Seçim öncesinde açık tutum sergileyen küresel aktörler seçim sonrasında da Türkiye üzerinden İslam dünyasına bakışlarını ortaya koydular. ABD gazetelerinden New York Times, “sonuç sadece Türkiye’de değil, Batı ve bölge ülkelerinin başkentlerinde de hissedilecek sarsıntılar gönderdi” yorumunu, internet sitesinin manşetinden aktardı.  Wall Street Journal gazetesi ise haberinde " Erdoğan, seçimden ezici bir zaferle çıktı. Seçmenler, ülkeyi 15 yıldır yöneten Erdoğan'a ve giderek otoriterleşen yönetim biçimine destek verdi" ifadesiyle daha keskin bir dil kullandı.

Prof. Duralı, Avrupalı olmayan üç belirli güç odağı olduğunu ileri sürer. Hint ve Çin’in iktisadi olarak var olduklarını ancak evrensel dinamikler bakımından etkin olamadıklarını iddia eder. Avrupa tandanslı güçlerin bu iki odak üzerinde baskın olduklarını vurgular. Üçüncü güce gelince, İslam dünyasının bilim ve ekonomide yetersiz kaldığı için gelişen trende ayak uyduramadığını ifade eder.

Teoman Hoca’nın bakışı böyle. Ben de dün yapılan seçim sonuçlarına bu açıdan bakmayı yeğledim. Dün yeniden eller Rabia işaretiyle havalandı.  Rabia işareti iyi bulunmuş bir sembol. Rabia ‘dördüncü’ demek. Bende beklenti ve sonuçlara dört parmak üzerinden, yeni anlamlar yükleyerek bakmaya çalıştım.

İşaret parmağı: Türkiye artık küresel bir aktördür. Dünya yeni bir güçle tanışıyor. Ayaklarını sabit kılma yolunda emin adımlarla ilerliyor. Temsil sorunları olsa bile varoluş kavgası veriyor. Abdülhamid’in kurtlarla kavgası gibi. Türkiye bir gecede vali atanır gibi yönetilen bir ülke değildir. Çalkantılı durumlara rağmen ayakta kalan Avrupa ülkeleri gibi sağlamlaşan bir devlet yapısı kazanmaktadır.

Geçmiş yıllarda içinde bulunduğu zayıf yapıdan kurtulma eğilimindedir. Türkiye için öngörülen çökertme taktikleri işe yaramamıştır. Kilit isimlere suikast, toplu katliamlar ve ekonomik yıldırma politikaları ile dize getirme yöntemleri geride kalmıştır. Öteden beri desteklenen örgütler ve son dönemde eklenen yeni örgütler ile sürdürülen parçalama stratejisi sonuç vermemiştir. İslam dünyasında uygulanan destabilizasyon Türkiye’de tutmamıştır.

Komplo yapılan İslam ülkeleride, iktidarlar türlü entrikalarla el değiştirdi. Birkaç yıl önce Pakistan’da darbe yaptırıldı. Küresel güçler Mısır’ı Sisi ile paketlenmişti. Mursi iktidardan alıkonarak İhvan’ın asla iktidara gelemeyeceği algısı oluşturuldu. Arap Baharı ile Ortadoğulu liderler kukla yerine kondu. Saddam bir at hırsızı gibi dehlizden çıkarılarak idam edildi. Kaddafi sokak ortasında hunharca katledildi. Zeynel Abidin’in bir holding patronu gibi kaçışı sağlandı. Yeni dönemde prensler elmalı şeker uzatılan çocuk gibi kral koltuğu gösterilerek kullanılışlı hale getirildi. Tüm bu tablo arasında Türkiye’nin son seçimlerle geldiği nokta manidardır.

Orta parmak: Kutuplaşmadan kutup ülke olmak. Güç zaafına sebep olan en büyük tehlike kutuplaşma. Irk, mezhep ve dünya görüşü bakımından taraf olmadan çatı rolü üstlenmek. Değer eksenli bir kardeşlik duygusu içinde kutuplaşarak düşmana koz vermemek. Böylece küresel zorbalar karşısında kutup ülke olmak. Barışçıl tutumu özünde barındırarak, komplocu küresel güçlere karşı kendi içinde kutuplaşan değil Batı’ya karşı kutup ülke.  

Yüzük parmağı: Ümmet bilinci taşımak. Yirminci yüzyılda birer koğuş haline gelen İslam dünyasında küresel güçlerin; Avrupa’nın, İsrail, ABD ve Avrupa’nın ve BM nin dünyanın en alçakça işlenen katliamlarına karşı sessizce ittifak içinde olmaları blok bir yapıya işaret etmektedir. Haçlı izlenimi uyandırmaktadır.

Küresel şer güçler birbiriyle tepişirken, Halep’te, Dera’da, İdlip’te, Bağdat’ta ve Telafer’de  bomba yağdırarak güç yarışı yapmaktadırlar. Bir küresel güç ötekine bir nota vereceği zaman bölgede annelerin feryatları yükseliyor. Yeni strateji ile katili içinizden seçiyorlar. Eymen’in Ömer’in ve Hasan’ın eline silah vererek vekalet savaşında kullanıyor. Kan kusan teknoloji İslam coğrafyasında can alırken, yüz güldüren teknoloji Batı insanına hizmet ediyor.

Bu küreselci ve komplocu ittifak karşısında Türkiye ümmet protokolü ile öne çıkmalıdır.

Serçe parmak: En kırılgan nokta. Küreselci zihniyeti içten kemiren kurt adalet yerine zulüm ile abad olmaya çalışmasıdır. Bu nedenle ülke güvenliği, ekonomik istikrar ve siyasal aktör hedefleri arasında adaleti untmadan icra etmelidir. Şer odakları ile işbirliği yapmayan her insan eşit haklardan yararlanmalıdır. Bir iş tevdi edilecek kişinin ehil olması, deneyim, liyakat ve bilgide yeterli olması, o kişinin sunacağı referanstan öncelikli olmalıdır. Bir toplumda adalet olmadan ne ahlak ne de gelecek düşünülebilir.

Adaleti sağlamaya çalışırken manen kalıcı olmayı icranın devamına yeğlemelidir. Yenilgi yaşadığınızda eğer adilseniz manevi etkinizle ayakta kalabilirsiniz.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.