaretz'te yayınlanan bir makalede İsrail ile Suudi Arabistan arasında sıcak savaş anlamında görev paylaşımlarına dair pazarlıklar yapıldığı kaleme alındı. Böyle bir pazarlıkta nihai sonuç Suriye'de devam eden savaş sahasının Ortadoğu'da farklı alanlara da taşınması anlamına gelir. Riyad'da esir tutulduğu iddia edilen Hariri etkenini ve açıklamaları da göz önünde bulundurursak muhtemel ilk yerin Lübnan olduğunu öngörmek zor olmayacaktır. Suudi Arabistan'ın vatandaşlarına yaptığı Lübnan'ı terk edin çağrısıda bunun teyidi niteliğinde...

Peki neden Lübnan? Lübnan etnik ve mezhebi açıdan Ortadoğu'nun özeti niteleğinde bir demografiye sahip. Geçmişinde Fransız mandası, İsrail işgali, İran etkisi gibi bir çok dış müdahele bulunan ülkede, etnik olarak dağılım %95 Arap, %4 Ermeni, %1 diğer, dinsel anlamda dağılım ise %59,7 Müslüman, %39 Hıristiyan, %1,3 diğer şeklinde... Bir diğer önemli dağılım ise mezhepsel anlamda, %32 Şii, %20 Sünni, %5,7 Dürzi, %1,4 Alevi/Nusayri... İşte tam da bu özet dağılım, ülkeyi siyasi anlamda istirarsız bir durumda olmasına neden olurken aynı zamanda dış etkenlere de açık hale getiriyor.

Lübnan’ın bölgesel ilişkileri iç politikasındaki karışıklılardan etkilenmiş ve özellikle çevre ülkelerin bu ülkeye yönelik Ortadoğu politikaları genel anlamda mezhepsel dengeler üzerine şekillenmiştir. Yönetim kademeleri mezhep temelli ayrışmalardan daima dış dinamiklerinde “baskısı” ile etkilenmiştir. Bu anlamda Lübnan bölgede etken olmak isteyen her ülke için ayrı bir öneme sahiptir.

İran için baktığımızda mezhepsel anlamda karmaşa hakim olan Ortadoğu'da, Lübnan; barındırdığı Şii nüfusla önemli bir müttefik olarak görülmekte. Kuruluş ideolojisini İran devrim lideri Humeyni’den alan ve Lübnan’da ortaya çıkmış olan Hizbullah'ta İran için önemli bir örgüt. ABD açısından bakıldığında ise Lübnan, İran’ın mezhep temelli politikası olan “Şii Hilali”nin en uç noktası ve mutlaka kendi kontrolleri altında tutulmalı. Dolayısıyla bu bilgiler ve bakış açıları Lübnan'ı bölgesel etkinlik arayan güçlerin doğal mücadele alanı haline getiriyor.

Masa başında demografiler göz önünde bulundurulmadan “bilinçli” olarak oluşturulan haritalar, Ortadoğu'da ki çekişmelerin temel nedeni ve huzur ortamının oluşmamasında tartışmasız temel etken. İdeoloji, etnik köken ve mezhepsel ayrımların kapatılamayacağı bölge de güç savaşlarının sıcak savaşa evrilme oranı asla azalmayacak, süreklilik arzeden bir realite

Daha önce bir çok yazımda değindiğim gibi, temel amaç bölgede bir mezhep savaşı çıkarmak ve bu ayrılıklar üzerinden yeni haritalar çizmektir. Bölgede kendi kişisel çıkarları ve makam hevesleri nedeniyle kullanılmaya müsait bir çok aktörün olması da bu nihai amacı kolaylaştırmaktadır.

İki kısa notla ile şimdilik tamamlayalım;

1- Bölgede 'Sünni' nüfusa yeni bir “lider” arayan ABD; bir çok özelliği ile en uygun gördüğü kişiyi şimdilik bulmuş durumda. Diğer prenslerin aksine eğitimini Suudi Arabistan'da yapmış olan ve “batı etkisinde” eleştirisini alma ihitimali düşük, “tek eşli”, “aile babası”, “genç”, “açık görüşlü ve çağdaş” gibi özelliklere "sahip" yeni veliaht prens Muhammed bin Selman istenilen rolü üstlenmiş durumda.

2- Uluslararası siyaseti insan ömürleri ile kıyasla, kısa vadeli okumak en büyük hatalardandır. Kısa ve orta vadeli planların yanında uzun vadeli planlar daha fazladır ve aşamalar bölgesel gelişmelere göre yöntem/şekil değişikliğine uğrayabilir. Ancak nihai amaç genel olarak değişmez.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Saliha Aydın 2017-11-13 10:02:10

Ellerinize sağlık...

Avatar
Ertan Aslan 2017-11-16 22:13:53

Olaylara diğer yazarlardan çok farklı bakıyorsunuz ve genel öngörülerinizin net olarak yerine oturuyor olması her hafta yazınızı heycanla beklememe neden oluyor.