Medeniyetin beşiği İstanbul’dan yürekleri delen bir haberle girdik 2018 yılına. Yine bir cinnet haberi ve gözü yaşlı arkada kalanlar…

Pompalı tüfekle kendini öldürmeden önce 2 ve 4 yaşlarında iki yavrusunu katletmesi, bunu da anneye daha fazla acı vermek için yaptığını söylemesi…

Öldürenin anne babasına mı, çocukların dedeleri ve ninelerini çığlıklarına mı yoksa yeni ama tadını henüz çıkaramamış taze annenin feryadına mı yanılmalıydı?

Yoksa diri diri toprağa gömdüğümüz insanlığımıza mı?

Neler oluyordu? İnsan cinnet ne ise bu şekilde bir olay yaşayabilir miydi?

Canına tak eden bir hayatı kendi isteği ile terk edip giderken, kendisine acı çektiren kişiye “ben daha fazlasını çektireceğim” düşüncesi ile bu şekilde canavarlaşabilir miydi?

İnsan neyini yitirmişti ki bu şekilde canileşebilmiş, dünyada en çok sevdiği yavrusunun canına kast edecek duruma düşebilmişti?

Şüphesiz herkes iki ayaklı, iki gözlü, iki elli, iki kulaklı insan olarak dünyaya gelmişti. Lakin insan olarak kalmak bir emeğin, bir çabanın ürünüydü.

İnsan doğuluyordu lakin insan ölünmüyordu.

İnsanlığın dibe vurduğu günümüzde, hayvan kanunlarının da revaçta olması kimseyi rahatsız etmez oldu. Rahatsız olanlar da iki gruba ayrıldı.

Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın diyenler ve bu yılanın başı kesilmeli, bir gün benim kapıma da gelir diyenler…

Bir taraftan tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır diyenler varken, diğer taraftan da deliğinden çıkan yılan sokmadan asla rahat edemez diyenler…

Tatlı dilin gerçekten bu kadar etkisi var mıydı?

Başımıza ne geliyorsa üslubumuzdan, tatlı dili unuttuğumuzdan, isteklerimize ulaşmak için zorbalık yaptığımızdan mı geliyordu?

İnsanı bu kadar zorba kılan; beklentilerine ulaşamaması, isteklerinin yerine gelmemesi miydi?

Yalnızlık elbette Allah’a mahsustu. Hayat yolculuğunda arkadaş olacak, yalnız bırakmayacak, nefes almasına, sükûn bulmasına, neşe ile dolmasına, huzurla yaşamasına sebep olacak bir yol arkadaşına herkesin ihtiyacı vardı.

Tatlı dille kurulan ve tatlı dille devamı beklenen, beklentilerinin zamanla karşılanması için sabırla birbirlerine destek olan, bunu yaparken de Hak Teala’dan yardım isteyen eşler olunmalıydı.

Mutlu olmak ancak mutlu etmekle, isteklere ulaşmak ancak vermekle olacaktı. Mutlu etmeyen mutlu olmayacak, sevdiklerinin ihtiyacını gidermeyenin de ihtiyaçları karşılanmayacaktı.

Yılan deliğinden çıkmadıkça asla sokmayacaktı. Deliğinden çıkan yılan ya açtı ya da rahatsız edilmişti.

Yılan olmaya en yatkın olan insanda ya ihtiyacı karşılanmamış, ya da beklentisine cevap alamamıştı.

Tatlı dil elbette başa gelecek büyük zararı bir müddet erteleyebilirdi. Lakin insanlığın yitirildiği günümüzde yılan elbisesi ile ortada gezen insan müsveddelerine acaba tatlı söz işe yarayacak mıydı?

İnsan kendine yakışanı aramakla mükellefti. Soracak ve cevabını bulduğu sorularını insanlaşma yolunda hayatına geçirecekti.

Hayata geçmeyen her bilgi sırtta taşınan bir yüktü. Ve insanlığın beli bu yükten iki büklüm olmuştu.

Yalan yanlış bilgiye anlık ulaşmak, bu bilgisini en doğru bilgi olduğunu, diğerlerini ötekileştirmek, doğru yolun tek bekçisi kendisi olduğunu sanmak günümüzün en büyük modasıydı. Herkes elindekinin Hak olduğunu iddia ederken kitap yüklü merkeplere dönmüştü.

Hayata dökülmeyen bilgiler kılıçlara takılarak muhatabına mezar oldu.

Yıkılan onca yuvalar, kırılan onca kalpler bir hiç uğruna heba olurken buna sevinen, rahatından insan yüzünden olduğunu iddia eden şeytan oldu.

Doğru yolun üstünde doğrularla aldatacağını söyleyen şeytanın aslında hiçbir gücü yoktu. Lakin yapılan bütün hataları şeytana atmak kader olmuştu.

Halbuki Hak Teala; şeytanın güvenerek teslim olan ya da inancının üzerini örtüp haktan uzak olana hiç zarar vermeyeceğini vaat etmişti…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Mustafa Görsev 2018-01-11 12:29:47

Asiye Hanim yüreğiniz ve kaleminiz var olsun

Avatar
Döndü Pirecioglu 2018-01-11 14:46:30

Selamun aleyküm hocam agziniza saglik üzücü bir durum malesef rabbim Anneye sabir versin okuyanlarda bir ders cikarsin insaAllah evet insanlar haynanlasti suc aslimizi Allahimizi inkar etmemizde malesef Ukumaktan dogruyu ögrenmekten kafamizi deve Kusu gibi kuma gömmemizde sabri sevgiyi unutmamizdan geliyor basimaza gelenler rabbim anlayisimizi sabrimizi sana olan inancimizi artir insaAllah

banner624