Ülkemiz, yepyeni bir yönetim modeline kavuşuyor.

Heyecanlarla, ümitlerle doluyuz.

Başta, yeni yönetim modelinin mimarı, yeni modelin İlk Devlet Başkanı Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere, “Yeni Türkiye” Dâvâsı’na emek veren her vatan evlâdının özlemi gerçekleşiyor inşallah.

Yeni Türkiye.

Selçuklu, Osmanlı ve Genç Cumhuriyet’in bütün zenginliklerini, muasır medeniyetler seviyesinin üzerine taşıyacak bir Süper Güç.

Olacak İnşallah.

Vaatleri var Sayın Erdoğan’ın…

Bu vaatlerin sahibine destek veren bizler de, sorumluluğu üstlenmiş bulunuyoruz…

Ve tabii “Yakından Tâkip” görevini de.

Öncelikle…

“Liyakat” esas olacak yeni dönemde.

Olmalı!..

 Yok efendim o, onun adamı;

 Yok efendim bu şu grubun mutemedi, yok şuralı, buralı…

Ya da…

Ne bileyim işte; “Acayip övgü yağdırıyor, yıkama yağlaması müthiş!”

He-mi de…

“Memleketlimiz!”

Ne alâkası var;

Memleket hepimizin, her bir karış toprağı aynı kıymette…

Hangi ana babadan doğduk, nerede doğduk, nasıl doğduk, ne önemi var, biz mi tayin ediyoruz bunları!..

Liyakat, ille de liyakat.

Yeni Bakanlar, yeni bürokratlar, milletten kopuk olmayacak…

Sadece hemşehrilerini değil, hiç kimseyi unutmayacak…

Bununla birlikte, “semt, mahalle, ilçe, şehir, bölge, grup” milliyetçiliği de olmayacak.

Bu memleketin “hukuka saygılı” her evlâdı kıymetlidir, saygındır, eşit haklara sahiptir.

Bugüne kadar pek böyle olmadı bu; adamı olan kimi vakit halletti işini, “sızabilen” sızdı, götürebilen götürdü.

Bir lafı kırk kez söyleme tenezzülünde olmayan, yüzüne kapanan kapıyı tekrar çalmayı onur meselesi yapan, “Söyledik söyleyeceğimizi, kendisi bilir gayri!” tavrındaki insanlar çekildi…

Meydan kimi vakit, “Kılsan da kılmasan da beşini, sen bilirsin işini!..” tiplere kaldı.

Bu ortamda, nice kabiliyet de israf edildi maalesef!..

Büyük Mütefekkir Cemil Meriç, birilerinin kendisini nasıl yok etmeye çalıştığını anlatırken…

Der ki;

“Her hangi bir Batı ülkesinde büyük bir fikir adamı, bir teorisyen olabilirdi. Ezdiler… Acaba ezilen daha kaç kişi?.. Her aydınlığı yangın sanıp söndürmeye koşan zavallı insanlarım: Karanlığa o kadar alışmışsınız ki, yıldızlar bile rahatsız ediyor sizi!”

Birileri  tam da Merhum Cemil Meriç’in işaret ettiği gibi yaptı; her ışık yakana saldırmak suretiyle “yerini sağlama almaya” çalıştı!..

Yıllar yıllar böyle geçti.

Recep Tayyip Erdoğan, bir yandan bin türlü şer odağının yaman tezgahlarıyla uğraşırken, diğer yandan da içeriyi  toparlamaya gayret etti ama…

Sistem, sistem değildi bir kere.

Köhne sistemde “metal”ler yoruldu, kalpler buruldu, kırıldı…

Devlet Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, önüne “duvarlar ören” nice “yakın görünümlü sinsi tiplere” rağmen fark etti olan biteni…

Ustalıklı müdahalelerle azalttı kanamayı.

Yine de…

24 Haziran seçimleri gösterdi ki, bazı yerlerde hâlâ sıkıntılar var.

Bazı vekillikler “vahim tercih hatalarından” dolayı birilerine kaptırıldı.

“Yerel Yönetimlerdeki” genel tablo, “oy kayıplarına” sebep oldu.

AK Parti iktidarından geçinen “sonradan görme AKP’liler”, zemini oydu!..

