Son haftalarda DEAŞ'ın büyük ölçüde “bitiyor” olması bölgede yeni bir denge arayışının ortaya çıkmasına neden oldu. DEAŞ'ın bölgeden tamamen yok olması, şu anda sahada ki realiteye bakıldığında iki etkenin işine yarıyor. Bunlardan birincisi şüphesiz ABD destekli PKK/PYD... Fayda sağlayacak diğer etken unsur ise Rusya desteği ve Esad'ın çağrıları ile sahada etkinliğini meşru kılan ve sürekli arttıran İran. Ancak kendisini Sünni Müslümanların lideri konumunda gören Suudi Arabistan bu noktada kendisine göre geç kalınmış hamleler yapma niyetinde.

İlk olarak 22 Ekim'de veliaht prens Muhammed bin Selman ABD Dışişleri Bakanı Tillerson'ın hamiliğinde Irak Başbakanı İbadi ile bir araya geldi. Hemen bir hafta sonra ise Suudi Arabistan resmi havayolları yaklaşık otuz yıl sonra ilkkez Irak'a uçuş gerçekleştirdi. Bu hızlı gelişmelerde ki temel neden olarak akla gelen ilk şey “İran'a bağlı teokratik bir uydu devlet” haline getirilen Irak'a yakınlaşma çabaları şüphesiz.

Yine Suudların bölgede etken olma adımlarından bir diğeri de Suriye'de gerçekleşti. Görüntüleri sosyal medyaya sızan akabinde BBC tarafından haber yapılan Rakka piyesi sürerken Suudi Arabistan'ın Körfez İşlerinden Sorumlu Bakanı ABD'nin sözde DEAŞ'la mücadele özel temsilcisi ile birlikte Rakka'da incelemelerde bulundu. Bu görüşmeden kamuoyuna yansıyan bilgilere göre Suud, Rakka'nın yeniden inşaası için finansmanı üstlenme teklifinde bulunuyor. Yani Suriye sahasında da etkin olma anlamında bir adım. Aynı zamanda veliaht prens Muhammed bin Selman'la ilişkileri iyice ivmelenen ABD'ye ve onun “cici teröristleri”ne de bir jest!

Suudi Arabistan bölgede ABD'nin de yardımı ile etkin bir güç olmak istiyor. Böylece mezhepsel ayrım nedeniyle yayılmacılığından rahatsız olduğu aynı zamanda özellikle Trump'ın gelişiyle tekrar varlığı ve politikalarından ABD'nin de rahatsız olmaya başladığı İran'ın bölgede daha fazla güçlenmesini engellemek, etkisini kırmak. Burada PYD'nin Suud yardımlarına karşı herhangi bir geri çevirici tavrının olmayacağı aşikar. Irak merkezi yönetimi için ise aynı şeyi söylemek çok zor. Bu noktada bir öngörü olarak şunu da belirtmek isterim. IKBY'de bir nevi “oyun dışı” bırakılan Barzani ve İran etkisinde olan Talabani ailelerinden doğan boşluğu doldurmak adına Suudi Arabistan “Goran Hareketi” ile irtibat kurmak isteyebilir. Goran Hareketi'nin PYD'yi de bir terör örgütü olarak görmüyor olması bu yakınlaşmayı kolaylaştıracak etkenlerden olacaktır. Zira ABD ve İsrail bölgede kendi teröristlerini meşru tanıyan herkesle kurulacak ilişkilere onay verecektir.

Peki Suudi Arabistan bu hamlelerinde ne kadar başarılı olabilecek? Irak üzerinde büyük ölçüde tesis edilen İran etkisi gözününe alındığında başarı şansının düşük olduğunu söylemek gerekiyor. Suriye'de ise bu oran Irak'a göre biraz fazladır diyebiliriz. Suudi Arabistan'ın ekonomik anlamda gerileme de olduğu bir çok bölgesel ekonomist tarafından sıkça yazılıyor. Bunun tabi ki temel nedeni petrol fiyatları. Bu noktada da küresel karar alıcıların Suud'a destek anlamında bir hamlesi olacak mı takip etmeliyiz.

Bu bilgiler ışığında “Ilımlı İslam” ön kabulü ile tahta çıkmak için gün sayan Muhammed bin Selman, Ortadoğu'da tüm yeni gelişmelerde etkin aktör olacak, ABD'nin istediği istikamette adımlar atacaktır. “Sünni” dünyaya yeni bir “lider” rolüne hazırlanmaktadır. Tüm bu oyunları bozacak tek ülke ise yine Türkiye'dir. Cumhurbaşkanımızın kararlı tavrı sahada fiili olarak daha fazla yer buldukça tüm dengeler değişecek, plan sahipleri planlarını yeniden yapmak zorunda kalacaktır.

Kısaca NATO'da vuku bulan hadsizliğe de değinelim. Herkesin kabulüdür ki NATO'da özellikle de NATO'nun karar mekanizmalarında etkili güç ABD'dir. Hedef tahtasına konulan Türkiye'dir ve bu konu iki tane kendini bilmez tarafından cür'et edilip hayata geçirilecek kadar basit bir olay değildir. S-400 alımı, Rusya ile genel anlamda, İran ile ise en azından Suriye özelinde ki yakın ilişkiler, "Kuzey Koridoru"na vurulan darbe ve kararlılık, dik duruş, birilerini önemli derecede rahatsız etmiş gözüküyor.

Son not; Rusya'nın Astana ve Cenevre görüşmelerine dair söylem farklılıkları ve ikircikli tavrı da ayrıca takip ve dikkat edilmesi gereken bir başka husus...


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Serap Taşkın 2017-11-22 09:04:45

Harika analiz ve ayrıntılar. Kaleminize sağlık.