Çağımız gözlerini menfaat bürümüş tek dişi kalmış canavarlarla dolu. Her şey para, enerji, jeopolitik ve saplantılı bir inanç orijininde seyrediyor. Yaktıkları ateşle önümüzdeki yüzyılda ısınmanın dediler kısaca. Faturayı ise masumlar, daha doğrusu çoğunlukla da Müslümanlar ödüyor. Zira Osmanlı’nın yıkılmasından sonra iki yakası bir araya gelmeyen coğrafyanın, insanlığın can çekişmesine sahne olduğu aşikâr.

Bakmayın birilerinin demokrasiden dem vurup âdemi merkeziyetçi takıldığına. KILI KIRK YARAN KAHRAMAN ORDUMUZ için AFRİN’de sivil hassasiyeti depreşenlerin, Doğu Guta, Gazze ve Arakan’da ki İKİRCİKLİ tavrı asıl yüzlerini fazlasıyla ispatlıyor. O cihetle Srebrenitsa, Cezayir, Ruanda, Namibya, Irak, Suriye… vb. katliamlarda dahili olanların, uyduruk Ermeni meselesini kaşıması bir zavallılık göstergesi olarak değerlendirilmeli.

Diyeceğim o ki çıkarları adına hiçbir etik kuralı sallamayan ve Üstadın “kubur farelerine denk” diyerek ifade ettiği kokuşmuş bir akıl var karşımızda. Kısaca Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan eden, kırmızı bültenle aranan terörist Salih Müslim’i bırakan, Afrika’yı sömüren ve geçmişte yakından tanıdığımız 28 ŞUBAT’IN, GEZİNİN, 15 TEMMUZ’UN… beslendiği zihniyetin ta kendisi.

Anlayacağınız bugüne aynı çerçevede bakmalıyız ki, karalıkta kimlerin kimlere göz kırpabileceğini önceden kestirebilelim. Mesela Türkiye dışındaki diğer unsurların, Suriye krizine çözüm bulma noktasındaki samimiyetsizliği bu tespitlerle bire bir örtüşüyor. Nitekim DAEŞ bahanesiyle kilometrelerce öteden gelerek, onlarca askeri üs kuran ABD için hangi Suriye bütünlüğünden bahsedilebilir ki. Rusya ve İran özelinde de durum pekte farklı sayılmaz hani. Afrin operasyonunda takındıkları KISMI SESSİZLİK, daha çok ABD’ye karşı bir denge hissini çağrıştırıyor.

Şayet en başından beri böyle bir dertleri olsaydı ne bugüne dek 1 milyon insanın ölmesine, ne 7 milyon kişinin evlerini terk etmesine, ne de PKK/PYD’nin bölgede palazlanmasına göz yumarlardı. Kiminin Akdeniz’e inme planı, kiminin Pers yayılmacılığı, kiminin de enerji ve iletim hatlarını kontrol etme güdüsü Suriye’yi bu hale getirdi. Bunlara İsrail’in güvenliği ve Arzı Mevud hayalini de eklersek, tarafların kendi hakimiyetlerinde bir Suriye arzuladığı hiçte ütopik sayılmaz. Yani tüm hengâme “Suriye'de etkin olan ülkenin, gelecekte de çok güçlü olacağı” mantalitesinde seyrediyor. En basitinden PKK/PYD’yi aralarında paylaşamamaları bu bahsin açık göstergesidir.

Fakat Devletimizin; bölgeye aks eden uluslararası dengeleri ustaca değerlendirmesi ve bekası adına sahada gösterdiği KARARLILIK, Astana’da bir irade konulmasına vesile oldu. Bir nevi Tahran ve Moskova buna mecbur kaldı. Neticede Afrin ve Münbiç dışında Fırat’ın doğusunu da zikretmeye kadar gelindi. Lakin bu durum tarafların YENİ PLANLAR yapmayacakları anlamını taşımıyor/taşımayacaktı da. Zira hepsinin endişesi Ordumuzun sınır hattında ilerlemesinden ziyade, sonrasında nasıl bir tablo ortaya çıkacağı konusunda gelip düğümleniyor.

Bu sebeple Rus istihbaratçıların yeni bir plan için Washington’la çalıştıkları gibi haberler geliyor malumunuz. Fakat “hem Türkiye, hem ABD, hem Rusya, hem Suriye, hem de PKK/PYD’nin memnun kalacağı” şeklinde süsledikleri bir şey teorik olarak imkânsız. Kaldı ki Pentagon’un; Soçi mutabakatını dağıtarak Cenevreyi güçlendirmek, Türkiye’yi durdurmak, Esed’i devirmek, Suriye’yi bölmek ve Fırat’ın doğusunu PYD’ye tahsis etme isteği artık sır değil. Buna BM’yi bile alet etmeleri kuvvetle ihtimal. Keza son ateşkes sürecine Afrin’i de ekleme arzuları bunun ayak sesleriydi.

Hülasa önümdeki dönem, tüm tarafların saha dışındaki diplomatik temaslarına da fazlaca şahit olacağız. Ne planlarlarsa planlasınlar, karşımızdakileri neleri göze aldığımızı ortaya koyarak etkilemek elbette ki mümkün. SEFERBERLİK SÖYLEMLERİ yanı sıra, muhataplarımızla sürdürdüğümüz diyalog bu açıdan önemli. İşte bunu yaptığımız için sonucunu biz belirleyeceğiz. Yeter ki ayaklarımız yere sağlam bassın. Yoksa zemin oldukça kaygan… Yalanın biri bin para…

Vesselam…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.