Recep Tayyip Erdoğan’ın zemini kaydırmayı hedefleyen nice “operasyonlar” yapıldı, çoğunu gördük ve çoğunu yazamadık!..

Niçin yazamadık?..

Karışan, engelleyen yoktu.

Biz dedik sadece…

Dedik ki, “Aman ha, Yeni Türkiye yürüyüşüne zarar gelmesin. Aman ha, memleketimizin yolunu kesmek isteyenlere malzeme verilmesin!”

Böyle dedik, böyle devam ettik.

Eleştirilerimiz oldu ama “anlayana sivri sinek saz” makamında, ilgili yerlere ulaşsın diye ve art niyetlilerin istismarına kapalı olsun hassasiyetle, küçük mütereddit dokunuşlar…

Böyle diye diye konuştuk çoğu vakit, “Kuş Dili” ile…

Şimdi…

Yeni Türkiye.

Şimdi…

Liyakat vakti.

Ehliyet vakti.

Liyakatli adam, istismara yönelmez.

Liyakatli adam, yalakalık yapmaz.

Liyakatli adam, her doğruyu her yerde ve her vakit söylemez elbet ama yalan-yanlış da söz etmez.

Kolay kolay söz vermez, verdim mi yerine getirmeden rahat etmez.

Bundan böyle…

Memleketin bütün evlatları ve özellikle çok önemli görevleri ifa etmekle mükellef “gazeteci” evlatları, sistemi “denetlemekle” görevli.

Kim ne yapıyor; kim, kendisine verilen yetkiyi nasıl kullanıyor?..

“Yeni Türkiye” için gerçekten çok uğraştık.

Çok yıprandık.

Vaatlerimiz var…

Liyakat esas olacak.

Tüyü bitmemiş yetimin hakkı, son kuruşuna kadar korunacak, kollanacak…

Kavgalar, gerilimler azalacak, “Farklı fikirleri dinlemeye çok daha açık” olacağız…

Birilerinin tahriklerine kapılmamak için dişimizi sıkacağız!..

Lafımızın nerelere çekilebileceğini çok daha fazla hesap edecek, bin düşünüp bin konuşacağız…

Teröre karşı yine acımasız olacağız ve dahi teröre mütemayil olmayan bütün fikirlere çok daha açık.

Başka Türkiyemiz yok, başka Türkiye aramayanlarla, bizim gibi düşünmeseler de oturup konuşacağız.

“Kibir”den Allah’a sığınacağız, gösterişe meraklı tipleri ısrarla uyaracağız.

Yolsuzluk, usulsüzlük peşinde olanlara göz açtırmayacağız.

Üreteceğiz...

Üretime karşı olanları, üretimin önünü kesmek isteyenleri ya yola getirecek ya da yolumuzdan atacağız…

“Zanla hareket etmek” yok, kesin delillerle, yargı hükümleriyle, hukukla, adaletle konuşacağız.

Her eleştireni şuraya yerleştir, her karşı çıkanı şöyle damgala!..”

Bunları çok yaptı birileri…

Çok değerimizi yıprattı, “kariyer plânlaması”nın bir gereği olarak!

Sevgi, barış, hukuk, adalet ilim, irfan, tefekkür, liyakat, tevazu, cömertlik, fedakârlık, cefakârlık…

İhmale gelir değerimiz yok bizim.

Yeni Türkiye, “betonlarımız” değil, “değerlerimiz” üzerinde yükselmeli!..

“Yapıcı eleştiriye açık olmalıyız” ve etrafımıza birikebilecek “eyyamcı” tiplerden uzak durmalıyız.

“Kültürel İktidar” artık milletin olmalı.

“Eğitim” meselemiz, artık bir hâl yoluna konulmalı.

Memleketin başarmaktan başka hiçbir çaresi yok…

Vesselam!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
recep 2018-07-10 10:06:23

damada iki bakanlık dakka bir gol bir

Avatar
Ercan Güven 2018-07-12 19:24:57

i̇mar kanunu 18nci madde uygulaması belediyelere vatandaşın taşınmazının yüzde kırkına sorgusuz sualsiz el koyma yetkisi veriyor. bu konunun üstüne gidilmeli ve bu yetkinin istismar edilmesi önlenmeli.