Genelkurmay Başkanlığı önceki gün, yeni nesil savaş araçlarından üçünün TSK’nın envanterine katıldığını açıkladı. Türkiye için bu oldukça sevindirici haber. Çünkü Türkiye, bu konuda dünyanın çok gerisinde işe koyuldu. Ama bu çalışmaları ile bir çok devleti geride bıraktı.

Açıklamaya göre tamamen milli olarak geliştirilen Otonom Taktik Vurucu Sabit Kanatlı Drone "Alpagu", Otonom Döner Kanatlı Vurucu Drone "Kargu" ve Otonom Döner Kanatlı Keşif Drone "Togan" ile hem ilave operasyonel güce kavuştu hem de "sürü teknolojisi" alanında önemli bir adım attı.

Seri üretimine başlanan "drone"ların isimlerinin tamamının Türkçe olması ayrıca dikkat çekici. Türkiye, cidden 3071 hayaline ulaşmakta kararlı. Umarım bu kararlılık önümüzdeki yıllarda görev süresini dolduracak Erdoğan’dan sonra da devam eder.

Genelkurmay’ın tanıttığı Alpagu, yeni Türkiye’nin en önemli vurucu gücü olabileceğini düşünüyorum. Cihazın hem kabiliyeti hem de seriliği göz önüne aldığımızda terörle mücadelede en kilit rolü üstlenen askeri cihaz olacağını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Alpagu, “düşmana tek başına saldıran yiğit” anlamına geliyor.

Alpagu’nun en önemli özelliği, bir er tarafından taşınıp kullanılabilmesi. Yani o derece basit kullanılabilen bir yeni nesil savaş ürünü.

Askerler, ülkenin savunması ve bağımsızlığı için her türlü çalışmaları yapıyorlar amenna. Lakin, bu teknolojik cihazları kullanacak kalifiye eleman yetiştirme işi de Milli Eğitim Bakanlığı’na ait. Ne var ki bu bakanlık “evlere şenlik”in ötesinde.

Milli Eğitim’in daha bu yıl bastırdığı ilkokul ve ortaokul tarih kitaplarında Osmanlıya ağır hakaretler ve iftiralar var.

Sultan Mehmed Vahidüddin Han’a hala iftiralar atılıyor ve “hain” olduğu yazılıyor Milli Eğitim’in ders kitaplarında. Geçmişine böyle küfreden ve ona karşı güvensiz yetişen bir nesil mi Yeni Türkiye’yi omuzlarında taşıyacak? Bu nesil mi Milli Savunma Bakanlığı’nın yürüttüğü ve hayata geçirdiği projeleri teknik ekipmanları kullanabilecek, geliştirebilecek ufuk ve beceriye sahip gençler yetiştirecek? Hiç ihtimal vermiyorum.

Tarihine küfreden, dedesinin hain olduğu kafasına kazınan nesilde öz güven olup da yeni dünyada ben de varım diyebilecek?

İddia ediyorum, Milli Eğitim Bakanlığı’nın başına Sayın Erdoğan bile getirilse yine Milli olmayacak, olamaz. Çünkü milli eğitim, 1947’den beri tamamen ihanet şebekelerinin kontrolüne girmiş olup, 1984’ten beri de bu şebekenin piyonu Fetullah Gülen Terör Örgütü’nün kontrolü altına girmiştir.

Kangren haline gelmiş Milli Eğitim Bakanlığını komple tasfiye etmek gerekiyor. İl ve ilçe milli eğitim müdürlüklerinden kritik okulların yöneticilerine kadar tamamını eğitim camiasından çıkarıp, başka bakanlıkların emrine verip emekliliklerine kadar onları hiçbir işe dokundurtmamak gerek.

Ve yeni bir eğitim sistemini kurmak gerekiyor. Müfredatından kadrolaşmasına kadar tamamen kangren haline gelen bu bakanlık ve kadrolarından kurtulamadığımız sürece gelecek nesillerimizi hep heba edeceğiz.

Milli Eğitim, dünyada artık sıradan bir oyun haline gelen “kodlama” dersini müfredata alamayacak kadar çapsız ve kifayetsiz. Örneğin, Afganistan’ın en çok çatışmalı bölgelerinden Celalabad’da bile okullarda “kodlama” dersi var. Ki Afganistan’da devlet oralara tam hâkim bile değil. Türkiye’nin bu anlamda nasıl bir rezillik içinde debelendiğini artık siz tahayyül edin.

Milli Savunma Bakanlığı’nın ürettiği bir diğer yeni silah da Kargu’dur. Kelime anlamı “dağ başındaki gözetleme evi” olan Kargu, özellik olarak Alpagu’ya benziyor ancak o daha sofistike yeni nesil bir muharebe silahı.

Kargu’nun görevi kamikazelik. Yanlış okumadınız. Sabit veya hareketli hedefe ölümüne dalan yeni nesil savaş gereci.

Bu iki savaş aletine Togan isimli bir uçan gözetme evi eşlik ediyor. Yani üç asker bu cihazlarla binlerce kilometre karelik alanın güvenlik ve asayişini sağlayabilecektir. Teknoloji ilerledikçe, bu cihazlar ucuzlayacak. Ve bir bölükte her mangada bunlardan en az iki takım bulunacak.

Bugün Türk ordusu, terörizme karşı er düzeyinde kadrolarla yüksek seviyeli teknoloji ürünü cihazlarla terörle mücadele ve muharebe yapma yeteneğine sahip.

Şu anda ordunun elinde 32, poliste de 6 İHA olduğu halde, PKK çetelerinin harekât kabiliyetini bitirme noktasına getiren Türkiye’nin her bölüğünde en az 20 setin bulunduğu günleri hayal edin.

Tabi ki bunları kullanacak o “Kel Memed”leri Milli Eğitim Bakanlığı yetiştirecek. Ne var ki ben bugünkü bakanlığa ve kadrolarına güvenmiyor, inanmıyorum. Behemahal bakanlığın tasfiye edilmesi ve bakanlık merkez binasının FETÖ TİB’i binası gibi yerle bir edilmesi gerektiğine inanıyorum


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Nejdet 2017-10-23 09:46:05

Ben emekli bir öğretmenim. Size katılıyorum. Bu bürokratlarla ancak yetişen nesiller köle edilir. Bir an evvel Milli olan bir eğitime geçilebilinmesi için gayri milli olan bu yapının lağvedilmesi gerekiyor. Biz okullarımızda ingilizlere hizmet edecek nesiller yetiştirmeye devam ediyoruz. Meslek liselerinde 6 saat ingilizceye ne hacet.