Bir bal arısı ile bir ova yılanı kaderin cilvesi gereği bir ormanın selvi bir ağacını yaşam alanı seçmişler, birlikte yan yana komşu olarak yaşamaya başlamışlardı.

Bal arısı ne kadar iyi kalpli idiyse, yılan da o derece kötü kalpli ve sinsiymiş.

Bal arısı zorlu bir yaşamın kucağından geldiğinden olsa gerek komşu yılana nasihatler eder, onun şeytanın vesveselerine uyarak yanlış bir yola girmesine mâni olmak istermiş ve dermiş ki:

“Bak yılan kardeş, sevgili komşum, fenalıktan hiçbir varlığa fayda gelmez. Şu koca ormanda sen ve ben aynı ağacı yuva edinmiş, kader bizi yan yana getirmiş. Ben şurada yaratılış gayeme uygun ormandaki güzelim çiçeklerden, güllerden, ağaçların tomurcuklarından derleyeceğim, özleri toplayıp bala dönüştüreceğim, mahlukata faydalı olacağım, sen de kendince işini yap ve güzelce geçinip gidelim, sen işine ben işime” demiş ve eklemiş “ne sen benden dolayı ne de ben senden dolayı bir zarara uğrayalım”.

“Ayrıca” bal arısı “iyilik eden iyilik, kötülük eden kötülük görür ve sakın ola ki benim balımı almaya gelen mahlukata da zarar verme onlar benim sebebimle nimetlenecekler” demiş.

Yılan ise bal arısının nasihatlerini alaylı alaylı dinler, içten içe hem bal arısının bal yaparak insanlara faydalı olmasını kıskanır, hem de bal arısının kendi sahasında hegemonya oluşturma sanrısıyla ondan kurtulabilmenin sinsi planlarını yaparmış. Oysa koca ormanın herkese yeteceğini düşünmez, bir tek ağacın bütün kâinattan ibaret olduğu yanılgısıyla evhamlara girer zehirli rüyalar da görürmüş.

Her ne kadar bu sevimli bal arısı, yılanın kıskançlıklarının farkında olsa da bir gün gelip oğullarından ayırıp kendisini evsiz barksız bırakacak kadar kötü niyetli olabileceğini düşünmezmiş ama yine de tedbiri elden bırakmazmış.

Bal arısı hem tedbirli davranır hem de kötü niyetler besleyen yılana yeri geldiğince, güzel öğütler vermekten de hiç geri durmazmış. Bu âdeti ona yaşamı daha kaliteli algılamasını sağlamış, kötülerle bile asgari müşterekte buluşup yaşamı sürdürebilmenin erdemini öğretmişti. Bal arısı ulvi bir anlayışta hayatını devam ettirirken, yılan hiçbir zaman yanlış düşünmekten geri durmamış, hatta bir kaç defa yılan dostlarından da yardım isteyerek arının yuvasını yıkma teşebbüsünde bile bulunmuştu. Buna rağmen bal arısı affedici özelliğinden ve hayata iyimser yaklaşmasından dolayı hemencecik affedivermişti onu. Bir gün bu yılanın da yola gelebileceğine, kötülük yapmayı bırakıp, eğri eğri yürüyüp, sinsi sinsi planlar yapmaktan vaz geçeceğine olan inancını hep canlı tutarmış.

Bal arısı bu niyetlerde yaşamını devam ettirip insanlara faydalı olabilmek için o çiçek çok uzakta, bu çiçek pek yaman yerde demeden bal yapmaya devam edermiş. Yılan yılanlığında devam edip, kendince sinsi planlar yaparak bir hamlede hem arıdan hem de kendisine kıskançlık sanrıları veren arının ballarından kurtulmak için saldırı hazırlığına girişmiş. Bu girişimi tedbirleri sayesinde haber alan bal arısı, sinsi yılanı iğnesi ile can evinden vurmuş.

Yılan hem kıskançlığının hem de sinsi sinsi ihanet planları yapıp düşmanlık içerisine girmiş olmanın cezasını canı ile ödemiş.

İnsan ihtirasları yüzünden bilerek ya da bilmeyerek yılan kesilebilir, şeytânî düşünceler hırsını kamçılayıp yılanın huyu ile huylandırabilir ve yersiz kıskançlıklara sokabilir. Bu kıskançlıklar onu öldürmekle kalmayıp, yandaşlarını da yok edip yersiz yurtsuz bırakabilir. Oysa yılan yılanlığında kalsa, sinsi planlar kurmasaydı kim bilir hâlâ yaşamını devam ettiriyor olabilirdi.

Ama varlıklar yaratılışından kaynaklanan içgüdüleri gereği yapması gerekenleri yapacaklardır. Onlar tiniyetleri gereği bunları yaparken iyi niyetlilerin de tedbiri elden bırakması, iyilik perisi kesilip yılanın sinsiliklerinden gâfil olması düşünülemez.

Arıların bal üreterek insanlara faydalı olması bir güzellikse, yılanların sinsilikleri ile yüzleşmek de ibret alınacak bir güzelliktir. Bal arısıyla, yılan hilesiyle nam salar kâinatta. Yılanlar var diye arılar bal yapmaktan vaz geçmez.


Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.