Yerli aydın nasıl olunur?, sorusuna cevap aradığımda karşıma o çıkardı. “Milli münevver” sıfatına da en çok yakıştırdığım şahsiyetlerdendi. Kimden bahsettiğimi tahmin ettiniz. Bugünlerde rahmet-i rahmana kavuşan Uludağ Üniversitesi Sosyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Hüsamettin Arslan’dan söz ediyorum. İlim aleminde arkasından göz yaşı dökülen, firakı yürekleri yakan o seçkin insandan. Vefat haberini aldığım andan beri düşünüyorum: Kimileri fikir yoksulluğu çektiğimizi öne sürse de aslında bizim ayağı toprağa basan, milletimizin değerleriyle barışık iyi aydınlarımız var. Merhum onlardan biriydi.

Tanışmamızın tarihi eskiydi. Ta 1980’li yılların ortalarına kadar gider bu muarefemiz. Çapa’daki öğrenci evinde merhum Mustafa Ramazan Polat, Coşkun Çokyiğit ve kardeşi Erhan’la birlikte kalıyorduk. Eve gelen dostlarımız arasında Yusuf Özarslan, Sefa Kaplan, Muammer Erkul ve Hüsamettin Arslan da vardı. Edebiyatı, sinemayı, fikir hayatımızı ve kültür meselelerimizi konuşurduk. Aradan 38 yıl geçmiş. Çorlulu Ali Paşa Medresesi’ndeki buluşmalara ise ne yazık ki katılamazdım. Fakültede okurken gazetede çalışıyordum. Karşılaştığımızda selamlaşırdık. Bir gün Cağaloğlu’nda Kızlarağası Medresesi’nde karşılaştık. Teşehhüt miktarı konuştuk. “Bâbıâli Sohbetleri”nde müşterek dostumuz Mustafa Polat’ı vefatının 30. yılında yâd edeceğimizi söyledim, davet ettim. Bursa’ya dönecekti gelemeyecekti ama bu vefalı davranışı takdir etmiş, genç edibimizin anılmasından memnun kalmıştı. Bir gün bir toplantıda konuşma yapmasını istemiştim. “İnşallah” demişti.

Sonra Yeni Söz gazetemizdeki yazılarını görünce çok sevinmiştim. İyi bir okuyucusu, sıkı bir takipçisi olmuştum. Türkiye’nin zor yıllarında devletinin ve milletinin yanında mertçe, yüreklice saf tutmuş, ihanet örgütü FETÖ’ye karşı durmuştu. O yazılar çok değerlidir. Keşke gazetemizin yönetmeni Can Kemal Özer bu yazıları toplatsa ve bir kitap hâlinde yayımlatsa! Zeytinburnu’nda yaptığı konuşmalar da geniş ufukluydu. O konuşmalar da keşke deşifre edilip Zeytinburnu Belediyesi tarafından kitaplaşsa... Bir de bölümündeki hocalar ve talebeler onun için bir anma kitabı hazırlasa büyük bir kadirşinaslık olur.

Fotoğraflarında yüz hatlarına bakıyorum. Hepsinde yaşanmış hüzünlerin derin anlamlı çizgileri var. Sibel Eraslan, ona dair kaleme aldığı yazıda “Yatağına sığmayan nehir” dedi. Beşir Ayvazoğlu, Yasin Aktay, Fatma Barbarosoğlu, İbrahim Kiras ardından yazdılar. En çok okuyan mustarip aydınlarımızdandı. Yazdığı makaleler ve kaleme aldığı eserler ortada. 1986’da Cemil Meriç’le yaptığı röportaj, fikir dünyamızı çok etkilemişti. Bir çok kişi şaşırmış, sarsıcı soru ve cevaplardan irkilmişti. Mülakat tarihine geçen bir metin.

Biyografisi başarı levhası. 12 Ocak 1956 tarihinde Ordu Mesudiye’de doğdu. Yatılı okuduğu Tunceli Öğretmen Okulu’nu bitirdi. 1979 yılında Hacettepe Üniversitesi Sosyal İdari ve Bilimler Fakültesi Tarih Bölümü’nden mezun oldu. 1979-1981 yılları arasında aynı fakültede yüksek lisans yaptı ve “Ondokuzuncu Yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’nda Sanayileşme Girişimleri” konulu yüksek lisans tezi hazırladı. Doktorasını, 1986-1991 tarihleri arasında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü’nde yaptı. Epistemik Cemaat / Bir Bilim Sosyolojisi Denemesi kitabı büyük yankı uyandırdı. Ardından Yöntemizm Bilimizm Sosyal Bilimler ve Entelektüeller ile Jöntürkler Jönkürtler Muhafazakârlar kitapları çıktı. Paradigma Yayınevi’ni yönetti. Çeşitli dergilerde bilgi, bilimsel bilgi ve bilim üzerine makaleleri ve yabanсı dillerden yaptığı sosyoloji kitapları tercümeleri yayınlandı. Ömrü boyunca fikir çilesi çekti, 1 Ocak’ta vefat etti, ertesi günü toprağa verildi. Akl-ı selim sahibiydi, kalbi ve ruhuyla yerliydi, bizdendi. Sosyologdu ama edebiyatın önemine de inanıyordu. Türkiye’nin, 15 Temmuz’la sanat alanında da mutlaka hesaplaşması gerektiğini belirtiyordu. Ona göre “Darbelerle ilgili onlarca roman, yüzlerce şiir yazılmalı. Tiyatro eserlerine konu olmalı. Darbeyi yapanların anlatıldığı kadar karşı çıkanlar da anlatılmalı. Yoksa gelecekte yeni kuşaklara 15 Temmuz’u anlatmak çok zor olacak.”tı. Mevla rahmet eyleye. Türkiye’nin başı sağolsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Ali Bal 2018-01-06 15:56:45

Yine bir kadirşinaslık örneği olan yazı, bunu çok iyi yapıyorsunuz Mehmet Nuri Bey, kaleminiz dert görmesin