Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın YÖK’e çağrıda bulunarak (26 Temmuz 2017) “Bu yardımcı doçentlik olayı nedir? Dünyanın kaç yerinde böyle bir uygulama var? Yardımcı doçentlikle ön kesiyoruz. Bunu gözden geçirin” demesinin üzerinden tam altı ay geçti.

Peki, aradan altı ay geçmesine rağmen neden bu konuda somut tek bir adım atılmadı?

YÖK Başkanı, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatına uyacağız” dedikten tam üç ay sonra CNNTürk’te verdiği röportajda “sözlü sınavın kaldırılacağını” söyledi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 26 Temmuz’daki çağrısından üç ay geçtikten sonra yaptı bu açıklamayı! Yekta Saraç bu röportajda ilginç bir şekilde bu sınavın kaldırılıp kaldırılamayacağını üniversitelere de soracağız dedi.

İyi de Kemalist rejimin akademide ön kesmek için uygulamaya soktuğu bu saçma sistemin nesini soracaksınız üniversitelere? Kaldı ki YÖK, 15 Temmuz sonrası 1577 dekanın istifasını isterken üniversitelerden görüş aldı mı? Böyle riskli bir konuda görüş alınmadı da dünyada benzeri olmayan bu uygulama için mi görüş alınıyor?

Başkan, 6 Aralık’ta bu sefer Habertürk’ten Veyis Ateş’e konuştu. Orada da çalışmanın bir ay içerisinde bitirileceğini söyledi ama hala değişen bir şey yok. Adaylar Aralık 15-29 tarihleri arasında tekrar sözlü sınav başvurusunda bulundu bile! Çünkü çalışma bir an önce tamamlanmazsa bu adaylar Mart ayında yine sınava tabi tutulacaklar.

YÖK neden inat ediyor? Neden kaldırmıyor bu uygulamayı? Bu çalışmalar neden bir türlü bitmiyor? Dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen böyle bir uygulama için 6 aydır neyi bekliyorlar?

Üniversitelerden alınan görüşleri Erdoğan’ın önüne koyarak ne demeyi düşünüyorlar acaba? ” Sürekli olarak ilmiye sınıfına bir paravan, engel oluşturan, ideolojik sorularla da adayları canından bezdiren bu sistemin kalkmasına üniversitelerimiz olumlu bakmıyor mu” diyecekler? Peki, Erdoğan sizden bunu mu istedi?

Üniversitelerden değerlendirmesi için istenen 6 maddeden ilk ikisi “mevcut sistemde ilk aşamada uygulanan doçentlik başvuru şartlarının aranmasına devam edilmesi, bununla birlikte merkezi yapılan sözlü sınav şartının kaldırılması” üzerine. Mail yoluyla da görüş bildirebilirsiniz denilen bu konuda acaba yardımcı doçentler çekinmeden özgür eleştirilerini ve taleplerini yazabildiler mi? Yazamadılarsa neden?

Bakınız, Cumhurbaşkanımız ‘TEOG’u yanlış buluyorum, kaldırılması lazım’ dedikten bir gün sonra Türkiye’nin en büyük kurumlarından biri olan MEB’in Bakanı hemen işe koyuldu ve TEOG sistemi kaldırıldı. Bir kamu kurumu olan YÖK ise Cumhurbaşkanımızın açık talimatına rağmen tam 6 aydır direniyor! Ve hala bu konuda bir düzenlemeye gidilmedi. Bu neyin inadı anlamak mümkün değil!

Bugüne kadar jürinin kafasına uymayan, ideolojik yaklaşımına ters düşen başarılı birçok akademisyenimizi heba ettik. Akademi, başörtülüleri düne kadar üniversiteye sokmayan yobaz profesörlerin tekelinde olan bir kurumdu. Bu yüzdendir ki ortalık Kemal Alemdaroğlu, Nur Serter, Celal Şengör gibi saymakla bitiremeyeceğimiz çapsız insanlardan geçilmiyor. Bu kafayla akademide bilim mi üretilir? Örneğin bugün felsefe alanında çalışmalar yürüten kaç tane başörtülü, başarılı, kaliteli profesörümüz var?

184 üniversitesindeki 7,3 milyon öğrencisi, 75 bini doktoralı olmak üzere 150 bin akademisyeni ile güçlü bir yapıya sahip olan YÖK bu gücü ne amaçla kullanmak niyetindedir? Bu bilgi birikimini ülkemizin ilerlemesi, kalitesinin artması ve özgün bilimsel eserlerin üretilmesi noktasında neden kullanamıyoruz? Neden hala bu saçma uygulama için tam 6 ay bekleniyor?

