Milli Futbol Takımımız, 9 Kasım’da deplasmanda Romanya ile oynayacak. 13 Kasım’da da Antalya’da Arnavutluk ile hazırlık maçımız var. Bu hazırlık maçları gelecek ile planlarımızı gözden geçirmemize vesile olacak. Bir türlü daha üstlere çıkamayan futbol takımımız gelecekte mükemmel bir futbol oynar ve Avrupa’da iyi bir yere gelir. Böyle olmasını umuyoruz ve temenni ediyoruz.

Kadroya çok sayıda genç çağrıldı. Değişik takımlardan ve ülkelerden gençler bir araya gelecekler, ulusal futbol takımını oluşturacaklar. Farklı ekollerden gelen bu gençleri bir araya getirip yoğurmak beceri ve bilgi gerektiren bir iştir. Eğer başarıya ulaşılırsa, takım ruhu yakalanırsa Avrupa’da ve Dünya’da söz sahibi olma şansını yakalarız. Hele sıkışık bir coğrafyamızda çok şiddetle bu başarıya ihtiyacımız var.

Gençlerimizi biraz tanıyalım: Kenan Karaman (Hannover), Erol Alkan (Dordrecht), Kaan Ayhan (F. Düsseldorf), Ömer Toprak (B. Dortmund), Cengiz Ünder (Roma), Emre Mor (Celta Vigo), Yunus Mallı (Wolfsburg), Hakan Çalhanoğlu (Milan), Enes Ünal (Levante), Uğur Demirok (Trabzon) ve diğer evlatlarımız. Ülkemizden ve Avrupa’dan oyuncular var.

Bu gençlerimizi teknik yönden Mircea Lucescu en iyi şekilde hazırlayacak bilgi ve birikime sahiptir. Lucescu kendisini Avrupa’da ve Rusya’da en üst seviyede kanıtlanmış birisidir. Başarılı bir antrenörün çalışma tarzı ile ilgili fazla söze hacet yoktu. Önemli olan bu gençlerin milli bir ruh havasına girerek hazırlanmalıdır. Bunun nasıl gerçekleşeceği ise konunun esasını meydana getirmektedir.

Aileden ve okuldan gelen eğitim ve bilgi yeter mi? Bu soruya olumlu cevap vermek zordur. Mevcudun üzerine yenilerini ve daha da millilerini eklemek gereklidir. Uzun yıllar dışarıda yaşayan gençlerimizde kutsal değerlere ve nesnelere muhakkak ki özlem vardır. Ancak kutsalları ve yerli değerleri öğretecek kadrolara ihtiyaç duyulmaktadır.

Tehlike şudur: Kulüplerimiz yerli olmakla beraber ulusal dalgaya ne kadar yelken açabiliyorlar? Yabancı misafirlerimizin demografik yapıyı değiştirdiği ortamda Türkçemiz ikinci dil seviyesine düşmektedir. İngilizce ya da başka bir lisanla yerli ve milli duygular zor ifade edilir. Bu tabloyu saygıdeğer yöneticilerimizin göz ardı etmemeleri uygundur.

Kulüplerimizin milli ve yerli hassasiyetleri mutlaka var. Önemli olan bunun ulusal takıma da taşınması ve devam ettirilmesidir. Kimseyi suçlamadan bu durum ayrıntılı biçimde uzmanlarca ele alınmalı ve kamuoyunda tartışılmalıdır. Milli ve yerli semboller “Hisseden Beyne” yerleşir ve bu da küçük yaşlarda olur.

Yerli-yabancı konuk oyuncuların arasındaki farklılıklar ve sıkıntılar giderilmelidir. Gençlerimizin takımlarında ve ulusal ekipte oynamaları için teşvik edilmelidir. Bu da Lucescu’nun yardımcılarının becerisine bağlıdır.

Sonuç: “Bizim için gurur ve bahtiyarlık Milli Takımın başarısı ile gelecektir.”


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.