Türkiye 2019’da üç ayrı seçim yaşayacak. Siyasi partiler seçim atmosferine girdi. Özellikle hedefinde siyasi kariyer olanların çalışmaları hızlandı. Yerel seçimler için muhtar, aza, belediye meclis üyesi, il genel meclisi üyesi, belediye başkanı olmak isteyenler hazırlıklarını yapıyorlar. Mevcutlar yerlerini korumak için ilk kez aday olacaklar ise başarılı olmak için. Genel seçimlerde milletvekili olmak isteyenler de aynı durumda. Önemli olan ise Cumhurbaşkanlığı seçimi.

Türkiye genelinin gündemine de artık seçimler girdi. Toplumun bütün katmalarında seçimler konuşuluyor. Değerlendirmeler yapılıyor. Görüşler oturmaya başladı. Bundan sonra psikolojik harp taktikleri çerçevesinde dalgalanmalar olur. Siyaset savaşları bütün dünyada olduğu gibi bizde de çok sert yaşanır. Bir de her seçim ülke ile sınırlı kalmaz. ABD seçimleri Türkiye’yi, Türkiye’de ki seçimler ABD’yi, İngiltere’yi, Fransa’yı, Almanya’yı, Rusya’yı, Çin’i, komşuları etkiler. Bu nedenle hiçbir ülke diğer bir ülkedeki seçimlere bigâne kalamaz. Bugüne kadar da kalmadığı görülüyor. Biz toplum olarak zannederiz ki “Bu seçimler bizim iç işimiz. Kime ne? Kim karışabilir? Kimse karışamaz” İşin perde arkası hiç de öyle değildir.

Ülkeler güçleri nispetinde -toplum farkında olur veya olmaz- seçim süreçlerinde hem adaylar, hem de siyasi partiler açısından dış etkilere girerler. Bunu kendine yakın siyasetçilerle çalışma isteği olarak da menfaatleri doğrultusunda siyasi organizasyonlarla uyumlu çalışma isteği olarak da algılanabilir.

ABD seçimlerinde bugün halen Rusya’nın müdahalesi iddiaları konuşuluyorsa, İngiliz Cambridge Analytica firmasının Trump seçimlerinde ki etkisi tartışılıyorsa Türkiye’nin bugünlerde girdiği seçim atmosferine her ülkenin ilgi düzeyine göre etki düşüncesi olacaktır. Tıpkı bizim devlet olarak ABD seçimlerinde yaptığımız gibi, Fransa seçimlerinde yaptığımız gibi, Almanya seçimlerinde, Hollanda seçimlerinde yaptığımız gibi.

Fakat sonuçta kararı verecek seçmendir. Onun için seçmeni etkilemeye yönelik propagandalar önemlidir. Bu siyasetin her alanı için geçerlidir. Muhtar adayı için de, aza için de belediye meclis üyesi için de, belediye başkanı için de, milletvekili için de, Cumhurbaşkanı için de.

Seçmenin karar sürecinde etkilendiği temel bazı unsurlar vardır. Öncelikle şunu vurgulamakta yarar vardır; “Her seçim geleceğin planlamasıdır. Seçmen gelecek beklentileri için oy verir”. Onun için seçmenin öncelikli beklentilerinin iyi bilinmesi ve bu beklentilere cevap verilmesi önemlidir. Siyasete talip olan bunu bilmeden başarılı olamaz. Diğer önemli nokta talip olanın kabiliyetidir. Seçmenin beklentilerini yerine getireceğine inanmalıdır. Tüm bunlara ilave olarak ise samimiyettir. Hiçbir siyasetçi önceden yaptıklarından dolayı seçimleri kazanamamıştır. Seçimleri kazandıran onun seçmenin beklentilerine en iyi cevap vereceğine olan inancı, ortaya koyduğu projelerin gerçekçiliği, kendine yakın ve samimiyetidir. Yoksa bir üstadın dediği gibi “Eğer yapılan işe oy verilseydi, halen görevde olan belediye başkanı seçim kaybetmemesi gerekirdi. Ölene kadar görevde kalmaları gerekirdi.”

İfade ettiğimiz gibi Türkiye üç önemli seçimin yapılacağı döneme girdi. Siyasi manevralar, algı operasyonları tüm hızı ile devrede. Yeni bir sistemi ilk kez deneyeceğiz.  O nedenle mevcut siyasi yapılar varlıklarını devam ettirme mücadelesi veriyor. Cumhurbaşkanlığı Sistemi ile ittifakların yolu açıldı. Bundan böyle siyasi mücadeleler parti parti değil, blok blok verilecek. Bunun ilk örneğini de AK Parti-MHP-BBP ittifakı ile görüyoruz.  Saadet Partisi-İyi Parti-DP-CHP-HDP’nin gizli aşikâr görüşmeleri inkâr edilmiyor. Siyasi bloklar önümüzdeki günlerde daha da netleşir.

Öyle görülüyor ki üç seçimin üçünün de ayrı ayrı kendine göre önemi var. Yerel seçimlerin genel seçimlere, genel seçimlerin Cumhurbaşkanlığı seçimlerine etkileri fazla olacak. Fakat bu seçimlerin en önemli püf noktası siyasi blokların yenileşme gücü olacak.

Toplumun genel olarak siyasette yeni yüzler konusunda hem fikri var. 16 Nisan referandumu sonrası AK Parti’nin başlattığı ‘Metal yorgunluğu’ gerçeği sonrası yenileşmenin bugün için hiçbir etkisi kalmadı. Fakat AK Parti’nin bu girişiminin ötesinde başka bir siyasi yapıdan da bu beklentilere cevap veren olmadı.

Aynı zamanda seçmen kadro hareketi konusunda da hassastır. Kuşkusuz karizmatik liderlik çok önemlidir. Bu liderliğe etkin kadro görüntüsü eklenmesi ile daha büyük başarılar elde edilecektir. Onun için gelecek seçimlerin önemli sırrı özellikle Cumhurbaşkanlığı seçiminde kadro hareketi olacaktır. Çok başarılı olmasa da Fransa seçimleri de İtalya seçimleri de Türkiye’ye örnek olabilir. Karizmatik liderliğe kadro takviyesi yani. Bugünlerde özellikle Cumhurbaşkanlığı seçiminde Karizmatik liderliğe karşı kadro hareketi ile cevap verilme hazırlığını görüyorum. İtiraz edilmeyecek bir adayın etrafında ekonomi de, kültür de, maliye de, ticaret de, dış politika da, sağlık da, güvenlik de, tarım da beklentilere cevap verecek kadrolar algısının oluşması halinde dengeleri ne kadar değiştirir?

Vatandaşın cebini ilgilendiren gerçeklerin %60 oranında oy verme davranışını değiştirdiği bir gerçektir. Bugünkü iktidara karşı en önemli algı operasyonunun ekonomi üzerine kurulacağı görülüyor.

Kalın sağlıcakla…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.