Üstelik Cumhurbaşkanımız daha iki hafta evvel “Ne oldu bu yardımcı doçentlik işi” diyerek tekrar hatırlatmasına rağmen! YÖK hala bu katı, merkeziyetçi tutumunu devam ettirmekte ısrarcı ise vay halimize!

Oysa yapılacak iş belli; KHK ya da torba yasa ile yapılacak bir düzenlemeyle doçentlik sözlü sınavı tüm gruplar için kaldırılmalı ve hali hazırda yayından başarılı bulunan adayların doçentlik ünvanı UAK tarafından verilmelidir. Bunun için 6 ay beklemeye ne gerek var? Bu iş uzamaya devam ettiği sürece merkezi sınav jürilerine atanan kriptolar namuslu insanları harcamaya devam edecektir.

1980 model bir sistemle tesis edilen bürokratik ve akademik oligarşiyi artık kırmamız gerekiyor.

Birçok üniversitenin son zamanlarda adrese teslim, nokta atışı yapan iş ilanları da dikkatimden kaçmıyor. FETÖ’yü andıran bu ahlaksız tutumu da bir ara yazacağım.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Akademisyen 2018-01-08 14:13:40

her yönlü kullanıma çok açık, rahatsız edici bir takım uygulamaların olduğu denetleme ve kontrol sistemi olmayan doçentlik sözlü sınavının kaldırılmasıyla motivasyon, hareketlilik ve verim artışıyla birlikte akademinin kalitesi kesinlikle artacaktır. bunda hiç şüphe yoktur. ancak bu sistemden nemalanan köşe başı tutmuş değişimi istemeyen bazı statukocu kesim yüksek bir direnç ortaya koyuyor.

Avatar
ÜNİVERSİ 2018-01-08 11:13:25

doçentli̇k sözlü sinavi derhal kaldirilmali, eserden geçenlere doçent ünvani derhal veri̇lmeli̇di̇r.

Avatar
Doçent adayı 2018-01-08 11:44:34

sayın yök başkanımızın, sayın cumhurbaşkanının direktifleri doğrultusunda bizlere müjdeli bir haber vereceğine inanıyoruz. ne zamandır beklenti ve belirsizlik yüzünden bir türlü ne ders çalışma ne de makale yazma adına bir türlü konsantre olamıyoruz. doçentli süreci malesef verimsiz ve heder olan bir dönem olarak geçiyor.

Avatar
Akademi 2018-01-08 16:03:16

i̇vedi bir açıklama ve düzenlemeyle subjektif ve adaletsiz sözlü sınav kaldırılmalı, eserden geçenlere ünvanları verilmelidir. size de hassasiyetinizden dolayı çok teşekkürler

Avatar
İhsan Hoca 2018-01-08 15:16:46

ufuk bey, Allah sizden razı olsun; doçent ve profesör olmanın kriterleri şunlar olmalıdır: 1-)yabancı dil baraj değil puan getiren bir alan olarak değerlendirilmelidir. 2-)üniversitelerde on yıl öğretim elemanı olarak çalışmış ve doktorasını bitirmiş olan her öğretim elemanı doğrudan doçent olarak atanmalıdır. 3-)üniversitelerde yirmi yıl öğretim elemanı olarak çalışmış ve doktorasını bitirmiş olan her öğretim elemanı doğrudan profesör olarak atanmalıdır. 4-)bu şartları yerine getirmek için gerekli olan süreyi beklemek istemeyen ve doktorasını bitirmiş olan her öğretim elemanının, isterse, yökün uygulamadaki kriterlerine göre doçent veya profesör olması sağlanmalıdır.

Avatar
Yasliyarddoc 2018-01-08 18:42:44

Ellerinize aklınıza sağduyunuza sağlık. Bu kadar güzel anlatılabilirdi. Desteğiniz için çok teşekkürler. Bu katkınız unutulmayacaktir.

Avatar
doçentlikson 2018-01-08 19:20:53

bu haber için teşekkürler. eser inceleme aşamasından başarılı olmuş tüm adaylara hakettikleri ünvanlar verilmelidir. doçentlik sözlü sınavı kaldırılmalıdır.

Avatar
hakkı 2018-01-08 20:51:41

hay ağızınıza sağlık.
ne kadar doğru ve güzel yazmışınız.