''Dünya bir tarlaydı, ekip biçip gidecektik'' diyordu, Üstad Cahit ZARİFOĞLU...
Ama böyle olmadı, araçlar amaç oldu, sonra amaçlar Lat, Uzza, Menat gibi put oldu.  Ölüm düşüncesi bastırıldı!  Konfor ve lüks ulaşılması gerekilen tek menzil oldu. En Yüce'ye dost olma arzumuz yani Refik-i Alaya Refik olma vasfı, dünyalık itibarı ve şöhreti olanlara dost olma hatta ve hatta ''kul ve köle'' olma vasfına dönüştü. Hareket, heyecan, aksiyonumuz  yerini umursamazlık ve tembelliğe bıraktı.

Varoluşumuz boyut ve eksen değiştirdi. Gönül coğrafyamızın eksenini hesaplayıp sınırları ortadan kaldırmayı en büyük hedef haline getirmişken eksenimizi kaybedip haram, mahrem ve yasak olanla sınırları kaldırdık.

Aslında her şey ''uygunluk'' fetvalarıyla başladı. Belki, '' her yol mübah'' demiyoruz ama her yol mübah gibi yaşıyoruz. Bir çok örnek böyle yan yana uzar gider. Verdiğimiz nefesin muhasebesini tutan anlayıştan, serveti ve sermayeyi muhafaza ve müdafa edebilecek  güçlü ve kuvvetli muhasebeciler tutan anlayışa savrulduk gittik.

Yumruklarını sıkan gözü kara mücahidler, boynunu Allah için büken muvahidler , gönlü zikir ile coşan zahidler ötekileştiriliyor. '' Bunlar merdiven altı'' tanımlarıyla itibarsızlaştırılıyorlar. Bir kısmımız ise arafta, muamma ve muğlakta; ahalinin diğer kısmı ise münakaşada ve mukayesede. 

Gençler, kadınlar, çocuklar için üst üste kurulan STK'lar, oluşturulan sosyal projeler, refleks olarak hayata geçirilen  güçlü ve etkili devlet projelerine rağmen yitiriliyoruz, bitiriliyoruz.

Velhasıl, bir müddet sonra yorgun düşüp çözülüyoruz. Çaresizleşiyoruz... Çekiliyoruz.

Muhammedi metoda dönmek zorundayız. Bedenimizden önce ruhumuzun hastalıklarını tespit edip bir reçete çıkarmalıyız. Şöhrete, servete, diplomalara, statülere ve dünyalık itibarlara meyilli dizayn edilen aileyi yeniden rahmet ve bereket ikliminin müşahhası olan yuva kavramıyla buluşturmalıyız.

Kitabi bilgiler ile aşırı yükleme sonucu çöken ruhların dirilişi için rahle-i tedrisatı yani ''dizinin dibinde yetişmeyi'' gerçekleştirecek, gerçek muvahhid ve zahidleri bulup topluma kazandırmak zorundayız. Ruhun en büyük tedavisi olan helal lokmanın faziletini ve hikmetini bir pedolog  gibi topluma aktarıp bu hakikati toplumda sürekli canlı tutmalıyız. Nefsimiz için döktüğümüz gözyaşı damlalarından utanıp Rıza-i İlahi için geceleri akıtacağımız gözyaşını, gündüzleri akıtacağımız alın teri damlalarını hatırlamalıyız. Bu akan damlaların bizi kurtuluşa götüreceğini, Hak katında bizleri yüceltip yükselteceğini bir an aklımızdan çıkarmamalıyız.

Çember ve zaman daralıyor. Elimizde bir ömür sermayesi var, varlıktan yokluğa akan; bu akışı yatağına koymak zorundayız, zorundasınız.
İddianız ve idealiniz varsa, hakikate sımsıkı sarılmalıyız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner623

banner624