“Bütün Ak Partililer, ama bütün AK Partililer ‘net duruşlarını’ ortaya koymalı!..

Milyonların gözü, “tavırlarını henüz net olarak belli etmemiş olanların’ üzerinde!..”

Böyle demiştik “tabanın sesi”ni yansıttığımız bir önceki yazımızı bitirir iken.

AK Parti “tabanı”ndan, “AK Partililer ve AKP’liler” ayrımına dikkat çeken nice mesaj geldi.

Bir okuyucum da cevap yazmış;

“Birileri ÜÇ D kuralını uyguluyor…”

Okurken yazılanları…

Sayın Erdoğan’ın “dost” bildiğinden gelen “yanlışa” tepki için kullandığı bir cümle geldi:

Yiğit bir gün, korkak her gün ölür!”

Arkadaş bu ne mevzudur?..

İnsanoğlu niçin öyle çok ince hesaplar yapar, niçin kılı kırk bin yarar?..

Ömür dediğin şey, topu topu ne kadar?..

Kimileri “bekliyor” gibi…

“Top” çeviriyor…

“İdare” ediyor!..

Yerli ve Milli gazetelerimizden birinde görev yapan “meslektaş”a, “Gençliğimizde millet, memleket karşıtlarına kameralar önünde çatır çatır soru sorardık… Şimdi bunu yapan neredeyse yok, neden sence?” diye sorduğumda…

Şu karşılığı aldım iyi mi:

Abi mevzu şu ki, topa girince göze batıyorsun…

Yarın öbür gün işler değişse…

O soruları soran icabında işsiz kalır!..

Bunun hesabı yapılıyor, sonuçta ekmek abi!”

Allah, Allaaaah!..

Bu kadar mı ince hesap yapılır!..

Ya şöyle olursa, ya böyle olursa…

Bu “evham” yüküyle nasıl yaşanır?..

Sonra…

Dedi ki bizim “meslektaş”..

“Sen abi,

Sen her istediğini yazabiliyor musun yani, sen de bazı dengeleri gözetmiyor musun?”

Offf…

“Yeme bizi!” der gibi…

Önüne kırk yazı uzattık filan…

“Yetmez ama evet!” dedi meslektaş!..

“Yetmez ama evet!”

Bir de şunu ekledi:

“Kimlerin hangi ölçülerle nasıl kıymetlendirildiğini görmez gibi konuşursun be abi!..”

Kıymet?!..

“Kıymet”in hükmü bu mu?..

İnsan mı belirler “kıymet”i!..

Geçelim…

Ne demiştik yazının başında…

Dur bakalım…

Ha;

Bir okuyucumuzdan gelen “mektup”tan bahis…

Demiş ki…

“Birileri ‘ÜÇ D KURALI’nı uyguluyor!”

Neymiş bu, “ÜÇ D KURALI” denilen?..

Doğru Yer, Doğru Zaman ve Doğru Kişi Kuralı…

“Söz, Doğru yerde Doğru Zamanda, Doğru Kişiye Söylenmeli!”

Okuyucumuz bir de İlm-i Siyaset’ten bahsetmiş;

“Neyi, nerede, ne zaman ve nasıl söyleyeceğini!” bilmek!..

İlm-i Siyaset’e vakıf olmak ve uymak elbette çok çok önemlidir…

Ne var ki…

“İlm-i Siyaset” ile “Bir yanımız hep duruma müsait” ruhu arasında da ince bir çizgi vardır!..

İlm-i Siyaset elbette iyi bir şeydir…

Lâkin…

Bu kavramdan yola çıkarak…

Her ortamda “çıkar” beklentisiyle hareket etmek, “güce” ve “güçlüye” göre pozisyon almak iyi bir şey değildir!..

Kimin arabasına binse onun türküsünü çağırır” tiplerden olmamak lâzımdır!..

Son vakitlerde bu tiplerin sayısında, oranında artış mı vardır nedir?

Sanki…

Özellikle “üst orta ve üst” kesimlerde yer alanların çoğu beklemede!..

Dengeler çok ince, çokları “iş yapıyor” görüntüsü verirken, “riskli” toplara girmekten kaçınma halinde!..

“Hata” yapma “göze batma” korkusu mudur, nedir?

