Fasl / ayrışma günü gelip çatacak diyor bir Kitap’ta... İyilikle kötülük kol kola olamaz, diyor.

İyilikle kötülük bir-lik olamaz, diyor. Sıkı fıkı olamaz. Dost olamaz. Ömür boyu, ölüm boyu, diriliş boyu yaşayamaz…

Şimdi karmakarışığız. Hangimiz iyiyiz. Hangimiz kötü. Ne kadar kötüyüz. Ne kadar iyi, bilmiyoruz. Bildiğimiz; iyiler ve kötüler aynı evde. Halbuki ne kadar farklı, ne kadar zıtlar. Fakat aynı dünyada, aynı köydeler. Aynı grupta…Aynı sınıfta. Aynı. Aynı. Aynı!

Halbuki böyle gitmeyecek diyor, o Kitap’ta… Hep özlem duyduğumuz o gerçek sınıfsal ayrım: İyiler bir tarafa. Kötüler bir tarafa, aralarında keskin bir çizgi, bir set, aşılmaz bir sınırla ayrılacak diyor.

Vicdan/ küçük, kişisel mahkemecik, “ayrıl o vakit kötülükten şimdiden”, diye ekleniyor o Kitab’ın ardından.

Geleceğin bahsi, bugünü, şimdiyi düzenliyor.

Seyreyle o halde geleceğini. Şimdi’nin, dünya günlerinin üzerinden.

Yerin yüzü senin iyiliklerinle gülsün. İyi haberlerin yankılansın. İpliği ipektenmiş denilsin mahşer pazarında.

Bütün servetin iyiliklerin olsun. Takın, süsün, değerin ve ağırlığın… Yapıp denize, bilinmezliğe, ünsüzlüğe, riyasızlığa atıverdiğin… Hakiki hatır için unutuverdiğin.

Mesela yakınından uzağına çevrende arkasız, sahipsiz kimse kalmadığı anlaşılsın o gün. Yakınında arkalanan yetimler, sahipsizler gülümseyerek girsinler koluna.

Yürüdüğün yollarda dilenci kalmadığı ortaya çıksın. İhsan, geçici ilk yardım kadar, ondan daha fazla ıslah / kalıcı son yardım, tamamen iyileştirmeler yapmış olduğunu gör o gün sen de… Şaşır; iş imkânı oluşturup insanca yaşamasına katkıda bulunduklarının mutluluklarını ve ürettiklerini gördüğünde. Şaşır; basit bir iyilik besmelesinin, başlangıcının, nasıl hamd edilesi sonuçlara, sürpriz hedeflere doğru ilerlediğine tanıklıkla…

O gün kolay kolay hiçbir kalbi incitmediğini öğrenince ağlamaklı ol. İncitmiş olduğunu da gidip bir güzel onarmış olduğunu…

Çocuklara oyuncak, yaşlılara kitap olduğunu…

Kürsüde kitap, kalem tutan elinin, evde kendi işini kendi gören, gerekirse bir işin ucundan tutan, sahilde, parkta çöp toplayan bir el olabildiğine sevin. “İyi ki!” de tartıdaki ağırlıklarına. Zamanında hafif, küçük gördüğün, azımsadığın iyiliklerin nasıl kocaman olduğuna sevin.

Sokağındaki pisipisilerin, köpeklerin gözlerine damla, açlığına ekmek, kuyruğuna sevinç olduğunu gör.

Güvercinleri ürkütmemek için yolun kenarından yürüdüğünü hatırla ve gülümse.

“Meğer sen ne imiş” olduğunu sadece o gün gör. Daha bu gün burada ben ne imişim demeden, bir hiç gibi yaşadığını ve iyi ki öyle yaşamış olduğunu anla.

Nasıl da gözaltında yaşadığını bir kez daha bütün açıklığıyla anla! Yaptığın her şeyin, en ufak bir eylemin bile kaydedildiğini, silinmediğini, geçmişin bir ileri dönüşüm olduğunu idrak et!

Yer ağırlıklarını fırlattığında…Hiçbir iyiliği küçümseme. Bütün iyilikler büyüktür. Hiçbir kötülüğü de azımsama. Bütün kötülükler de “büyük”tür. Küçük bile olsa kötülüğe bulaşmamak için çaba harcamış olduğunu gör, yer ağırlıklarını fırlattığında. Bulaşsan da yeniden bir iyilikle arınmaya çabaladığını gör. Yer ağırlıklarını ortaya çıkardığında…


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.