Öyle bir hâl var…

Bilemiyorum, belki de yanlış bakıyorumdur meselelere, belki de de abartıyorumdur…

Bende yanlış bulmak kolay…

Abartabilirim de…

Lâkin, “Hepten de haksız sayılmam” değil mi?..

Burada aklıma gelen bir an…

Yerine denk gelir mi gelmez mi, bilmem…

Efendim:

Sayın Erdoğan, Başbakan iken…

“Dost” bildiği bir zatın haklı davasında destek vermemesine çok içerlemiş bir halde,

Afyonkarahisar Kampı’na hareket etmek üzere iken…

“Ne haber Serdar, gördün mü tavırları?” dedi.

Gördüm efendim, ince hesaplar, ince hesaplar, bu hesaplar çok yapılıyor maalesef…Sizi çok hedef aldılar ya, aklından başka başka şeyler geçenler de oluyor!” diye hayıflanınca ben…

Dedi ki;

“Kim ne hesap yaparsa yapsın, yiğit bir gün ölür korkaklar her gün!”

Hesaplar, hesaplar, kılı kırk bin yaran hesaplar…

Elbette “aklınla” hareket edeceksin, elbette “kâr-zarar hesabı” yapacaksın ama, her şeyi “kuru akıl”a, koyu “kâr-zarar” hesaplarına, gelecek hesaplarına, “endişelerine” bırakır isen..

Sen olmazsın ki sen!..

Efendim;

Yukarıda “Neyin, nerede, ne zaman, nasıl söylenmesi gerektiğini bilmek”ten bahsetmiş idik.

Bugün…

Memleket büyük tehditlerle karşı karşıya iken…

“Neyin” söylenmesi gerektiğine dair bir tereddüt yoktur herhalde…

“Düşünülen neyse, inanılan neyse, lafı dolandırmadan o söylenecek!..”

“Nerede” söylenecek?..

“Bulunduğumuz yer neresiyse, orada söylenecek!”

“Ne Zaman” söylenecek?..

“Şimdi, hemen şimdi söylenecek!”

“Nasıl” söylenecek?

“Gayet net olarak!..

Şüpheye yer bırakmayacak biçimde…”

Tabandaki “vatandaş” yoluma çıkıyor, sosyal medyadan ulaşıyor hatta bazıları üşenmeden mektup yazıyor!..

Tavırları gayet net, “tarafları” belli.

Tabandaki “vatandaş”, bu netliği herkesten bekliyor!

Herkesten!

“Belli yerlerde bulunanların” tamamından taşın altına ellerini de değil, gerekirse “başlarını” koymalarını bekliyor.

Lafı kıvırmamalarını, beli kıvırtmamalarını!..

Sütü bozuk takımının 15 Temmuz İhaneti’ne şahitlik etmiş milyonlarca vatandaş, kimin ne yaptığını, ne yapmadığını, hangi toplara girdiğini ve hangi toplardan kaçtığını, kimin “şartların olgunlaşması beklediğini” dikkatle izliyor.

Bazen “net” tavırlar ortaya koymamak faydalı hatta zaruri olabilir..

Lâkin…

Bugün…

Herkesin nerede durduğunu anlamaya ve “Adam”ları net bir şekilde saymaya büyük ihtiyaç var.

Kim, hangi "Davanın Adamı"dır...

Bu süreçte ortaya çıkmayacak da ne zaman çıkacak?

Gazeteciler Günü’mü Kutlayan “DOST”lara!..

Bin yerden kutlama geldi, nice “dost” gazeteciler günümü kutluyor!..

“Ödül” bile geldi, BEM BİR SEN Genel Başkanı Mürsel Turbay sağ olsun lütfetti.

Ayın 16’sında da “Yılın Erkek Yazarı” Ödülü, Anadolu Yayıncılar Derneği Genel Başkanı Sinan Burhan’dan…

Sağ olsunlar bunlar birir “dostluk-vefa” gösterisi; yoksa “kilosu, gramı” mı var, kim neye göre ne kadar iyi yazar?

Efendim…

Tebrikler baş göz üstüne…

E, dile kolay, tam 31 yıl olmuş bu meslekte…

Tuhaf bir serüven, neler vaaaar neler…

“Kitabını yaz” diyorlar, neresini yazayım, o kadar “sansasyonun” altından nasıl kalkayım!..

Bir de…

Ne “şirketler” kurulmuş, ben bunlarla nasıl başa çıkayım?

Efendiiim…

Herkesin bir özlemi var…

Ben de, öyle bir “hâl” istiyorum ki…

Okuyucusuna gönlü, gözü, kulakları, telefon hattı açık bir gazeteci olarak…

Hani…

“Sıkıntılı günlerimizde” de…

“Operasyona uğradığımız” günlerimizde de…

Yanımızda olunsa be!..

Çok şey istediğimin farkındayım da…

“Umut fakirin ekmeği” işte!..

Saadet ve 300 Bin İmza...

İzlediğiniz üzere…

Saadet Partisi Genel Başkanı Sayın Temel Karamollaoğlu, adaylar için noter şartının maliyetli olduğunu söyleyince,

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ "100 bin imza toplayamıyorsa, zaten bu yolda bu mücadeleyi vermek de zor bir iş, yürümez!” dedi.

Temel Bey de, bu çıkışa, “Ne 100 bini, noter imzalı 300 bin imzayla seçim kurullarına başvuracağız!” restiyle karşılık verdi.

Şimdiiii…

Sayın Genel Başkan, “Söz verdim mi yerine getirir, yerine getiremeyeceği sözü de vermez!”

Doğru mu, Saadet Partisi Seçmeni?

Öyleyse…

300 bin “noter imzası tamam” demektir!..

Sayın Genel Başkan’ın “çıtayı” yükseltmesi ziyadesiyle hoşuma gitti.

Öyle burun kıvırıp “Hadi canım sende!” diyenleri utandırırsınız umarım Sayın Karamollaoğlu…

Madem böyle bir yola girildi, ya “utanılacak” ya da “utandırılacak.”

Ben…

İzleyici tarafındayım...

Gözüm tabelâda!..

Melih Gökçek ve Sözcü…

Sayın Melih Gökçek,

“Eğer SÖZCÜ yönetimi uygun bulursa, SÖZCÜ'de yazmayı da çok isterim. Farklı görüşler olur. Aslında çok maaş da istemiyorum. Ben yazmaya hazırım. Başka bir yerden yazmam konusunda öneri geldi. Ancak ben SÖZCÜ'de yazmayı tercih ederim.” demiş.

Güzel!..

Şimdi…

Top Sözcü Yönetimi’nde…

Sayın Melih Gökçek’e köşe verirlerse, özellikle ilk yazıları okunma rekorları kırar!..

Hele bir de…

Emin Çölaşan’ın yanına koyarsa Melih Gökçek’in yazısını, tadından yenmez!..

Dur bakalım; Emin Çölaşan, Sayın Gökçek’in biraz da “İRONİ”yle dile getirdiği bu talebe nasıl bir karşılık verecek?..

Gezi Ruhu bu işe ne diyecek?..

Peşinen ifade edeyim:

Melih Bey orada yazmaya başlarsa yani yazdırırlarsa, kesinlikle “Ba, ba, ba, Gökçek’in yaptığına bak!” filan demeyeceğim…

Olan biteni zevkle izlemeyi tercih edeceğim…

Gerginlik gerginlik nereye kadar…

Biraz da eğlenelim!..

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Hüseyin ZAVALSİZ 2018-01-12 00:41:42

İnsan safını iyi belirlemeli safimizi siklastirmamiz lazım. Bir kahvenin kırk yıl hatırı vardır. Sayın Erdoğan a ALLAH yardım etsin bu mübarek Cuma gecesinde. Kimler geldi geçti hepside unutulanlara doğru gitmektedir. İnsan dimdik olmalı, rızkı veren ALLAH dır. İşimizi düzgün ve doğru yapmalıyız. Bugün sayın Erdoğan in yanında olmayanlar ozellikle AK Parti ve sayın Erdoğan sayesinde bir yere gelenler yarın bununasil izah edecekler. Sayın Bahçeli doğrusunu yaptı ilmi siyasetle kararını verdiler. 2019 u sabırsızlıkla bekliy orum çünkü kendini lider zanneden siyasetçiler ve kaçak guresenlere Halk sandıkta cevabını verecektir. Bakalım o zaman ne saçmalicaklar. Üzüldüğüm tek konu kendilerini muhafazakar diye tanımlayan parti liderleri Sayın Erdoğan a karşı kimle ittifak yapacaklar en önemlisi 2019 da hüsrana uğradiklarinda bunu partililerine nasıl izah edecekler. Hayırlı cumalar